Tuzla Dayanışma Platformu kuruldu: 'Söz de karar da Tuzla halkının'
Tuzla Dayanışma Platformu, sendikalar, dernekler ve yurttaşların bir araya gelmesiyle kuruluşunu ilan etti.
Barış Salık
[email protected]
İstanbul – Tuzla’da siyasi partiler, sendikalar, dernekler ve yurttaşların bir araya gelmesiyle oluşturulan Tuzla Dayanışma Platformu, ilk buluşmasını bugün saat 14.00’te İdris Güllüce Kültür Merkezinde yaptı. Çevre kirliliğinden imar uygulamalarına, tersanelerdeki çalışma koşullarından işçilerin barınma sorununa kadar ilçenin sorunlarının konuşulduğu toplantıda, platformun Tuzla halkının kent yönetiminde söz sahibi olmasını amaçladığı belirtildi.
Tuzla Dayanışma Platformunun ilk buluşmasında Çağdaş Tuzla Gazetesi Yayın Yönetmeni Halil Özen, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, Pozitif Psikoloji Aile Danışmanlık Derneği Başkanı Murat Ürgen, Tersane İşçi Derneği Baret adına Ali Doğan, DEM Parti Tuzla İlçe Yöneticisi Hüseyin Tezel, Emek Partisi (EMEP) Tuzla İlçe Başkanı Çilem Tekalmaz, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Tuzla İlçe Başkanı Hüseyin Akkaya ve Yeni Parti Tuzla İlçe Başkanı Bülent Akköse konuştu.
Toplantıda ayrıca Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Tuzla Belediye Meclis Üyesi Filiz Akyol Akar da söz aldı.
Buluşmaya Tuzla Belediye Meclis Yedek Üyesi Mürali Dede, Aydınlı Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Bati Demir, Uzmanlar Müşavirlik adına Ersin Koşar, Anatolia Sitesi Kooperatifi yönetiminden Eylem Kaşık, Yeni Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı ve Erzincanlılar Dernek Başkanı Ali Rıza Beyazıt, Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) Tuzla Şube Yöneticisi ve TEKSİF Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Yanılmaz ile Nihat Palandöken de katıldı.
“Bir partinin değil, Tuzla halkının platformu”
Toplantıda platformun kuruluş metni de okundu. Metinde Tuzla Dayanışma Platformunun herhangi bir siyasi partinin yan kuruluşu olmayacağı belirtildi.
Platformun gücünün Tuzla’da yaşayan yurttaşların iradesinden geleceği ifade edilen metinde, siyasi görüşü, inancı, yaşam biçimi, mesleği ve toplumsal konumu ne olursa olsun Tuzla’nın doğasına, insanına, emeğine, tarihine ve geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesin yan yana gelme çağrısı yapıldı.
Platform, Tuzla’nın hava, su ve toprağındaki çevresel risklerin bağımsız bilim insanları, meslek odaları, üniversiteler ve ilgili kuruluşlar tarafından incelenmesini istedi. Çalışmaların sonuçlarının kamuoyuna açıklanması ve gerekli önlemlerin alınması talep edildi.
Tuzla’nın çevre sorunları gündemde
Platformun kuruluş metninde sanayi tesisleri ve sanayi bölgelerinden kaynaklanan atıklar, arıtma sorunları, geçmişte ortaya çıkan zehirli variller, hava kirliliği, yoğun trafik ve egzoz gazları ile baz istasyonları gibi başlıklar sıralandı.
Tuzlalıların ne soluduğunu ve hangi çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu bilmesinin bir hak olduğu belirtilen metinde, çevre ve halk sağlığı konusunda bilimsel araştırmalar yapılması istendi.
Toprak, orman, kıyı, park ve yeşil alanların da gündeme alındığı açıklamada, bu alanların yapılaşmaya ve rant projelerine açılmasına karşı kamu yararının korunacağı ifade edildi.
Akköse: “Tuzla’da 34 yıldır yaşadığımız süreç kötülüğün resmi”

Yeni Parti Tuzla İlçe Başkanı Bülent Akköse, Tuzla’daki imar politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. E-5’in altındaki bölgenin yarımada niteliğinde ve sıvılaşma riski bulunan bir bölge olduğunu belirten Akköse, geçmişte dört olan kat sınırının 2013 yılında sekiz-dokuza çıkarıldığını söyledi.
