Davanın avukatlarından Erkan Ünüvar: '10 Ekim’in gerçek failleri ortaya çıkarılmadan sahici bir barıştan söz edilemez'
10 Ekim Ankara Katliamı davasının avukatlarından Erkan Ünüvar anlattı: “Katliamın üzerinden geçen sürede çok şey değişti. Gelinen noktada ‘barış’ süreci içindeyiz. Fakat katliamın failleri ortaya çıkarılmadan sahici barış ortamından söz edilemez."
Fotoğraf: Kübra Kırımlı/Evrensel
Kübra Kırımlı
[email protected]
Ankara — 103 yurttaşın yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı üzerinden 11 yıl geçti. Yıllardır sorumlular hesap versin diye durmaksızın hukuk mücadelesi veren dava avukatlarından Erkan Ünüvar ile konuştuk. Yargının gerçekleri ortaya çıkarmak bir yana dursun önlerine duvar ördüğünden söz eden Av. Ünüvar, “10 Ekim Ankara Katliamının gerçek failler ortaya çıkarılmadan sahici bir barış ortamından söz edilemez.” dedi
“Kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair edindiğimiz yeni belgeler üzerine çalışıyoruz”
Avukat Ünüvar dünden bugüne davada yaşananları kısaca anlattı: “Katliamdan 1 yıl sonra 36 sanık hakkında iddianame düzenlendi. 19 sanıktan 9’una 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası ve insan öldürmeye teşebbüsten binlerce yıl ceza verildi; kalan 1 sanık hakkında katliamdan sorumlu olması nedeniyle suç duyurusunda bulunuldu. Diğer sanıklara ise örgüt üyeliğinden 7,5 ila 12 yıl arasından değişen çeşitli cezalar verildi. Yargıtay bu sanıklar hakkındaki kararlardan bir kısmını bozdu; yeniden yargılama yapıldı ve mahkumiyet kararları kesinleşti. Sanıklardan Erman Ekici hakkında, insanlığa karşı suçtan iddianame düzenlemesine rağmen, 2019 yılında bu suçtan beraat kararı verildi. Ekici diğer sanıklarla benzer katliamdan ve anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı aldı.
Fotoğraf: erkan Ünüvar (Kişisel arşiv)
Bugüne gelecek olursak yargılama firari sanıklara yönelik devam ediyor. Suriye’deki son gelişmeler sonucunda firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar Suriye’de HTŞ tarafından tutulduğu cezaevinden, IŞİD mensuplarıyla birlikte Türkiye’ye getirildi. Ve geçen celselerde tutuklanarak sorgusu yapıldı. Suriye ve Irak’taki kamplarda 10 Ekim ve diğer katliamların faili olan, dosyamız açısından kritik öneme sahip bazı firari sanıkların da Türkiye’ye getirildiği haberleri basında yer aldı. Ancak henüz mahkemeye ulaşan somut bilgi yok. Kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair edindiğimiz yeni belgeler üzerine çalışıyoruz.”
“Yargılanan tek bir kamu görevlisi yok”
Diğer katliam davalarından davanın başından itibaren nasıl seyredeceğini tahmin ettiklerini, “belli sayıda IŞİD’liye en ağır cezaların verileceği, bu yolla diğer sorumlukların üstünün örtüleceğini biliyorduk” sözleriyle tamamlayan Ünüvar, “Bu katliamın adli bir vaka olmadığını, katliamın arka planında Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve katliamlardan beslenen siyasi hesapların bulunduğunu savunduk. Tüm sorumluların insanlığa karşı suçtan yargılanması gerektiğini savunduk.” dedi.
Kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin de çalıştıklarını “Ankara Emniyet Müdürlüğü görevlileri” hakkında suç duyurusunda bulunduklarını anlatan Ünüvar, “Katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi aldığı anlaşılan ve ihbar edilen katliam failleri hakkında gerekli işlemleri yapmayan ve yakalamayan başta dönemin Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ve diğer Emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduk. Ancak şu ana kadar katliamla ilgili yargılanan hiçbir kamu görevlisi bulunmamaktadır” dedi.
