YÖK’ün ‘aile ve evlilik’ programlarına Eğitim Sen’den tepki: 'Üniversiteler iktidarın aile politikalarının uygulama alanı değildir'
Eğitim Sen, YÖK’ün üniversitelerde “Evlilik Öncesi Eğitim” ve “Aile Eğitim” programlarının yaygınlaştırılması talebine tepki göstererek öğrencilerin barınma, beslenme ve geçim sorunlarına çözüm istedi.
Hasan Can Bilici
[email protected]
Eğitim Sen, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar kapsamında üniversitelere gönderdiği yazıya ilişkin açıklama yaptı.
YÖK’ün üniversitelerden “Aile ve Nüfus On Yılı” doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirmesini, “Evlilik Öncesi Eğitim Programı” ve “Aile Eğitim Programı” gibi uygulamaları yaygınlaştırmasını istediğini belirten Eğitim Sen, “Bu, yükseköğretimin uzun süredir karşı karşıya olduğu ideolojik müdahalelerin yeni bir örneğidir” dedi.
“Öğrencilerin temel sorunları görmezden geliniyor”
Öğrencilerin ve yükseköğretim emekçilerinin sorunlarına işaret edilen açıklamada, “Öğrencilerin, gençlerin ve yükseköğretim emekçilerinin temel sorunları görmezden gelinirken, belirli bir aile modelinin ve yaşam biçiminin üniversiteler üzerinden yaygınlaştırılmaya çalışılması bu yaklaşımın devamıdır” denildi.
Öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve eğitim giderleri nedeniyle sorun yaşadığı belirtilerek, “Yurt kapasitesinin yetersizliği, yüksek kiralar, artan yaşam maliyetleri, yetersiz burs ve krediler, yemekhane ücretleri ve kamusal desteklerin yetersizliği öğrencilerin eğitim hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Çok sayıda öğrenci eğitimini sürdürebilmek için çalışmak zorunda kalmakta, öğrencilik ile geçim mücadelesi arasında sıkışmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Eğitim Sen, “Gençlerin geleceksizlik kaygısı büyürken, mezuniyet sonrası işsizlik ve güvencesiz çalışma yaygınlaşırken, ifade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılar sürerken YÖK’ün önceliğini ‘evlilik’ ve ‘aile eğitimi’ olarak belirlemesi, yükseköğretimin gerçek sorunlarından ne kadar uzaklaşıldığını göstermektedir” dedi.
“Gençlerin yaşam tercihlerini belirlemek üniversitenin işlevi değil”
Üniversitelerin gençlerin özel yaşamlarını şekillendirecek kurumlar olmadığının belirtildiği açıklamada, “Üniversitelerin işlevi gençlere nasıl yaşayacaklarını, ne zaman evleneceklerini, nasıl bir aile kuracaklarını ya da geleceklerini hangi yaşam modeli üzerinden şekillendireceklerini öğretmek değildir” denildi.
Açıklamada, “Gençlerin yaşam tercihlerini belirlemeye, onları tek tip bir aile ve yaşam anlayışı içine hapsetmeye yönelik her yaklaşım üniversitenin özgür, çoğulcu ve eleştirel niteliğiyle çelişmektedir” ifadelerine yer verildi. Eğitim Sen, üniversitelerin “gençlerin bilimsel bilgiye erişebildiği, eleştirel düşünebildiği, sorgulayabildiği, kendisini özgürce ifade edebildiği ve kendi geleceği hakkında karar verebildiği kamusal alanlar” olması gerektiğini belirtti.
“Mevcut eşitsizlikler yeniden üretiliyor”
Aile politikalarının kadınlar açısından sonuçlarına da değinilen açıklamada, “Kadınların bakım emeğini büyük ölçüde üstlenmek zorunda bırakıldığı, eğitim ve çalışma yaşamında ayrımcılıkla karşılaştığı koşullarda, onları öncelikle evlilik, annelik ve aile içindeki roller üzerinden tanımlayan yaklaşımlar mevcut eşitsizliklerin yeniden üretilmesine yol açmaktadır” denildi.
YÖK’ün önceliğinin öğrencilerin özel yaşamlarını biçimlendirmek olmaması gerektiğini belirten Eğitim Sen, “Eğitim hakkının önündeki engelleri kaldırmak, yükseköğretim emekçilerinin güvenceli çalışma koşullarını sağlamak ve üniversitelerde bilimsel, demokratik ve özgür bir ortamı güvence altına almak” çağrısı yaptı.
“Gençlerin yaşamına müdahale etmekten vazgeçin”
Üniversitelerde ayrımcılık, taciz ve şiddete karşı etkili mekanizmaların oluşturulmasını isteyen Eğitim Sen, ücretsiz, nitelikli ve kamusal kreş hizmetlerinin de yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Üniversiteler iktidarın aile ve nüfus politikalarının, tek tip yaşam anlayışının ve ideolojik yönlendirmelerin uygulama alanı değildir” denilerek Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik hükmü hatırlatıldı.
Eğitim Sen açıklamasını, “YÖK, gençlerin nasıl yaşayacağına karar vermeye değil; öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına almaya, yükseköğretim emekçilerinin haklarını korumaya ve üniversitelerin bilimsel, demokratik, laik, özgür ve özerk niteliğini güçlendirmeye odaklanmalıdır. Gençlerin yaşamına müdahale etmekten vazgeçin; eğitim hakkının, bilimin, özgürlüğün ve demokratik üniversitenin önündeki engelleri kaldırın” sözleriyle tamamladı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et