Bu değişikliklerle yapılaşmanın ve nüfus yoğunluğunun arttığını belirten Akköse, “Tuzla’nın nüfusunu 100 binden aldılar, bugün 300 binlere kadar getirdiler” dedi.
2015 yılında Tuzla E-5 altı uygulama imar planlarına karşı dava açtığını ve davayı kazandığını belirten Akköse, “Kötülüğün resmini çizebilir misin derseniz, bizim Tuzla’da 34 yıldır yaşadığımız süreç tam da bu resim aslında” ifadelerini kullandı.
Tuzla’daki yapılaşmanın kıyıları da değiştirdiğini anlatan Akköse, Marmara Sitesi’nde büyüdüğünü belirterek, “Bizim çocukluğumuzda evimiz denize sıfırdı. Kapıyı açar, oradan denize girerdik” dedi. Bugün evinin denizden 768 metre uzaklıkta kaldığını belirten Akköse, araya yollar, alışveriş merkezi, marina ve mendirek gibi yapıların girdiğini söyledi.
Akköse, Tuzla’nın doğal alanlarındaki değişime de dikkat çekti. Geçmişte TEMA Vakfının Tuzla temsilciliğinin kurulması sürecinde yer aldığını belirten Akköse, ağaçlandırma çalışmaları için belediyeden arazi istediklerini ancak kendilerine çöplük alan gösterildiğini söyledi.
Derelerin ıslah edilmesinin ardından su akışının değiştiğini ve gölün kuruduğunu belirten Akköse, “Göçmen kuşlar gelmedi, sulak arazi de kayboldu” dedi.
“Tuzla üretimin başkenti”
Tuzla’nın aynı zamanda önemli bir üretim merkezi olduğunu belirten Akköse, 2011-2015 yılları arasında Tersaneler Birliğinde genel sekreter yardımcılığı yaptığını söyledi.
Tuzla’da 50 ve daha fazla işçi çalıştıran 6 bin 46 orta ve büyük ölçekli işletme bulunduğunu söyleyen Akköse, üretimin yasal kurallar çerçevesinde teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.
Akköse, “Bizler siyasiler olarak bu prosedürlerin, bu kuralların uyulmasının ve işletilmesinin takipçisi olacağız. Sizler adına bu koltuklarda her daim bir hesap sorucu, bir denetçi olarak Tuzla halkının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Ali Doğan: “Tuzla patronlar için cennet, işçiler için cehenneme dönmüş durumda”

Baret adına konuşan Ali Doğan, Tuzla’nın sanayi ve tersaneleriyle önemli bir işçi havzası olduğunu belirtti. Tuzla’da yaklaşık 250 bin işçinin sanayide, 30 bin işçinin tersanelerde çalıştığını söyleyen Doğan, son 20 yılda iş cinayetlerinde 310 işçinin yaşamını yitirdiğini belirtti.
Tuzla’daki çalışma ve yaşam koşullarına dikkat çeken Doğan, “Tuzla zenginler için, sermayedarlar için alabildiğince büyüyor. Patronlar için alabildiğince cennet, işçiler için de bir cehenneme dönmüş durumda” dedi.
İşçilerin barınma koşullarını da anlatan Doğan, özellikle göçmen işçilerin bodrum ve kömürlükten dönüştürülmüş yerlerde yaşadığını söyledi. “Kömürlüklerden bozma evlerde insanlar yaşıyorlar. Bir dükkanı düşünün; mutfak aynı yerde, duş alacakları yer aynı yerde, hemen bir metre yanında da yerlere yatak atmışlar” ifadelerini kullandı.
İşçilerin toplu olarak kiralanan evlerde barındırıldığını ve çalışma düzeninin işçilerin yaşamını işyeri ile ev arasında sınırladığını belirten Doğan, “Akşam saat dokuzda mesaiden gelirken oraya gireceksin, sabah saat yedide servise gireceksin, Yalova’ya gideceksin ya da tersaneye gideceksin” dedi.
