08.10.2026 00:15

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu yeniden aday: 'Hem savunmayı hem de hukuku korumak'

İstanbul Barosu için yeniden adaylığını koyan mevcut başkan İbrahim Kabaoğlu sorularımızı yanıtladı: “Baromuza açılan davalar devam ederken, ‘havluyu atıp’ gitmek olmazdı’; devletin hukuk devleti olmaktan çıkmasına karşı mücadele şart.”

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu yeniden aday: "Hem savunmayı hem de hukuku korumak"

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu

Nisa Sude Demirel
[email protected]


İstanbul Barosunda seçim tarihi yaklaşıyor. Genel Kurul, 10 Ekim günü Haliç Kongre Merkezinde toplanacak. Genel Kurulda yeterli sayıya ulaşılamazsa bir sonraki toplantı 24-25 Ekim tarihlerinde yapılacak. 68 bini aşkın üyesi bulunan baronun başkanlığı için 5 aday yarışacak. Prof. Dr. Ümit Kocasakal Cumhuriyetçi Güç Birliği grubunun adayı olarak, Hasan Kılıç Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketinin adayı olarak, Prof. Dr. Avukat Osman Korkut Kanadoğlu Avukat Hakları Grubunun adayı olarak, Arife Gökkaya Dinç Bağımsız Avukatların adayı olarak, mevcut Baro Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu ise Değişim İçin Avukatlar Grubunun adayı olarak seçime giriyor.

Mevcut Başkan İbrahim Kaboğlu ile geçirdikleri iki seneyi, baro yönetimine açılan görevden alma davasını ve yeniden aday olurken Değişim İçin Avukatlar Grubunun yol hattını konuştuk.

Fotoğraf: İstanbul Barosu

Fotoğraf: İstanbul Barosu

İki seneyi tamamlamak üzeresiniz, aslında Değişim İçin Avukatlar Grubu olarak baroda bir yönetim anlayışıyla göreve geldiniz. Siz 2024’te açıkladığınız hedefler, bir anlayış bakımından bu iki seneyi nasıl değerlendiriyorsunuz, nasıl geçti sizce?

Önce neden aday olduğumdan başlayayım. Başlıca neden Türkiye’nin içinde bulunduğu ortam ve koşullar, hukukun sürekli ihlal edilmesi, hukukun dışına çıkılması. İkincisi ise bana yönelik yoğun talepler. Öyle ki bir günde, ‘Kaboğlu’nu başkan adayı olarak görmek istiyoruz’ diye 1200 imza toplandı. O zaman söylemim ‘Bu anayasal yıkım karşısında seyirci kalamam’dı. Ama 9 Ağustos 2024’ten itibaren “ben” değil “biz” dedik.

İstanbul Barosu çok yelpazeli, çok parçalı, siyasal açıdan da dünya görüşleri açısından da farklı grupların olduğu, çok renkli bir baro. Değişim İçin Avukatlar Grubu da tek yapılı ve homojen bir grup değil. Biz de şu üçlünün etrafında birleştik: Her zaman, her yerde, herkes için hukuku etkili kılmak. İkinci söylemimiz ise bunu fikir, dayanışma ve eylem yoluyla yapmak. Bu iki üçlüyü biz ilk haftadan itibaren uygulamaya koyduk. Avukatlık Yasası’nda iki önemli görev ve sorumluluk var. Bir, baronun kendi üyesi olan avukatlara yönelik avukatları koruma görev ve sorumluluğu. Ama yine Avukatlık Kanunu’na göre ikinci bir yükümlülüğü var. Bu da hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak. İşte biz görevi devraldığımız andan itibaren bu ikili amaçla ilerlemeye çalıştık.

Bunu yaparken iki ay sonra hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma görevimizi hukuk hakkını kullanarak soruşturma istedik. Başsavcılık, soruşturma açarak “Yok, hukuk talebinde bulunamazsın” demiş oldu. Soruşturma açma biçimi bile Anayasa’ya ve kanunlara aykırıydı. Çünkü bir cumhuriyet başsavcısı baro hakkında, sosyal medya hesabından bütün kamuoyuna baro başkanını ve üyelerini terörist ilan ederek soruşturma açamaz.

