‘17 bin açık cinayet yok ama cezasızlık hâlâ siyasal bir kültür’
1994’te katledilen Av. Yusuf Ekinci’nin oğlu Av. Sertaç Ekinci ile faili meçhul bırakılan ya da failleri belli olduğu halde adalet sağlanamayan dosyaları konuştuk.
Kübra Kırımlı
[email protected]
Ankara – “Faili meçhul” yahut faili belli olan dosyalara ilişkin 1994’te öldürülen Yusuf Ekinci’nin oğlu Avukat Sertaç Ekinci ile konuştuk. 14 Ağustos 1942 doğumlu olan Yusuf Ekinci, Diyarbakır Lice’de doğdu. 1967’de Ankara Hukuk’tan mezun olan Ekinci, 1983’te Ankara’ya yerleşti. 24 Şubat 1994’te arabasıyla Ankara’daki evine giderken karanlık güçler tarafından alıkonulan Ekinci’nin kurşunlanmış cesedine ertesi gün Gölbaşı’nda ulaşıldı. 2013 yılında başlayan Ankara JİTEM Davası’nda adalet sağlanamadı, diğer JİTEM davalarında olduğu gibi yargılananların hepsi beraat etti.
Ekinci davasında AİHM, Türkiye’yi gerekli adli soruşturmayı yapmamış olması sebebiyle tazminata mahkum etti. Yusuf Ekinci Davası, AİHM’nin esastan bakabilmesi için gerekli iç hukuk yollarının ön şartının olağanüstü hal bölgesinin dışında uygulanmadığı bakımdan önemli.
Sertaç Ekinci, hem bir avukat hem de faili meçhul bırakılmış bir cinayetin yakını olarak ‘90’lardan bugüne yöntemler değişse de failleri cezasız bırakan “güç zırhı”, yaşanan cinayetler ve devletin etkinliğinde nelerin değiştiğinden bahsetti: “90’lı yıllarda farklı bir siyasal ortam vardı. O siyasal ortam içerisinde devletin farklı bir yaklaşımı vardı. Ve o yaklaşım içerisinde insanların sistemli öldürüldüğünü görüyoruz. Bu dönemde sistemli olarak insanların öldürüldüğünü söyleyemem. Şu an 17 bin açık cinayetten bahsetmiyoruz. Niceliksel olarak azalma var. Ama niteliksel bir farklılığı ben görmüyorum. Bu dönemde devlet muhalif kesimlere farklı bir şekilde yanaşmayı uygun buldu. Sistemsel anlamda bir fark olabilir fakat cinayetlerin yargılanması, soruşturmasına dair açıkça çok fark yok.”
‘Doku cinayeti sistemsel bir cinayet olsaydı adım atmazlardı’
AKP iktidarı döneminde yaşanan Gülistan Doku cinayetinde, soruşturmanın başlarda cinayetin etkin soruşturulmadığını hatırlattığımda Ekinci, “Arkalarında ciddi bir soruşturma olmayacağının bilinci olmadan bu tarz cinayetlerin işlenmesi mümkün değil. Eskiden siyasal nitelikli cinayetler vardı şimdi bireysel. Fakat halen siyasal niteliği kısmen var. Gülistan Doku ve benzeri cinayetler devletin siyasal saiki görevlendirmesiyle yaşanmamıştır. Zaten bu yüzden bu cinayetlere dair adım atılıyor, yoksa siyasal saiki ile işlenen cinayetler olsa adım atılması mümkün değildi. En azından siyasal bir değişiklik olmadan mümkün değil” dedi.
‘Cinayetlerin meydana geldiği siyasal ortam kalmadığı için zaman aşımı uygulanamaz’
Faili meçhul davaların önündeki en büyük engellerden biri de zaman aşımı. Av. Sertaç Ekinci, AİHM kararlarına rağmen iç hukukta somut adımların atılmamasına dair, “Zaman aşımı teknik bir konu, ortaya konmasının sebebi şu; artık öyle bir zaman geçer ki, samimi bir soruşturma yapılmış, artık anlarız ki bundan sonra da bir şey çıkması mümkün değildir. Etkin soruşturmaya rağmen bir şey bulunamamıştır. Faili meçhul davalarda zaman aşımı uygulanamaz diyoruz çünkü bu cinayetlerin meydana geldiği siyasal, toplumsal, devlet mantığı halen ortadan kalkmadı. Bu yüzden uygulanmamalı. Nitekim AİHM kararları da bu yönde” diye konuştu.
