10.10.2026 00:30 / Güncelleme: 02:01

'Katiller yargılanana kadar mücadelemiz bitmeyecek'

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti. Bugün katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri, arkadaşları, yoldaşları; katliamın sorumluları yargılansın diye mücadele ediyor. Ailelerin talebi net: Adalet…

"Katiller yargılanana kadar mücadelemiz bitmeyecek"

Fotoğraf: AA

Irmak Su Timur
[email protected]
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]


Ankara Garı’nın önünde 2015 yılında; emek, barış ve demokrasi güçlerinin “barış ve demokrasi” talebiyle bir araya geldiği mitinge düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti. Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen hayatını kaybedenlerin aileleri, yoldaşları, arkadaşları adalet mücadelesini sürdürüyor. İl dışında olan aileler; her davaya gelmeye, bulundukları illerde çocuklarının, yoldaşlarının mücadelesini, “barış ve demokrasi” talebini yükseltmeye, onların isimlerini yaşatmaya devam ediyor.

Katliamın 11 yılında Evrensel’e konuşan aileler her davada, her 10 Ekim’de söyledikleri gibi kamu görevlilerinin sorumluluğuna, katliama nasıl yol verildiğine dikkat çekiyor. Aileler, sorumluları ortaya çıkarmayanlara, “Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye sesleniyor.

"Artık adalet istiyoruz"

Katliamda hayatını kaybeden Cemal Avşar’ın eşi Gülşen Avşar, mücadeleye devam ettiğini ve ısrarla adalet talep ettiğini anlatıyor. “Çok yorulduk ama devam edeceğiz” diyen Gülşen Avşar yaşadıklarından şöyle bahsediyor: “11 yıldır mücadele ediyoruz. Onlar bizi yıldırmaya çalışıyorlar ama yılmıyoruz. Hem yollar hem mahkemeler bizi yoruyor. Her davadan döndüğümde çocuklarımın başının bükülmesi bizi yoruyor. 11 sene oldu, hiçbir şekilde sesimizi duyuramadık. O zaman kızım 11 yaşındaydı, şimdi işe başladı. Torunlarım dedelerini göremedi. Ben ağlayamadım bile. İşe gitmek zorunda kaldım. Çocuklarıma anne, baba, abi olacağım diye sağlığım gitti. Artık adalet istiyoruz.”

"Şebnem’e sözüm var, mücadeleye devam edeceğim"

Şebnem Yurtman’ın annesi Şafak Yurtman da kızının mücadelesinden ne kadar gurur duyduğunu anlatarak başlıyor sözlerine. Katliamın ardından eşine karakolda, “Kızınızın oraya gittiğinden haberiniz var mıydı?” diye sorulduğunu anlatan Yurtman, “Kızım 23 yaşındaydı, izin mi alacaktı? Zaten işim olmasaydı ben de gidecektim. Beraber o alanda olacaktık. Barışı beraber talep edecektik. 11 senedir davalara gidip geliyoruz. Küçücük bir ilerleme olmaz mı? İnsan ‘adalet varmış’ demez mi? Biz diyemiyoruz. Sözüm var Şebnem’e. Ömrüm yettiği sürece mücadeleye devam edeceğim. Tüm ailelere sesleniyorum. Bu hepimizin mücadelesi” diyor. Yurtman, “Elimizden bütün renklerimizi aldılar. Ben rengarenk bir insandım. Şebnem’in sevdiği yemekler evde pişmiyor. İnternette gezinirken Şebnem’in yoldaşlarının, onun resimlerini paylaştığını görüyorum. Bazıları benim bile bilmediğim resimler. Mutlu oluyorum” diye noktalıyor sözlerini.

"Dünya alem bilsin ki katillerden hesap soracağız"

Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik de o gün barış talep etmek için ailecek mitinge gittiklerini anlatıyor: “Biz ailecek gittik alana. Ben gidemeyecektim. Korkmaz, ‘Anne gelmen lazım, sen gelmezsen barış olmaz. Bak parti çağırıyor’ demişti de ikna etmişti beni. O gün hepimiz alandaydık. Bir ara Korkmaz yanımızdan ayrıldı, sonra bomba patladı. Ancak öğrendik ki bomba patladığında Korkmaz hayattaymış. Onunla ilgilenen arkadaşına, ‘Ben iyiyim, sen diğerlerine bak’ demiş. Korkmaz’ın ölümüne neden olan, bombanın ardından polis tarafından sıkılan biber gazı olmuş.”