Biz siyasal, hukuk ve akıl dışı davayı hukuk zeminine çekmeye çalışırken öte yandan görevimizi hiç aksatmadığımız gibi, daha da dört elle sarıldık. Örneğin 21 Mart 2025’te asliye hukuk mahkemesi “Sizi görevden aldım” dedi, Yönetim Kurulu üyeleri olarak. Ama beni görevden almadı. Belki unuttu, belki zannetti ki baro başkanı da Yönetim Kurulu üyesidir. Yani bu bile davanın ne kadar haksız ve cahilce olduğunu gösteriyor.

Biz bunu protesto etmek için Çağlayan’dan Beyoğlu’ya, baro binasına kadar yürüdük. İlk kez Gezi’den sonra Taksim Meydanı’nı yürüyerek aştık. O kalıpları, yasakları kırdık. Ama o akşam geldim, burada onlarca, yüzlerce imza görevimi yaptım. Ya da Silivri’de sanık sandalyesinde oturuyorken görevimi aksatmamak için belgeleri orada imzaladım. Yani demek ki İstanbul Barosu hem savunma hakkına katkıda bulundu hem de görevini yaptı. İki yıl boyunca bize karşı açılan haksız davalar çerçevesinde aslında kendimizi savunmadık; İstanbul Barosunu savunduk. Onun da ötesinde savunmayı savunduk. Avrupa’dan birçok meslektaş İstanbul Barosunun Avrupa için esin kaynağı olduğunu yazdı ve söyledi. 

Sizin başladığınız yerden sorayım o zaman. Aslında biraz derinleşen bir atmosfer var 2024’ten bu yana. Örneğin bunlardan bir tanesi Adalet Bakanlığındaki değişiklikti, Ankara’da mesela komple bir rotasyon gördük. Şimdi de belediye başkanlarına dönük davalar vesaire derken bir atmosfer farkı var aslında. Siz bugün yeniden adaylık koyarken 2024’te aday olduğunuz politik ve hukuki atmosferle bugün arasında bir fark görüyor musunuz?

2024’e göre çok gerileme oldu. Bu gerileme yalnızca İstanbul Barosuna 148 yıllık tarihinde açılan, 8 farklı yargı organının devreye girdiği bir davalar zinciri de değil. 19 Mart’tan itibaren yerel demokrasiye yönelik yargı araçsallaştırılarak operasyonlar yürütüldü. Bu bakımdan Türkiye’de hem hukuk hem de demokrasi geriledi ve geriletildi iki yıldır. İstanbul adeta adaletsizliklerin merkezi haline geldi. İhlal dalgalarının artması, demokratik devlet birimlerinin aşındırılması, demokratik toplumun sönümlendirilmesi... Ama burada bir husus daha var. Hukuku ve Anayasa’yı en çok ihlal edenler ödüllendirildi. Mesela Can Atalay kararını uygulamayan, Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay Ceza Dairesi Başkanı, Yargıtay Başsavcısı yapıldı. İstanbul Başsavcısı, Adalet Bakanı yapıldı. Kişi-parti-devlet birleşmesi ilerletildi, genişletildi; sokaktaki polise kadar yansıdı bu. Din-devlet füzyonunun birleşmesinde de çok yol aldılar. Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ekseninde bütün yürütülen programlar, uygulamaya konulan programlar din-devlet füzyonu yönünde tanık olunan ilerlemeler. Bu füzyonun üçüncü ayağı ise devlet ve toplum füzyonu. Yani özerk toplumu baskılamak, sindirmek ve sönümlendirmek. Özellikle “güvenli aile”, “müstehcenlik”, “Uyuşturucu kullanıyor” gibi suçlamalarla yaşam tarzına müdahale de arttı. Farklı olma hakkını tanımıyorum demek. Bu üçlü füzyonda çok kararlılar ve şu anda tanık olduğumuz fon vurgununda da kesmeyecek görünüyor. Dolayısıyla benim yeniden adaylığımda üç etken belirleyici oldu: Bir, bizim davaların devam ediyor olması. Davalar sürerken havluyu atıp gitmek olmazdı. İkinci neden, devletin hukuk devleti olmaktan çıkıp kişi-parti-devlet birleşmesine doğru ciddi bir eğilimle dönüşmesi. Üçüncü neden ise farklı çevrelerden yoğun bir talep olması.

