Konak Belediyesi emekçileri alacakları için iş bıraktı: 'Kazanılmış haklarımız eksiksiz ödensin'
Konak Belediyesi emekçileri, geriye dönük alacakları ile ağustostan bu yana ödenmeyen Sosyal Denge Tazminatları için yarım gün iş bıraktı. Emekçiler, kazanılmış haklarının eksiksiz ve zamanında ödenmesini istedi.
İzmir — Konak Belediyesi kamu emekçileri, Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şubenin çağrısıyla toplu sözleşmeden doğan geriye dönük alacakların ve Ağustos ayından bu yana ödenmeyen Sosyal Denge Tazminatlarının ödenmesi için yarım gün iş bıraktı.
Konak Belediyesi önünde bir araya gelen emekçiler sık sık, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganlarını attı. Eyleme KESK İzmir Şubeler Platformu, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Cem Aynalı, İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri, Bağımsız Yerel Hak-Sen, Birlik Yerel-Sen ve Praksis Müzik Grubu katıldı. Basın metnini Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube Yürütme Kurulu Üyesi Aynur Özkaya okudu.
Ağustos ayından bu yana ödenmeyen Sosyal Denge Tazminatları ve Ocak ayından bu yana biriken geriye dönük alacakları için iş bıraktıklarını söyleyen Özkaya, “Karşı karşıya kaldığımız tüm baskılara, sürgün tehditlerine ve engellemelere rağmen; bir kez daha omuz omuza, daha güçlü ve daha kararlı bir şekilde alanlardayız” dedi.
Altına imza atılmış Sosyal Denge Sözleşmesi’nden doğan yasal haklarını istediklerini vurgulayan Özkaya, “İmza atılırken geçerli ve hukuki olan bu sözleşme, ödeme zamanı geldiğinde neden geçersiz hale geliyor? Sözleşme imzalanırken çalışanların sorumluluğu varsa, o sözleşmenin gereğini eksiksiz yerine getirmek de idarenin sorumluluğudur. Biz görevimizi yapıyoruz. Sabah işimizin başına geliyor, vatandaşın sorununu çözüyor, belediyenin hizmetlerini eksiksiz yürütüyoruz. Sorumluluk alıyor, mesaiye kalıyoruz. Peki, bizim emeğimizin karşılığı olan haklarımız neden ödenmiyor?” diye konuştu.
Fotoğraf: Evrensel
“Emekçinin dayanacak gücü kalmadı”
Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube olarak, belediye yönetimi ile kamu emekçisini karşı karşıya getirmemek adına bugüne kadar büyük bir sorumlulukla hareket ettiklerini söyleyen Özkaya, “Her görüşmede önümüze sürülen ileri tarihleri anlayışla karşıladık, diyalog kapısını sonuna kadar açık tuttuk. Peki, biz bu iyi niyeti gösterirken belediye yönetiminden ne gördük? Her defasında ertelenen tarihler, tutulmayan sözler ve şimdi de ‘Biz ödeme planı sunduk, Kasım ayını bekleyin’ dayatması. Biz yeterince beklemedik mi? Emekçinin dayanacak gücü kaldı mı? Her ay aynı sıkıntıları yaşamaktan yorulduk. Her ay Sosyal Denge Tazminatlarımız yatacak mı, yatmayacak mı belirsizliğini yaşamaktan usandık” ifadelerini kullandı.
Yönetime seslenen Özkaya şunları söyledi: “Sosyal demokrasi bu değildir. Sosyal demokrasi; hakkını arayan emekçiye engeller çıkarmak, emek mücadelesi verdiği için çalışanların görev yerlerini değiştirmek demek değildir. Sosyal demokrasi; emekçinin yanında durup çözüm üretmektir.”
“Her ayın 15’inde tüm haklarımızın eksiksiz yatırılmasını istiyoruz”
Sosyal Denge Tazminatının memurun aile bütçesini doğrudan etkileyen ve iş barışını koruyan yasal bir hak olduğunu belirten Özkaya, “Çalışanın hakkı, bütçede kalan artık para değildir. Çalışanın hakkı, sonradan verilecek bir iyilik ya da pazarlık konusu yapılacak bir lütuf değildir. Çalışanın hakkı, emeğinin karşılığı hakkıdır. Bizlerin başka gelirleri yok, ek bütçeleri yok. En ufak bir aksaklık evimizdeki tüm dengeleri bozuyor. Bugün ekonomik şartlar, kiralar, faturalar, çocukların eğitim masrafları ortada. Pazarın, marketin fiyatı can yakarken, bizden Kasım ayına kadar sabır bekleyen yönetim, bu hayat pahalılığında ezilen bizlere neden anlayış göstermiyor" dedi.
