Diyarbakır Kitap Fuarında daralan alan: Kürtçe yayınevleri fuardan neden çekiliyor?
Kürt yayıncılığı ve okurları için önemli buluşma noktalarından olan Diyarbakır Kitap Fuarı, bu yıl stant ücretleri, eşitsiz koşullar ve organizasyon tartışmalarının gölgesinde açıldı.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Kitap fuarları, okurun yazarla yüz yüze geldiği, kültürel etkileşimin zirve yaptığı, sadece bir alışveriş değil, bir dayanışma ve buluşma alanıdır. Özellikle Diyarbakır Kitap Fuarı, ana dilinde yazan edebiyatçıların okurlarıyla buluşmalarının en güçlü zeminlerinden biri olageldi. Ancak geçtiğimiz hafta kapılarını onuncu kez aralayan fuar, o eski heyecanlı tablosunun çok uzağında.
Bu yıl fuarın tek bir salona sıkışması, stantlar arasındaki boşluklar ve özellikle Avesta, Lis, Sor gibi Kürtçe yayın yapan yayınevlerinin yokluğu, fuar alanında ilk göze çarpanlardan.
“Kitap almak lüks hale geldi
Fuar koridorlarında dolaşırken karşılaştığımız manzara, ekonomik krizin ve değişen fuarcılık anlayışının okur üzerindeki yıkıcı etkisini özetliyor. Anne babalar çocuklarının temel okuma ihtiyaçlarına bütçe ayıramadıklarını belirtirken, öğrenciler yalnızca öğretmenlerinin verdiği zorunlu listelerdeki kitapları arıyor, kişisel bir keşif yapmak veya kitap seçmek artık bir lüks.
‘Ticari bir bakış açısı var”
Uzun yıllardır fuarı takip eden bir okur, eksik olanı şu sözlerle özetliyor: “Kendi ana dilimizde kitaplara ulaştığımız, şairlerle, yazarlarla sohbet ettiğimiz 10 günlük bir kültürel panayırdı burası. Geçmişte kitaplar toplatıldı, sansürlendi, edebiyatçılar hedef gösterildi ama ilgi hiç bitmedi. Bugün ise fuarın amacından geriye düşüyoruz. Sadece kitap satmak odaklı, ticari bir bakış var ve asıl burada olması gereken yayınevleri yok.”
Fuar alanında direnmeye çalışan yayınevi emekçileri de tablonun farkında. İsmini vermek istemeyen bir yayınevi emekçisi, kâr amacı gütmediklerini, sadece Diyarbakır okuruyla buluşmak için burada olduklarını belirtiyor. Bir başka yayınevi emekçisi ise organizasyon şirketlerinin profesyonelliğine rağmen, talep edilen yüksek stant kiralarının dayanışmayla ayakta duran yayınevlerini ezdiğini, okur desteğinin de giderek zayıfladığını vurguluyor.
Sor Yayınları Sorumlusu Rojhat Turgut| Fotoğraf: Evrensel
“Mesele sadece ekonomik değil, politik ve kültürel”
Diyarbakır Kitap Fuarının geldiği noktayı ve yayıncıların neden zorunlu bir boykota itildiğini, son yıllarda fuara katılmama kararı alan Sor Yayınlarının Sorumlusu Rojhat Turgut ile konuştuk. Turgut, bu geri çekilmenin ardında salt ekonomik gerekçelerin değil, derin bir politik ve idari tahribatın yattığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin dört bir yanında fuarlar düzenlendiğini ancak Diyarbakır’ın misyonunun her zaman başka olduğunu belirten Turgut, kırılma noktasını şöyle anlatıyor: “Diyarbakır Fuarı her zaman daha çok sesli, ulusal kültür hayatının en görünür olduğu günlerden biri olarak planlanırdı. Ancak bu misyonunu kaybediyor. Yüksek stant kiraları ve masraflar elbette bel büküyor, Kadıköy’e ya da İstanbul TÜYAP’a da bu yüzünden katılamıyoruz. Fakat Diyarbakır’da bizi ayrıştıran başka şeyler var. Örneğin, geçtiğimiz yıllarda TÜYAP’ın fuarı yapmadığı bir dönemde, süreci Eylül Fuarcılık devraldı. Bu durum sanki olağan ve demokratikmiş gibi kabul edildi. Ardından sansür diyebileceğimiz olaylar, müdahaleler yaşandı. Kürt yayıncılar, birlik olup fuarın asıl zenginliğini koruyabileceklerini düşündüler ama sonuç öyle olmadı. Fuar ne kendi kültürel dokusunu koruyabildi ne de sıradan bir Türkiye fuarı olabildi; arada kalmış, absürt bir şeye dönüştü.”
“Köklü bir tartışmaya ihtiyaç var”
Turgut, büyük yayınevleri ile küçük/yerel yayıncılar arasındaki muamele farkının, yer tahsislerindeki adaletsizliklerin ve fuar tarihlerinin belirlenme süreçlerinin Kürt yayıncıları yavaş yavaş alandan kopardığını dile getirerek ekliyor: “Tepeden tırnağa organizasyondaki bu eşitsiz ilişki, fuarın olmazsa olmazı olan Kürt yayıncılarını uzaklaştırıyor. Biz erken koptuk belki ama bugün Lis ve Avesta için aynı şeyi konuşuyoruz, yarın Nûbihar ve Aram için konuşacağız. Yayıncıların örgütlenip ne talep ettiklerini ortaklaştırmalarına, köklü bir tartışmaya ihtiyaç var.”
“Sadece kitap satılsın yeter mantığı iflas etti”
Yayıncıların üzerindeki yükün hafifletilmesi ve alternatif bir alan açılması konusunda yerel yönetimlerin (Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri) sorumluluk alması gerektiğini belirten Turgut, meselenin sadece yer kiralama veya elektrik faturasını ödemek olmadığını vurguluyor: “Belediye veya Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası paydaş olduğunda yayıncının ekonomik yükü gerçekten hafifliyor mu, bunu katılanlara sormak lazım. Ama mesele sadece bu değil. O politik ve kültürel duruşu sergileyebilmek gerekiyor. ‘Önemli olan kitapların okuyucuyla buluşması’ denilerek geçiştiriliyor bu yıl. Üç salondan tek salona düşmüşsün, kitap okuyucuyla buluşmuş mu oluyor? Okur zaten internetten kitaba ulaşıyor. Fuarın misyonu indirimden ibaret değildir. Fuar yazan, çizen, üreten insanların buluştuğu, tartışmaların döndüğü bir kültürel panayırdır. Bugün sadece maliyet kalemleri arasına sıkıştırılmış bir hal aldı.” Son olarak okurun bu süreçte bir baskı mekanizması oluşturup oluşturamayacağına dair beklentiyi sorduğumuzda Turgut, gerçekçi bir tablo çiziyor: “Temel direk okurdur elbette. Böyle bir demokratik okur tepkisini gönül ister. Ancak okurun memlekette boğuştuğu binbir türlü ekonomik ve siyasal dert var. Bu yorgunluk içinde okurdan ne kadar örgütlü bir tepki beklenebilir, bundan pek emin değilim.”
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et