Eğitim Sen’den okul saldırısı açıklaması: 'Asıl sorun, çocukları şiddete iten koşullar'
Başakşehir'de yaşanan acı olayın ardından Eğitim Sen, çözümün kapıya güvenlik koymaktan değil; kamusal, pedagojik ve sosyal koruma mekanizmalarını kurmaktan geçtiğini vurguladı.
Fotoğraf: ANKA
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul Başakşehir’de bir okulda gerçekleşen bıçaklı saldırı sonucunda bir öğrencinin yaşamını yitirmesi ve yedi öğrencinin yaralanması ile ilgili Eğitim Sen açıklama yayınladı. Olayın üzüntü ve öfkeye neden olduğu belirtilen açıklamada, “Yaşamını yitiren öğrencimizin ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz” denildi.
Açıklamada, “Yaşanan bu acı olay, uzun süredir dikkat çektiğimiz okullarda şiddet ve güvenli eğitim sorununun artık görmezden gelinemeyecek kadar ciddi bir noktaya ulaştığını bir kez daha göstermiştir. Eğitim Sen olarak son yıllarda okullarda yaşanan her şiddet olayının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nı defalarca uyardık. 18 Mart 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştığımız Şiddetsiz Okul Deklarasyonu’nda, 1 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığımız Okulda Şiddet ve Güvenli Eğitim Raporu’nda ve son olarak 28 Eylül 2026 tarihinde yaptığımız açıklamada, okullarda yaşanan şiddetin tek tek olaylar üzerinden ve ‘münferit’ vakalar olarak değerlendirilemeyeceğini açıkça ifade ettik” vurgusu yapıldı.
“Çocukları şiddetle karşı karşıya bırakan koşullar nasıl oluştu”
Yaşanan olayın, Eğitim emekçileri tarafından yapılan uyarıların ne kadar önemli ve acil olduğunu bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bir çocuğun başka çocuklara yönelik ağır bir şiddet eyleminin faili hâline gelmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken toplumsal ve pedagojik bir sorundur. Çocukları yalnızca ‘fail’ ve ‘mağdur’ olarak karşı karşıya koyan bir yaklaşım, yaşanan şiddetin nedenlerini anlamamızı ve benzer olayları önlememizi sağlamaz. Asıl sorulması gereken; çocukları şiddetle karşı karşıya bırakan koşulların nasıl oluştuğu ve eğitim sisteminin koruyucu ve önleyici mekanizmalarının neden işlemediğidir. Şiddet, toplumdan bağımsız olarak okul kapısında ortaya çıkmamaktadır. Toplumsal yaşamda giderek yaygınlaşan şiddet dili; ekonomik ve sosyal eşitsizlikler, yoksulluk, çocukların maruz kaldığı ihmal ve istismar, dijital mecralarda kontrolsüz biçimde yayılan şiddet içerikleri, sınav ve başarı baskısı, rekabetçi eğitim sistemi, akran zorbalığı ve okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği birlikte değerlendirilmek zorundadır” ifadelerine yer verildi.
“Okul güvenliği polisiye tedbirlerle sağlanamaz”
Yıllardır eğitim alanında sürdürülen piyasacı, tasarrufçu ve güvencesiz politikaların eleştirildiği açıklamada, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersiz kaldığı vurgulandı. “Eğitimde yaşanan sorunların sorumluluğunu öğrencilere, velilere ya da eğitim emekçilerine yüklemek, kamunun ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” denildi.
Okul güvenliğinin okul kapısına güvenlik görevlisi koymak, kamera sayısını artırmak ya da polisiye tedbirleri çoğaltmak üzerinden ele alınamayacağı vurgulanan açıklamada, “Okulları daha fazla baskı, denetim ve cezalandırmanın hâkim olduğu mekânlara dönüştürmek çözüm değildir. Asıl yapılması gereken, şiddet ortaya çıkmadan önce onu önleyecek kamusal, sosyal ve pedagojik mekanizmaları kurmaktır. İstisnasız her okulda yeterli sayıda psikolojik danışman ve rehber öğretmen görevlendirilmeli; sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve ilgili uzmanların görev aldığı destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Sınıf mevcutları azaltılmalı; çocukların sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere erişimi artırılmalıdır” talepleri tekrarlandı.
“Çocukları şiddete yönelten süreçler araştırılmalı”
Başakşehir’de yaşanan olayın bütün yönleriyle araştırılması gerektiğine değinilen açıklamada, “Sorumluluğu ve ihmali bulunanlar hakkında gerekli idari ve adli süreçler şeffaf biçimde yürütülmeli ve kamuoyu eksiksiz bilgilendirilmelidir. Ancak yapılacak inceleme yalnızca olay anına ve bireysel sorumluluklara indirgenmemeli; çocukları şiddete yönelten sosyal, psikolojik ve pedagojik süreçler de araştırılmalıdır” denildi.
Olayın ardından getirilen yayın yasağının kaygı verici olduğu dile getirilen açıklamada, “Gerçekleri gizlemek, kamuoyunun bilgi alma hakkını kısıtlamak ya da yaşananları yayın yasaklarıyla görünmez hâle getirmek, okullardaki şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmayacaktır. Yapılması gereken sorunların üzerini örtmek değil, ihmalleri ve yapısal nedenleri bütün açıklığıyla ortaya koyarak çözüm üretmektir. Bir öğrencimizi daha kaybettikten sonra bir kez daha hatırlatıyoruz: Çocukların yaşam hakkını ve güvenli eğitim hakkını korumak devletin temel sorumluluklarından biridir. Hiçbir çocuk okula giderken ya da okuldayken şiddete maruz kalma korkusu yaşamamalı; hiçbir veli çocuğunu okula gönderirken onun can güvenliğinden endişe etmemeli; hiçbir eğitim emekçisi görevini yaparken şiddet tehdidi altında olmamalıdır” ifadelerine yer verildi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et