‘AİHM etkin soruşturmanın yapılmadığına dair karar verdi’
Ekinci, “Yusuf Ekinci dosyasının özelliği şuydu: ‘90’lı yıllarda, olağanüstü hal bölgesinde işlenmiş, meydana gelen hak ihlallerine ilişkin AİHM burada artık iç hukuk yollarının tüketilmesinin gerekli olmadığına ilişkin bir idari pratik kararı almıştı. Yani bu şu demek; insan hakları ihlalleri artık pratik bir hal almış. Direkt ‘İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir’ diye bir karar almıştı. Sadece olağanüstü hal bölgesi dahilindeki olaylara ilişkin almış. Ancak Yusuf Ekinci cinayeti Ankara’da işlenmişti. Ankara’da işlendiği için yani olağan bizde iç hukuk yollarına başvurmadan direkt Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gittik. Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizim başvurumuzu kabul etti. İç hukuk yollarını tüketmemiş olmamıza rağmen. Diğer dosyalara nasıl bir etkisi olduğunu sorarsanız sonuçta bir yaşam hakkı ihlali kararı verilmedi. Etkin soruşturmanın yapılmadığına ilişkin bir karar verildi” diye belirtti.
‘Faili meçhul davalarda yargının da eli kolu bağlıdır’
Türkiye’de faili meçhul dosyaların etkin bir şekilde soruşturulması, fail/faillerin bulunmasını engelleyen temeldeki yapısal zırh ve cezasızlık kültürünün nedenlerine değinen Ekinci, “Cezasızlık siyasal bir kültür hâlâ. Bu cinayetler devletin içerisindeki bir karar alma mekanizmasıyla meydana geldi. Dolayısıyla ciddi bir siyasal dönüşüm olmadan, devletin bunları kabul etmesi beklenemez. Fakat ne olur, bireysel dosyalara el atılır. Faili meçhul davalarda yargının da eli kolu bağlıdır. Ne oldu; 2014’te MİT’in mahkemelere bilgi vermesini engelleyen bir kanun geçti. Önceden bunu mahkemeler talep edebiliyordu. Fakat bu karar açıkça yargının elini kolunu bağlar. Kısaca mahkemede bir yere kadar ilerleyebiliyor. Yanlış anlaşılmasın; cevval olsalar da yapacakları sınırlı. Bizim davada 10 senede gördüğümüz hakim sayısı 30 ila 40 arasındaydı. Hakimler davayı üstünden atmakla uğraşıyorlar. Babamın cinayeti 1994’te işlendi. 20 yıl boyunca dosyası Gölbaşı Savcılığında durdu. Hiçbir şey olmadı dosyada. Sadece jandarmadan, kolluktan bir yazı geliyor; ‘Aradık, bulamadık’ yazılıyordu. Ayhan Çarkın ifade verdi. Ergenekon gündemdeydi. Bizim davamızda ilerleme o siyasal ortamdan ilerledi. Gittiler Ankara Savcılığına taşıdılar dosyayı” diye ifade etti.
Ankara JİTEM davası kronolojisi
1993-1996: Ankara’da Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi öldürüldü/kaybedildi.
2011: Cinayetlerle ilgili soruşturma süreci başlatıldı.
20 Eylül 2013: Zaman aşımı riski sebebiyle Abdülmecit Baskın cinayetine ilişkin ilk iddianame hazırlandı.
19 Aralık 2013: İddianame genişletildi; Yusuf Ekinci, Savaş Buldan, Behçet Cantürk, Tarık Ümit gibi isimlerin dahil olduğu 19 cinayet dosyası birleştirilerek davaya dönüştürüldü.
Sanıklar ve suçlama: Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın’ın da aralarında bulunduğu 19 sanık, “Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlamasıyla yargılandı.
2019 (karar): Mahkeme tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.
Yarın: Faili meçhul bırakılan dosyalar ve Akın Gürlek’in rolü
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et