Örgütsüz işçi kurtlar sofrasında: Fon vurgununda ek gelir arayan emekçilerin parası gitti
Trilyonluk fon vurgunu Eskişehir'deki kamu, BEKO, ETİ ve Şişecam işçilerini de vurdu. İşçiler, enflasyon karşısında eriyen ücretlerini korumak için fonlara yöneldiklerini, bireysel kurtuluş yollarının eninde sonunda sonuçsuz kaldığını kaydetti.
Çağlar Kazak
[email protected]
Eskişehir- Fon vurgunu günlerdir ülkenin gündeminde. Tasfiye edilen yüzlerce fonda, yüz binlerce yurttaşın birikimi bir anda buhar oldu. Aileleri de düşünüldüğünde milyonlarca insanın hayatını etkileyen büyük bir soygun ile karşı karşıyayız. Yargı ve adli süreçler ilerledikçe, vurgunun çarklarının yalnızca finansal çevrelerle sınırlı kalmadığını da öğreniyoruz. Özellikle AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın 1 Milyar 126 milyon gibi astronomik bir miktarda para çektiğini ve fon üzerinden haksız kazanç elde ettiği de ortaya çıktı. Kaya AKP’den istifa etti. Tüm bu gelişmeler dar gelirli emekçiler içerisinde ise tepkiyi büyütüyor. Eskişehirli pek çok işçi de bu fon vurgunun da mağdur olmuş durumda. Özellikle kamu işletmelerinde çalışan işçilerin bu fonlarda parasının olduğunu öğreniyoruz. Yine BEKO, ETİ, Şişecam gibi işletmelerde çalışan işçilerden de mağdur olanlar var.
Milyarlarca liralık büyüklüklerle ulaşan bu fon vurgununu Eskişehir’de çeşitli sektörlerden işçilerle konuştuk. Görüştüğümüz işçilerin aktardıkları, bu vurgunun soyut bir borsa spekülasyonu olmadığını işçi ve emekçilerin cebine uzanan sınıfsal bir soygun olduğunu daha net bir biçimde gözler önüne seriyor. İşçiler, yaşanan bu yıkımın arkasında yatan iki temel durumu dikkat çekiyor; enflasyon karşısında eriyen işçi ücretleri ve işçi sınıfının içine itildiği derin örgütsüzlük.
Yatırımcılar ve spekülatörler mi kaybetti?
Dışarıdan bakıldığında “yatırımcı” ya da “fon spekülatörü” gibi kavramlar, zenginleşme arzusu taşıyan kesimlerin finansal risk almasını çağrıştırıyor. Oysa görüştüğümüz işçiler tablonun hiç de böyle olmadığını anlatıyor. Eskişehir Hava İkmal Bakım Merkezinde çalışan bir kamu işçisinin şu sözleri bu fonlara yönelme motivasyonlarını özetliyor; “Enflasyonun çok yüksek. Biz paramızı kredi kartlarımızın ödeme gününe kadar değerlendirmek istedik. Kiminiz para piyasası fonlarından risk almadan, kimimiz ise başka bir çaresi olmadığı için kazanç elde etmek için bu yönteme başvurdu. Ay sonunu başka türlü getiremeyenlerin, bir ek gelir arayan emekçilerin parası gitti aslında.”
Ülkemizde yıllardır saray rejimi tarafından dizginlenmek istenmeyen hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon sabit gelirli işçi ve emekçilerin ücretlerini mum gibi eritiyor. Ortalama işçi ücretlerine yapılan zamlar mutfaktaki yangını söndürmekten çok uzak. Fonlara para yatırmış olan işçiler “Ortada ne birikim yapma lüksü ne de zenginleşme hayali var. Ek işlere muhtaç olmadan güvenilir kazanç elde edebilmekti derdimiz” diyor.