Peki yeniden seçildiğiniz durumda baroya dönük başka engellemelerle karşılaşacağınızı düşünüyor musunuz? Ya da dava sürecinde sadece Yönetim Kurulu ile değil aslında, üye avukatlarıyla beraber baronun tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Açılan hukuk ve akıl dışı davaları hukuk zeminine taşımak için çok büyük bir çaba harcadık. Ve bunu büyük ölçüde başardık. Örneğin 9 Ocak günü Silivri’de verilen oy birliğiyle aklanma kararı benim ve bizim bu davayı ne olursa olsun özgürlüğümüzden alıkonulma riskine karşı, pahasına karşı hukuk zeminine taşıma irademizin, kararlılığımızın ve o kararlılığı uygulamaya koymanın bir sonucu oldu.

O dönemde süreci nasıl yürüttünüz? Aslında bir yandan sadece baro yönetimine dönük davanın değil, başta İBB dosyası olmak üzere aynı sürece tekabül eden başka davaların da baro olarak takipçisi oldunuz. Buradaki tutum da hangi listenin baro yönetimini aldığı açısından ayırt edici aslında. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz yani orayı, ne yaptınız, nasıl yönettiniz, tekrar başa gelirseniz nasıl yönetilecek mesela?

Yargıyla yaşam boyu haliyle iç içe oldum. Bir de çok yoğun bir uluslararası deneyimim ve uluslararası ilişkiler ağım söz konusu. Dava sürecini yönetirken mesela tahminimizden çok daha fazla uluslararası destek oldu, uluslararası ölçekte bir savunma dayanışma ağı gelişti. Biz siyasal davayı daha da siyasallaştırma yerine, “Hayır, mademki bize hukuk dışı ve siyasal saldırıda bulundunuz, biz bunu hukuk zeminine taşıyacağız” dedik. Bu aslında çok etkili oldu. Bu açıdan yürütme tarzımız ve aldığımız sonuç, Avrupalılar için de savunma adına esin kaynağı oldu. İnanıyorum ki kullandığımız argümanlar, hukuki araçlar, hukuki malzemeler, onları kullanma tarzımız aslında Türkiye’de savunmada izlenen yol ve yöntemlere de katkıda bulunmuş oldu.

Yönetim Kurulu üyelerimiz de tam bir dayanışma örneği gösterdiler, hiçbiri geri adım atmadı. “Biz yaptık, bunu yaptık, pişman değiliz ve bu suç değildir; eğer bir ceza verirseniz buna katlanırız biz” dediler. 15 kişilik Yönetim Kurulumuzun hepsi dimdik, tertemiz savunma yaptı ve hiçbiri geri adım atmadı. Yani savunmayı biz kolektif olarak dayanışma halinde yaptık. Fikirlerimizle birlikte olduk, dayanışma içerisinde olduk ve o dayanışmayı hem ulusal ölçekte hem de uluslararası ölçekte ördük.

Siz zaten yargının araçsallaştırılmasından bahsettiniz. Anayasal yıkım dediniz, kimileri anayasasızlaştırma diyor. Aslında bu tablo da seçilmişlerin görevden alınması, göz önündeki isimlerin sürekli farklı davalarla yüz yüze gelmesi gibi durumlarla da güçleniyor. Yurttaş açısından da doğal olarak hukuki zeminde ısrar etmenin işlevsiz hale geldiğine dair bir algı yaratıyor bu. Siz biraz baroya dönük dava sürecinde bunun aksi bir şey anlattınız. Peki baronun ‘hukuki zeminin işlevsizleşmesinin’ önünü kesecek, belki yurttaşların tekrar hukuka bir güven duymakla kalmayıp belki hareket ettirmesi açısından rolü ne olabilir?