“İşçilerin Tuzla’da söz hakkı olması lazım”
Tuzla’da yapılan konut projesinin işçilerin barınma sorununu çözmediğini belirten Doğan, “Bir konut yaptılar, içinde bir tane işçi oturamıyor. Konutun fiyatı alabildiğince işçinin hayal edemeyeceği uçuk yerlerdi” dedi.
İşçilerin siyasetin dışında tutulamayacağını belirten Doğan, “Siyasetin tam göbeğindeyiz, siyaseti biz yapacağız ve bunlara bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Tuzla’daki işçi nüfusunun kent yönetiminde söz sahibi olması gerektiğini belirten Doğan, “Her evde sabahleyin, bir ailede dört tane insan yaşıyorsa üçü fabrikaya gidiyor. Rakamlar böyle olunca işçilerin Tuzla’da söz hakkı olması lazım. Bu platform bunun için önemli” dedi.
Doğan, işçilerin yalnızca seçim dönemlerinde oy vermeye çağrılmaması gerektiğini belirterek, söz ve karar mekanizmalarının fabrikalarda ve tersanelerde kurulması gerektiğini söyledi.
Akyol Akar: “Tuzla’nın sorunları derinleşmiş”

Tuzla Belediye Meclis Üyesi Filiz Akyol Akar, ilçedeki sorunların çözümünde halkın ve demokratik kitle örgütlerinin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini söyledi.
Belediye meclis toplantılarının yurttaşlar tarafından takip edilmesi çağrısı yapan Akyol Akar, “Belediye meclis toplantılarını lütfen takip edin” dedi.
İmar uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akyol Akar, “İçine girince esasında bizim gördüğümüzün buzdağının sadece görünen bir kısmı olduğunu, esasında Tuzla’nın sorunlarının derinleşmiş olduğunu, esasında korkunç bir vurgun olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.
Tuzla’daki imar transferlerinin mahalle ve parsel bazında incelenmesi gerektiğini belirten Akyol Akar, “Sokak sokak, mahalle mahalle, parsel parsel burada giden ne olmuş? Hangi usulsüzlükler yapılmış, bunları önce bir çıkartalım, bir masaya koyalım” dedi.
Yaklaşık 500 bin metrekarelik kamu alanının söz konusu olduğunu belirten Akyol Akar, bu alanların hastane, çocuk parkı, deprem toplanma alanı, yeşil alan ve sosyal tesis gibi kullanımlar için ayrıldığını söyledi. Akyol Akar, “Bunlar aslında kamunun, halkın malı. Talan edilen mal bu” dedi.
İmar transferleri konusunda farklı uygulamaların da incelenmesi gerektiğini belirten Akyol Akar, tapuya ve belediye kayıtlarına güvenerek ev alan yurttaşların mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Kamu alanları Tuzla halkına kazandırılmalı”
Akar, kamuya ait alanların yeniden Tuzla halkına kazandırılması gerektiğini belirterek, “Bu kamu malını, bizim hepimizin olan alanları, hastane alanı, park alanı, sağlık alanı, spor alanı... Bunu talan edenlerin hesabını sormak, o malın tekrar Tuzla halkına kazandırılması lazım” dedi.
İBB teftiş raporunun da daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirten Akar, platform bünyesinde komisyon ve komiteler oluşturulmasını önerdi.
Hobi bahçelerine ilişkin de konuşan Akar, yaklaşık 75 dönümlük alanın halkın kullanımına yönelik planlandığını belirtti. Burada villa ve ticari bölümlerin yapıldığını söyleyen Akar, “Sen yapmak için, satmak için, villa yapmak için bula bula halka ait olan bostanı, bahçeyi mi buldun?” diye sordu.
Bayhan: “Tuzla’yı emeğin, halkın Tuzlası yapacağız”

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, platformun kuruluşunu selamlayarak Tuzla’nın işçiler ve emekçiler açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Tuzla’nın Türkiye’deki ekonomik ve politik düzenin bir örneği olduğunu belirten Bayhan, “Türkiye’deki mevcut politik düzenin bir prototipi olan bir Tuzla gerçeğini nasıl değiştireceğiz, onun yerine nasıl emeğin, halkın, emekçilerin Tuzlasını inşa edeceğiz sorusu açısından bu adımın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.