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin
“Kaç IŞİD’li Irak’a sevk edildi, kaçı serbest belli değil”
Katliamın yaşandığı günden bugüne hem bölgesel hem de Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmelerin dava sürecine etkisine dair sorduğumuz Ünüvar, “Geride bıraktığımız 11 yılda önemli gelişmeler yaşandı. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘konuşursam yer yerinden oynar’ imalı sözlerini hatırlayın. Sadece Davutoğlu değil; Ümit Özdağ ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da benzer açıklamaları olmuştu. Israrlarımıza rağmen mahkemede dinlenmediler. Yargı bile bizim zorladığımız yerde gelip önümüze duvar örüyor!
Diğer gelişmelere bakacak olursak; Suriye’de HTŞ’nin hakimiyeti ele geçirmesi ile birlikte IŞİD etkisinin azalacağı genel olarak kabul edilse bile bu IŞİD tehlikesinin biteceği anlamına gelmiyor. Zaman zaman HTŞ ve SDG arasında çatışmalar yaşandığı dönemde SDG’nin elindeki kampların ve Suriye’deki cezaevlerinin kontrolsüz biçimde boşaltılması ciddi bir şekilde IŞİD militanlarının rahat hareket etmesine zemin oldu. Şu anda kaç IŞİD’linin Irak’a sevk edildiği, kaçının serbest kaldığı, kaçının belki de HTŞ saflarına katılarak kendini gizlediği bilinmiyor. Bu belirsizlik ve kontrolsüzlük önümüzdeki süreçte IŞİD tehlikesinin devam edeceğini düşündürmektedir. Firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar Türkiye’ye getirildi. Fakat özellikle geçtiğimiz yıllarda Irak ve Suriye’de kamplarda olduğuna dair dosyamıza bilgiler gelen İlhami Balı, Savaş Yıldız vs. gibi önemli firari sanıkların akıbetleri hakkında şu anda sağlıklı bilgi alınamıyor. Firari sanıklar Savaş Yıldız ile İlyas Aydın, SDG’nin elindeyken katliamların nasıl organize edildiği, bağlantılarına dair çok önemli açıklamalar yapmışlar ve bu açıklamalar medyada yer almıştı. Bu firari sanıkların Türkiye’ye getirilmeli; verecekleri bilgiler dosyanın gidişatını belirleyecek nitelikte olabilir, bu nedenle bir an önce akıbetlerinin ortaya çıkarılması gerekiyor” diye ifade etti.
“Sürecin diğer adımlarıyla eş zamanlı hafıza ve hakikat komisyonu kurulmalı”
Bir yanda “barışın” konuşulduğu günler, diğer yanda ise barış mitinginde yaşamdan koparılan 103 vatandaşın davası. Firari sanıklar yönünden görülen son duruşmada mahkeme heyetinin 4. kez değiştirilmesi değerlendiren Avukat Ünüver şunları söyledi: “Her yeni gelen heyete dosyayı en başından anlatmamız bizi oldukça zorluyor. Sık duruşma yapılmadığı için mahkeme heyetinin dosyayı öğrenmesi de zaman alıyor. 250 klasör ve binlerce sayfadan oluşan bir davaya hakimlerin sonradan nüfuz etmesi zor. Zaten uzun zamandır bu dosyanın kapatılması ve kamuoyunun gündeminden düşürülmesi için epey çaba harcanıyor. Heyet değişiklikleri de bu politikanın bir parçası.