O günden itibaren avukatlarla, Korkmaz’ın yoldaşlarıyla, katledilenlerin aileleriyle mücadeleyi sürdürdüklerine vurgu yapan Zöhre Tedik, “İçimiz kan ağlarken katillerden hesap sormak için mücadele ettik. Başta Korkmaz’ın yoldaşları, partisi, avukatlar, sendikalar birleşti. Bugüne kadar da mücadeleyi sürdürdük. Avukatlarımız bize cesaret verdi. İl il, ilçe ilçe gezip delil topladılar. Davanın heyeti 4 kere değişti, hepsine dosyayı baştan anlattılar. Biz de olduğumuz her yerde bu katliam unutulmasın diye mücadele etmeye devam ediyoruz. Dönemin başbakanının sözlerini ve sorumluluğunu, bakanlarının sözlerini ve sorumluluklarını da unutmadık, unutmayacağız. Dünya alem bilsin ki katillerden hesap soracağız. Vasiyetimdir, benden sonra da Korkmaz’ın ve diğer 102 insanın mücadelesi unutulmasın” diye konuşuyor.

"Benim çocuğum yaşayamadı, bundan sonraki çocuklar barış içinde yaşasın"

Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan da “11 yılı yaşayan bilir. 11 yıldır hem onun yokluğu hem de mahkemeler yıpratıyor bizi” diye söz ediyor mücadelesinden. Mahkemeden olumlu bir ilerleme görememenin, sürekli heyet değişmesinin, her heyete tüm dosyanın tekrar anlatılmasının yorucu olduğunu söyleyen Doğan, “Mahkeme heyetinin bize karşı tavırları, ‘Çok konuşursan dışarı atarım’ demelerine mi göğüs gerelim, acıya mı göğüs gerelim bilmiyorum” diye soruyor.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

“Benim çocuğum sadece barış istediği için katledildi” diyen Doğan, “Katledilenlerin suçları barış, özgürlük, demokrasi istemekti” diye tepkisini anlatıyor. Doğan, “Bombanın ardından yaralıların üstüne zehirli gaz sıkıldığını mahkemede öğrendim. Bunları duymak beni kahrediyor. Benim çocuğum öğrenciydi. Talebim bir an önce katillerin cezalandırılması. Çocuğumun katilleri dışarıda” diye tepki gösteriyor. Doğan, sözlerini şöyle noktalıyor: “Benim çocuğum yaşayamadı, bundan sonraki çocuklar barış içinde yaşasın. Başka anneler üzülmesin”

"Mahkeme salonlarını dolduralım"

Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya, “Bu düzen değişmezse, yargı baskılanmaya devam ederse bu dava uzayacak” diyerek başlıyor sözlerine. İnsanlığa karşı suçtan yargılama yapılmamasına değinen Sarıkaya, “Davalar bizim ağzımıza bir parmak bal çalmaktan ibaret. Avukatlarımızın talepleri karşılanmıyor. Mahkeme ailelere zorluk çıkarıyor” diye tepki gösteriyor. Tüm bunlara karşı birlik olma çağrısı yapan Sarıkaya, siyasi partilere, sendikalara, konfederasyonlara, ailelere, “Mahkemelere katılın, salonları dolduralım” diye sesleniyor.

Dava sürecinde bir sürü yeni insanla tanıştığını anlatan Sarıkaya, “Dava sürecinde tanıştıklarımla aile gibi olduk. İki ayda bir, üç ayda bir görüştüğümüzde sanki aileden birini görmüşüz gibi sarılıyoruz. Orada birbirimize destek veriyoruz” diye anlatıyor. Avukatların mücadelesinin davayı bugünlere getiren temel şeylerden biri olduğunu vurgulayan Sarıkaya, “Avukatlarımızın çok büyük gayretleriyle, inatlarıyla bu dava buraya kadar geldi. Yoksa çoktan bitirmeyi düşünüyorlardı. En umutsuz olduğumuz zamanda bile avukatlarımız bizlere umut verdi” diye anlatıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

"Biz hâlâ barış istiyoruz"

Uygar Çoşgun’un annesi Nuray Çoşgun da geçen sürede acılarının azalmadığını vurguluyor. Mahkemelerde kendilerine izleyici gibi muamele edilmesine tepki gösteren Coşgun, “Biz seyirci değiliz, biz bir müştekiyiz. Acımızı görmeyen bir karşı taraf var. Sanki sanık biriz, öbür taraf müşteki gibi. ‘Mahkemenin huzurunu bozma’ diyorlar bize. Bu katliamın arkasında bir sürü insan var. Hepsinin yakalanmasını istiyoruz. Dava insanlığa karşı suçtan görülmeli. Ancak sanıklar tam olarak bundan beraat ettiler” diyor.