Bazı kesimler ise fonlara para yatıran işçileri açgözlülükle suçluyor. İşçilere bu durumu da sorduk ve şu yanıtı aldık; “Açgözlülükle suçlanmamız çok saçma. Bizler esasen kredi kartlarının son ödeme tarihine kadar geçen 1-2 haftalık sürede paraların erimesini engellemek, evimize bir ekmek fazla götürebilmek ya da kiramızı ödeyebilmek için bu fonlara para yatırdık. TEFAS gibi resmi sistemler üzerinden, devlet denetimindeki bankacılık kanallarıyla bu fonlara yönelmemizin tek sebebi, resmi kurumlara duyduğumuz o son “güven” kırıntısı. Ancak bu güven, işçilerin son kuruşunun da ellerinden alınmasıyla sonuçlanmıştır.
İşçiler “kolay yoldan köşe dönmek” istedikleri için değil, mevcut gelirleriyle insan onuruna yaraşır bir hayat yaşayamadıkları için çareyi bu bireysel finansal hamlelerde arıyor. Beko işçisi şöyle diyor; “İnsanları suçlamak çok kolay. Bu suçlayanlar kesinlikte tuzu kuru olan kişilerdir. Normal vatandaşın nasıl geçindiğini bilmeyenlerdir. Geçen hafta bu ülkede bir emekli aldığı maaş yetmediği için intihar etti. Birileri trilyonları bizim üzerimizden götürüyor biz ise sefalete itiliyoruz. Bu nedenle de toplumun ruh sağlığı da giderek bozuluyor diye düşünüyorum.”
Bireysel kurtuluş çabalarının acı bir öğretisi
Bu büyük vurgunun yaşanmasındaki en büyük etken ise hiç şüphesiz örgütlü bir işçi sınıfımızın olmaması. Ülkede sendikal hareket çok büyük bir oranda etkisizleşmiş, grev hakkı ya kağıt üzerinde kaldığı ya da yasaklandığı koşullarda, işçiler işyerlerinde ve fabrikalarda tamamen savunmasız kalmış durumda. İşçilere sendikalarınızdan bir açıklama yapıldı mı sorusuna; “Sendikalar bu konuyu ne gündeme getirdiler ne de öncesinde bir uyarıda bulundular” cevabını aldık.
İşçilerin örgütlü olduğu bir tabloda işçiler haklarını koruyabilirlerdi, yoksulluk sınırının altında ücretlere mahkum edilmezdi. Yaşanan geçim sıkıntısını kolektif bir mücadeleye dönüştürebilen işçi sınıfı bu tür sistemsel tuzaklara çekilmesi mümkün olmazdı. Sendikal bürokrasi bu meselede de bir kez daha kafasını kuma gömdü ve “bireysel yatırım tercihi” olarak görüp üyesi olan işçilere sırt çevirdi. İşçilerin dayanışma merkezi olması gereken sendikalar, sendika bürokratlarının umursamaz tutumlarından dolayı, işçileri toplumsal dayanışmadan adeta kopartma işlevi görüyor. Bu da işçilerde bireysel kurtuluş arayışlarına zorluyor. Bu durumda bugünkü soygunun ortaya çıkacağı zemini hazırlıyor.
İktidarın bu vurgunun bir parçası olmasına ise işçiler şaşırmıyor. TÜRASAŞ’ta çalışan bir kamu işçisi bu konu hakkında şöyle diyor; “Ben AKP’ye muhalif biriyim. En ufak bir sempati beslemedim. Başımıza gelmeden bazı şeyleri öğrenemiyoruz. Fonlara da bu iktidara olduğu gibi güvenmemiz gerekirmiş. Borsanın da bir aldatmacadan ibaret olduğunu böylelikle anlamış olduk. İktidar eliyle yapılan büyük bir dolandırıcılık hamlesi. Genel Başkan Yardımcısı bile işin içinde. Yazıklar olsun.
Bu durumdan çıkarılacak onlarca ders var. Ancak örgütsüzlük, işçileri bu kurtlar sofrasında savunmasız bırakıyor. Bu acı tecrübeyle bir kez daha tescillenmiştir. Örgütlenmek ve mücadele etmekten başka bir yol yok. Evet, bu yol uzun ve erimli ancak kalıcı kazanımlar için bu yolu yürümekten başka çarede gözükmüyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et