Şimdi burada ‘önüne geçebilecek’ dedik, önemli bir soru. Mesela Çağlayan’da asliye hukuk mahkemesinin verdiği karar neden yanlıştı? Çünkü eğer İstanbul Barosunun öldürülen iki gazeteciyle ilgili etkili bir soruşturma istemesi suç ise bunu ceza mahkemesinin saptaması gerekiyordu. Dokuz ay sonra ceza mahkemesi dedi ki: “Hayır, bu suç değildir.” Şu anda iki ana dosya var; biri Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinde, diğeri Ceza Dairesinde. Aslında Silivri’de bitti o. Yani artık sonuç çıkmaz, çıkmamalıdır.

Türkiye’de avukatlar var, daha az hakimler var, daha da az savcılar var. Ama var. Biz bunun varlığını kanıtladık. İstanbul Barosu bu dönem savunmanın savunulması sınavını verdi.

Şimdi diğer sorunuza geçelim. Biz baro olarak özellikle Silivri duruşmalarında hazır bulunduk. Gözlem heyeti oluşturduk. Müdahalemiz yalnızca benim savunmaya katılmamla olmadı. Örneğin üç hafta kadar önce baktık ki duruşmalar gece 01.00-02.00’ye kadar devam ediyor. Baro olarak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına bunun kötü muamele ve işkence anlamına gelebileceğine dair yazı yazdık. Kısmen gerileme oldu ama tam düzelme olmayınca Yönetim Kurulu üyeleri ve diğer seçilmiş delegeleriyle mahkeme heyetinin karşısına çıktı. “Haysiyet hapishane kapısında durmaz, duruşma kapısında hiçbir zaman durmaz” dedik. Öbür sabah mahkeme başkanı sıralamayı okuyarak duruşmaya başladı. Duruşmalar da önce saat 10’a, sonra 9’a, sonra 8’e çekildi.

İkinci bir örnek vereyim size. Pazartesi sabahı yeni binamızda CMK programının üçüncü haftasını uygulamaya koymakla haftaya başlayan baro yönetimi, başkanı; salı günü Brüksel’e gidiyor, Brüksel Barosuyla anlaşma imzalıyor. Çarşamba sabahı başkan dönüyor, doğrudan Bursa’ya gidiyor. Bursa’da üyemiz Hatice Kocaoğlu’nun katledilişine dair ilk duruşmaya katılıyor, savunma yapıyor. Perşembe günü 24’ünde Çağlayan’a gidiyor, tutuklu üyesi Avukat Sezin Uçar’ın savunmasına katılıyor. Oradan Hatay’da Rönesans Rezidans Otelinin altında can veren 300’ü aşan insanımızın duruşmasının görüldüğü davanın duruşmasına katılıyor. Biz İstanbul’dayız, yetki alanımız burada, doğru; ama hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumak yalnızca İstanbul’la sınırlı değil. Cerattepe’de de varız, İliç’te de varız, Hatay’da deprem davasında ve Narin davasında da varız.

İstanbul Barosu, Türkiye’de en fazla avukatın kayıtlı olduğu baro. Uzun süredir de avukatların işçileşmesinden, güvencesizlikten, adliyelerin koşullarından bahsediyoruz. Siz 2024’ten bu yana avukatların koşullarının iyileştirilmesi için nasıl adımlar attınız? Engellerle karşılaştığınız oldu mu? Sonrası için nasıl bir çalışma planınız var?