Hâlâ barış istediklerinin altını çizen Coşgun, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Biz kavgadan yana olanlar değiliz. Biz insanların ölmesinden yana olanlar değiliz. Biz sadece barış için mücadele eden insanlarız. Herkes oraya barış için gitti. Kimse ölmesin, barış olsun, huzur olsun, mutluluk olsun.”

Fotoğraf: MA

Fotoğraf: MA


"Her 10 Ekim dönümünde göğe bakıp şarkımı söylüyorum"

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Elif Kanlıoğlu’nun ardından “Bum” isimli şarkıyı besteleyen ve seslendiren Beliz İtiş, katliamın 11. yılında duygularını Evrensel’e anlattı:

“Ben Elif’i kalbinden tanıdım; gözündeki ışıltıdan, gülüşündeki umuttan…

Aynı köyün çocuklarıydık biz, onun annesiyle benim babam süt kardeş olmasına rağmen ne hikmetse Elif’le hiç yüz yüze gelememiştik. Onu, kaybettikten sonra, tanışmadan tanıdım.

İnsan genç yaşlardayken bir yaşıtını kaybetmeyi pek kabullenemiyor, hele ki söz konusu barış ve iyilik uğrunda yitirilmiş bir hayat ise etkisi bir ömür sürüyor sanırım. Şimdi, bu yaşımızda Elif nasıl biri olurdu, neler yapardı diye merak etmekten kendimi alıkoyamıyor, anneciğinin gülüşündeki hüznü gördükçe insanlık adına utanıyorum.

Ankara Garındaki o patlamanın haberlerini okuduğum günden bu yana kendimce Elif yerine de yaşıyorum; umudumu sırtlanıp iyiliğin peşinden gidiyor, zorlandığım zamanlarda sanki beni duyarmışçasına onunla dertleşiyorum. Bu dertleşmelerden biri zaman içinde “Bum” isminde bir şarkıya evrilmişti; şimdi her 10 Ekim dönümünde göğe bakıp şarkımı söylüyor, Elif’e ve o gün kaybettiğimiz onlarca cana selam uçuruyorum.

Canım Elif; kalbi gözünde, umudu göğsümde…”

Bum

“…Periler ve kuşlarla

Dostsundur belki orda

Burası değişmez

Hâlâ yıkık, boynu bükük aileler

Sırtı yanık talebeler

Susturulur tüm sesler…”

 

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
09.10.2026 15:00

Genel-İş Dersim Şubesinde seçim sürecine tepki: İşçilerden demokratik ve şeffaf seçim çağrısı

Genel-İş Dersim Şubesi önünde açıklama yapan belediye işçileri, üye listeleri ve seçim takviminin paylaşılmadığını, adaylık sürecinin engellenmeye çalışıldığını belirtti. İşçiler, delege seçimlerinin demokratik koşullarda yapılmasını istedi.

Genel-İş Dersim Şubesinde seçim sürecine tepki: İşçilerden demokratik ve şeffaf seçim çağrısı

Fotoğraf: Evrensel

09.10.2026 18:52 / Güncelleme: 19:16

Özgür Özel'den Bakan Göktaş'a: Kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti bizim ailelere de göster bakalım

Mersin'de düzenlenen mitingde konuşan Yeni Parti lideri Özgür Özel, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a yanıt verdi, "Hadi bakalım aileden sorumlu bakan, kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti göster bakalım bizim ailelere" çağrısında bulundu.

Özgür Özel'den Bakan Göktaş'a: Kendi ailene gösterdiğin hassasiyeti bizim ailelere de göster bakalım

Fotoğraf: Yeni Parti

09.10.2026 14:55

Ankara'da NATO protestolarında gözaltına alınan 37 kişiye dava açıldı: 3 yıla kadar hapis istemi

Ankara'da 7 Temmuz'da düzenlenen NATO karşıtı protestoda gözaltına alınan 37 kişi hakkında dava açıldı. Savcılık, 37 kişinin 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Ankara'da NATO protestolarında gözaltına alınan 37 kişiye dava açıldı: 3 yıla kadar hapis istemi

Fotoğraf: ANKA

10.10.2026 00:22

Yeni Partili Murat Emir: 214 kişilik suç konsorsiyumunda kimler var?

Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye tarihinin en büyük organize finansal vurgununun karartılmak istendiğine dair şüphelerin güçlendiğini belirterek "214 kişilik suç konsorsiyumunda kimler var, failler kimden korunuyor?" diye sordu.

Yeni Partili Murat Emir: 214 kişilik suç konsorsiyumunda kimler var?

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!