Son yaşanan süreç yahut ‘barış’ süreci adına ne dersek; söyleyeceklerimiz yıllardır savunduğumuz çizgiden farklı değil. 10 Ekim Ankara Katliamı, 2015-2016 yıllarında yaşanan diğer katliamların sorumluları ortaya çıkarılmadan ülkemizde gerçek bir barış ve demokrasi ortamından bahsetmenin mümkün değil. Çünkü bu katliamlar toplumun barış talebine karşı yapılmıştır. Bunun dışında da ülke tarihinde aydınlatılmamış pek çok katliam ve siyasi suikast bulunmakta. Sürecin diğer adımlarıyla eş zamanlı olarak, tüm katliamların ve suikastlerin aydınlatılmasını hedefleyen hafıza ve hakikat komisyonları oluşturulmalı, buna dönük mekanizmalar bir an önce hayata geçirilmelidir.”
“Adları X ve Y kodlu onlarca faille var ama Bakanlık ilgilenmiyor”
11 yıldır, 10 Ekim Ankara Katliamının insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi için mücadele verdiklerini, insanlığa karşı suç işleyenlerin ülke ve zaman farketmeksizin yargılanması gerektiğine dikkat çeken Ünüvar, “İnsanlığa karşı suçta zamanaşımı olamaz. Eğer insanlığa karşı suçtan yargılama yapmazsanız, şu an firari olan bu sanıkların büyük bir bölümü bir süre sonra zamanaşımından yararlanarak, yargılanmaktan kurtulacaklar. Serbestçe aramızda dolaşabilecekler. Adalet Bakanı son dönemlerde faili meçhul dosyaları çözmekten ve özel ekipler kurduklarından bahsediyor ama bizim dosyamızda adları dahi bilinmeyen sadece X ve Y olarak kodlanan onlarca katliam faili var. Bunlarla ilgili 11 yıldır hiçbir ciddi bir çalışma yapılmadı. Üstelik bunlarla ilgili açılan soruşturmada Savcılık tarafından gizlilik kararı verildiği için bir şeyler yapılıyor mu onu bile bilmiyoruz, yıllardır ısrarlı taleplerimize rağmen gizlilik kararı da kaldırılmıyor.” dedi.
“Davayı anlatan bir belgesel hazırlıyoruz”
Türkiye’deki yargı pratiğini uzun uzun anlatmaya gerek yok, diyerek davanın avukatları olarak 11 yılda yaşadıkları zorluklara sözü getiren Ünüvar, “10 Ekim Ankara Katliamı Avukat Komisyonu olarak en baştan itibaren, yıllarca sonuç alınamayan diğer katliam davalarının akıbetini bilerek hareket etmeye çalıştık. Elbette zorlu dönemler oldu ve devam ediyor. Bu tür davaların ancak kolektif çalışan bir ekiple uzun yıllar sürdürülebileceğine inanıyoruz.11 yılın sonunda hala her hafta mahkemeye gidip, yeni gelen evrak var mı diye bakıyoruz, mail grubumuz çok aktif ve sürekli yazışıyoruz. Türkiye gündemin yoğun olduğu bir ülke. Her şeye rağmen kamuoyunun 11 yıldır bu davaya ilgisi hiç eksilmedi. Kamuoyu çalışmalarını bu yüzden önemsiyoruz, bu yıl davayı anlatan bir belgesel hazırlıyoruz. Fakat tüm bu yoğunluğun içinde bizi en çok yoran şeyin yargı makamlarının davayı IŞİD’lilerin yaptığı bir eylem olarak kabul etmesi, bunun dışına çıkmaması. Yargı makamları katliamın insanlığa karşı suç olduğunu kabul etmedikleri gibi katliamın gerçek failleriyle ilgili en ufak bir çabaları olmadı, tam tersine sürekli engellemeye ve karartmaya çalıştılar. Aileleri izleyici olarak gören mahkemeler! Dahası ailelerin konuşmalarına tahammül edemeyen mahkemeler! Açıkçası ailelerin 11 yıldır hiç eksilmeyen güçlü sahiplenişleri hala devam ediyor ve bizler de gücümüzü onlardan alıyoruz. Her zorluğa rağmen bu mücadeleyi, adalet mücadelesini sürdüreceğiz” dedi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et