Baroda iki yıldır avukatlar için yaptığımızı ikiye ayırabiliriz: Bir, demokratik açıdan; iki, hukuk ve özlük hakları açısından. Demokratik açıdan baro içi kurulları demokratikleştirdik. İlk kez demokratik devrimi yaptık; bütün kurullar, bütün kurumlar, bütün komisyonlar, bütün merkezler kendi yöneticilerini, yönetim kurullarını seçim yoluyla belirlediler. Genç Avukatlar Meclisi kurduk, onlar da demokratik yoldan seçti.

Hukuk ve özlük hakları açısından özellikle CMK ile ilgilendik. CMK avukatlığıyla avukatları karakoldan itibaren bulundurmak üzere siz gönderiyorsunuz. Yani avukatınız yoksa baro size avukat gönderiyor. Biz CMK avukatlığını takviye etmek için geceli gündüzlü çalıştık. Öyle ki CMK programına katılmak isteyen yaklaşık 2 bin avukat vardı, hemen hemen gelecek hafta itibarıyla sıfırlıyoruz. Ben de bizzat, haftaya CMK dersiyle başladım; hafta sonunu da CMK dersiyle geçireceğim. Adli yardım servisimizi takviye ettik. Çünkü adli yardım da yurttaşlar açısından son derece önemlidir.

Üçüncü olarak, anonim ortaklıklar, sermayesi belli miktarın üzerindeki meblağın üzerindeki anonim şirketler avukat çalıştırmak zorundalar. İstanbul’daki 30 küsur bin anonim şirket içerisinde 10 bin küsur avukat çalıştırmayan şirkete teker teker yazı yazdık. Olumlu dönüşler oldu. Dönüş olmayanlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk, idari para cezası uyguladık. Bu üç kalem çok önemliydi.

Sonrası için, avukat stajyerleri ve ilk beş yıllık dilimde görev yapan avukatlar için sosyal devlet gereği bütçeden ödenek ayrılması gerektiğini savunuyorum. Bu tür fikri etkinliklerimiz var. Onun ötesinde Meşrutiyet Caddesi’nde yeni aldığımız binada avukatların formasyon programlarını yanıtlayacak salonlarımız oluştu, en üst katta kütüphane yapımı devam ediyor, giriş katlarında ise kâr amacı gütmeyen Lokal 1878 olacak. Eğer ikinci dönem olursa ikinci dönemde çok daha fazla yorulacağımız konusunda kesin kanaat verebilirim size. Üç önemli husus var ülkemizde ihmal edilen: Emek, bilgi, liyakat. Biz bu üçünü birlikte düşünüyoruz. Dolayısıyla katılımcı, kolektif ve kapsayıcı baro anlayışımızı yeni dönemde de pekiştireceğiz.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
07.10.2026 14:59 / Güncelleme: 15:36

Başakşehir'de okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare son yolculuğuna uğurlandı

İstanbul Başakşehir'de dün Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen saldırıda hayatını kaybeden Eslem Sare Bulut, Bartın'ın Ulus ilçesi Konuklu köyünde son yolculuğuna uğurlandı.

Başakşehir'de okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare son yolculuğuna uğurlandı

Fotoğraf: DHA

07.10.2026 14:11 / Güncelleme: 14:30

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde altyapı sorunu: Öğrenciler çevrimiçi derslere erişemiyor

Yıldız Teknik Üniversitesinde dönem başında başlayan BT altyapısı sorunları nedeniyle öğrenciler yaklaşık bir haftadır Online Yıldız sistemine erişemiyor. YTÜ Emek Gençliği yaptığı açıklamada, sorunun giderilmesi için çağrıda bulundu.

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde altyapı sorunu: Öğrenciler çevrimiçi derslere erişemiyor

Fotoğraf: Evrensel

07.10.2026 21:34

Şehir Plancıları Odası'ndan Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine tepki: 'İzmir rant pazarlığına konu edilemez'

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesine tepki gösteren TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, siyasi değişimlerin rant odaklı kararlara kapı aralamaması gerektiğini vurguladı.

Şehir Plancıları Odası'ndan Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine tepki: "İzmir rant pazarlığına konu edilemez"

Fotoğraf: TMMOB

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!