İçme suyu kaynaklarında tehlike çanları: İçme suyu havzaları yönetmelik değişikliği Danıştay'a taşındı
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ile EGEÇEP, yeraltı sularının koruma kapsamından çıkarılması ve havza koruma planlarının esnetilmesi gibi düzenlemeler nedeniyle yönetmelik değişikliğinin iptali için Danıştay’a başvurdu.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale - Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 04.08.2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik değişikliklerine karşı yargı süreci başlatıldı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ile Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Derneği, düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay nezdinde dava açtı. Dava dilekçesinde, bireysel davacılar ile ekoloji örgütlerinin Anayasa’dan kaynaklanan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını koruma ödevi doğrultusunda hareket ettiği belirtildi.
Dilekçede Anayasa’dan kaynaklanan çevre hakkı vurgusu
Danıştay’a sunulan dava dilekçesinde, Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik yönetmeliğinin 1, 3, 4, 8, 9, 10 ve 13. maddelerinin hukuka aykırı olduğu öne sürüldü. Tarım ve Orman Bakanlığına karşı açılan davada, getirilen yeni hükümlerin su kaynaklarının bütüncül korunması hedefini zayıflattığı dile getirildi. Davacılar, Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkı ve çevre hakkı ilkelerine dayanarak düzenlemenin iptalini talep etti.
Yeraltı sularının koruma kapsamından çıkarılmasına tepki
Dilekçede yer alan temel gerekçelerden birini, içme-kullanma suyu ve havzası tanımlarından yeraltı sularının çıkarılması oluşturdu. Yapılan değişiklikle içme suyu ve havzası kavramlarının yalnızca yerüstü sularıyla sınırlandırıldığı aktarıldı. Yönetmeliğin amaç ve kapsam maddelerinde yer alan yeraltı sularını koruma hedefi ile tanımlar bölümü arasında normatif bir çelişki doğduğu ifade edildi. Yeraltı sularının beslenim alanları ile yerüstü faaliyetleri arasındaki hidrojeolojik bütünlüğün bozulacağı ve koruma rejiminin zayıflayacağı vurgulandı. Ayrıca yeraltı sularına ilişkin ayrıntılı koruma ve izleme hükümlerinin yönetmelikten kaldırılarak diğer mevzuatlara atıf yapılmasının uygulamada belirsizlik yaratacağı kaydedildi.
Kaynaktan musluğa koruma mekanizması esnetildi
Dava dilekçesinde dikkat çekilen bir diğer husus, içme suyu güvenliği ve içme suyu güvenliği planı düzenlemelerinin yürürlükten kaldırılması oldu. Tüketiciye ulaşana kadar suyun kaynaktan dağıtım şebekesine kadar bütüncül bir risk analiziyle korunmasını sağlayan mekanizmanın sistem dışına çıkarıldığı aktarıldı. Bunun yanı sıra, her havza için bilimsel çalışmaya dayalı havza koruma planı hazırlanması zorunluluğunun da esnetildiği belirtildi. Yeni düzenlemeyle koruma planı yapılıp yapılmayacağının Bakanlığın takdirine ve değerlendirmesine bırakıldığı bildirildi.
Fotoğraf: Atikhisar barajı (Çanakkale Belediyesi)
Belediyelerin su idarelerinin yetkilerine kısıtlama eleştirisi
Yönetmelik değişikliği ile büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kanundan doğan havza koruma yetkilerinin kısıtlandığı dile getirildi. Su idarelerince hazırlanan havza koruma yönetmeliklerinin ikincil konuma düşürüldüğü kaydedildi. Havzalarda ortaya çıkabilecek tereddüt, görüş ayrılığı veya uyuşmazlık durumlarında Tarım ve Orman Bakanı onayıyla karar alınmasının ve Bakanlık görüşünün esas kılınmasının idari vesayet sınırlarını aştığı savunuldu. Bu durumun Anayasa'da yer alan yerinden yönetim ilkesine aykırı düştüğü aktarıldı.
Jeotermal santraller su kaynakları için risk oluşturdu
Dava dilekçesinde, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında jeotermal enerji santrallerinin kurulmasına izin veren yeni hükümler eleştirildi. Kuyu bütünlüğünün bozulması, boru hatlarındaki sızıntı ve kaçaklar ile reenjeksiyon aşamasında yaşanabilecek kirlenme risklerinin su güvenliğini tehdit ettiği vurgulandı. Ağır kirlenme riski taşıyan bu tür enerji faaliyetlerinin koruma alanlarına sokulmasının ihtiyat ve önleme ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ifade edildi.
Yürütmenin durdurulması ve iptal talebi
Davacılar, su kaynaklarında meydana gelebilecek kirlenmenin telafisi imkansız zararlara yol açacağını vurgulayarak öncelikle yürütmenin durdurulmasını istedi. Davada, dava konusu maddelerin Anayasa'nın 2, 17, 56, 123, 124 ve 127. maddelerine açıkça aykırı olduğu kaydedildi. Yargılama sonucunda yönetmelik değişikliklerinin iptali yönünde karar verilmesi talep edildi.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et