1995-1996 yıllarından itibaren Tuzla’daki işçilerin örgütlenme çalışmalarında yer aldığını belirten Bayhan, ilçenin büyümesiyle işçilerin yoksulluk ve sömürü sorunlarının da büyüdüğünü söyledi.
Tuzla’nın tersanelerinde çalışan işçilerin düşük ücretlerle çalıştığını, eğitim, sağlık ve iş güvenliği sorunları yaşadığını belirten Bayhan, ilçenin iş cinayetleriyle de anıldığını söyledi.
Tuzla’daki eğitim sorunlarına da değinen Bayhan, “Okullarında tuvalet kağıdı, tahta, temizlik malzemesi bulamayan ve açılmış, yapılmış okullarına taşınabilmek için kavga etmek zorunda kalan emekçilerin Tuzlası” ifadelerini kullandı.
“Bir avuç azınlığın Tuzlasına karşı çoğunluğun mücadelesi”
Tuzla’nın bazı bölgelerinin sermaye sahiplerinin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini belirten Bayhan, platformun kuruluşunu buna karşı yürütülecek mücadelenin bir parçası olarak değerlendirdi.
“Kavga, bir avuç azınlığın Tuzlasına karşı Tuzla’nın büyük çoğunluğunun kavgası, çoğunluğunun mücadelesi. Bu da onun bir aşaması diye düşünüyorum” diyen Bayhan, Tuzla’nın emekçilerin kenti olması gerektiğini söyledi.
Bayhan, platformda bir araya gelen yapıların ileride yapılacak seçimlerde de ortaklaşması gerektiğini belirterek, “Bu ittifak orada da hem önce merkezi yönetim açısından, saray rejimi açısından hem de yerel yönetim açısından Tuzla’yı satmayacak, sahip çıkacak olan temsilcilerini seçmenin de ittifakı olur” dedi.
Kadıgil: “İyi ki böyle bir dayanışma kurdunuz”

Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Tuzla’da farklı siyasi partilerden temsilcilerin bir araya gelmesini önemli bulduğunu söyledi.
Tuzla’nın geçmişte sayfiye bölgesi olduğunu, zaman içerisinde yoğun sanayi bölgesine dönüştüğünü belirten Kadıgil, farklı siyasi görüşlerden insanların dayanışma kurmasının önemine dikkat çekti.
Tuzla Belediye Başkanı’nın seçildikten sonraki siyasi tutumuna ilişkin kendisine yöneltilen eleştiriyi de aktaran Kadıgil, “Gerçekten biz özeleştiri olarak veriyorum, çok haklısın. Evet, yeterince sesimiz çıkmamış olabilir, çok özür diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Platformun farklı siyasi yapıların bir araya gelmesi açısından önemli olduğunu belirten Kadıgil, “İyi ki böyle bir dayanışma kurdunuz” dedi.
Platformun çalışma başlıkları
Tuzla Dayanışma Platformunun toplantıda açıklanan çalışma programında eğitim, sağlık, barınma, beslenme, ulaşım, çevre, kentleşme, kültür ve çocukların yaşam koşullarının takip edileceği belirtildi.
Platformun önümüzdeki dönemde toplantılar, paneller ve halk buluşmaları düzenleyeceği; basın açıklamaları yapacağı, bildiriler dağıtacağı, imza kampanyaları gerçekleştireceği ve kamu kurumlarına başvuracağı açıklandı. Gerektiğinde hukuki ve demokratik itiraz yollarının kullanılacağı da belirtildi.
Platform ayrıca Tuzla’nın sorunlarına ilişkin araştırma, dosya ve raporlar hazırlayacağını açıkladı.
Kuruluş metninde katılımın gönüllülük esasına dayanacağı belirtilirken, farklı siyasi görüş ve örgütlenmelerden insanların ortak zeminde buluşması çağrısı yapıldı. Platform bu ortak zemini “Tuzla’nın ve Tuzla halkının çıkarlarını savunmak” olarak tanımladı.
Toplantıda yapılan konuşmalarda çevre, imar ve kamu alanları, tersanelerde işçi sağlığı ve güvenliği, işçilerin barınma koşulları, eğitim, sağlık ve yerel yönetimlerin denetlenmesi başlıkları öne çıktı. Platform, çalışmalarını bu başlıklar üzerinden sürdüreceğini belirtti.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et