Tek taleplerinin her ayın 15’inde tüm haklarının eksiksiz ve zamanında yatırılması olduğunu söyleyen Özkaya, “Biz kamu hizmetine karşı değiliz. Tam tersine, kamu hizmetinin güçlü olması için çalışanların da güçlü olması gerektiğine inanıyoruz. Kazanılmış bütün haklar, birlikte verilen mücadelelerle alınmıştır. Birlikteysek güçlüyüz, örgütlüysek varız” diye konuştu.
Açıklamanın ardından söz alan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Cem Aynalı, “Konak Belediyesi’nde yaşananlar ülkemizi karanlığa sokan iktidarın politikalarından bağımsız değildir. İçine girdiğimiz bu ekonomik yıkım her yere sirayet etmektedir. Muhalif belediyelere yaptıkları baskılar bunların yansımasıdır. TMMOB olarak kamu emekçilerinin direnişlerinde yanlarında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“Haklar verilene kadar birlikte mücadele edeceğiz”
Ardından KESK Şubeler Platformu adına söz alan Deniz Çetin ise, “Çok uzun süredir İzmir’de yerel idarelerde çok ciddi çalkantılar yaşanıyor. Maalesef bunların bedeli de belediyede çalışan emekçilere yüklenmek isteniyor. CHP belediyeleri inatla ödenek alamadıklarını, bu yüzden TİS’i yerine getirmediklerini söylüyorlar. Emekçiler kimin iktidarda olduğundan bağımsız olarak emekçinin hakkını vermeyen her türlü iktidarla, belediye yönetimiyle mücadele etmeye hazırız” dedi.
İzmir’deki muhalif belediye yönetimlerinin AKP’li bir belediyenin aldığı tutumdan çok farklı davranmadıklarını belirten Çetin, “Bizim bu çelişkiyi net olarak görmemiz gerekiyor. Bizden onları sosyal demokrat bir belediye başkanı olarak görmemizi isterlerken kendileri aynı tutumu emekçilere, işçilere karşı göstermiyorlar. Biz sonuna kadar TİS’i savunacağız. Kazanımlarımızdan geri adım atmayacağız. Haklar verilene kadar burada birlikte mücadele vermeye devam edeceğiz. Sendikal faaliyetlerden dolayı bir kişinin sürgün edilmesini kabul etmiyoruz. Biz burada birlikte yürüttüğümüz bir belediyecilik anlayışını kurmaya çalışırken onlar kendi bildiklerini yapıyorlarsa biz de kendi bildiğimiz yolu yürümeyi biliriz” diye konuştu.
“Bordroda görünen emekçinin hesabına da yatsın”
Söz alan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Canan Arıcı, “Mücadeleye devam etmeniz bizim için de çok kıymetli. Hak ihlalleri anlamında biz her zaman eylemleri destekliyoruz. Tüm desteğimiz sizinle. Alacaklarınızı istemeniz gayet normal. Örgütlenmek en büyük hak. İzmir Barosu olarak her zaman işçinin, emekçinin yanındayız” ifadelerini kullandı.
Birlik Yerel-Sen adına söz alan Arif Serdar Gürler, “Bu hak mücadelesinde sonsuz destek vermeye devam edeceğiz. Bu haksızlıkların sona ereceği günleri bekliyoruz” dedi.
Son olarak söz alan Bağımsız Yerel Hak-Sen Genel Başkan Yardımcısı Murat Çetin, “Bir çalışan görevini eksiksiz yapıyorsa, hayatın olağan akışında emeğinin karşılığını da zamanında alması gerekir. Toplu sözleşmeyle kazanılmış haklar bir lütuf değildir. Bizim bugün burada eylem yapıyor olmamız, yönetimin beceriksizliği ve ayıbıdır” dedi.
Bordroda görünen ama çalışanın hesabına geçmeyen bir ödemenin emek hırsızlığı olduğunu söyleyen Çetin, “Kazanılmış haklar zamanında ve eksiksiz ödensin. Toplu sözleşmenin gereği yerine getirilsin. Bordroda görünen, emekçinin hesabına da yatsın. Emekçinin hakkı, evine götürdüğü ekmektir. Konak Belediyesi emekçisi yalnız değildir. Birimizin hakkı hepimizin hakkıdır. Birimizin ekmeği hepimizin meselesidir. Bağımsız Yerel Hak-Sen olarak emekçinin hakkının sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.
Eylem, dayanışma amacıyla alana gelen Praksis Müzik Grubu’nun dinletisiyle sona erdi.
(Evrensel)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et