Grand Kartal yangınında ailelerin adalet arayışı sürüyor: '78 Can İçin Adalet Nöbeti' Ankara’da başlıyor
Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, bakanlık yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi talebiyle 2-4 Ekim’de Ankara Anıtpark’ta “78 Can İçin Adalet Nöbeti” tutacak.
Fotoğraf: DHA
Ankara — Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, yarın Ankara Anıtpark'ta "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutmaya başlayacak. Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9’uncu Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, "Ben oğlumun acısını yaşamak, yasımı tutmak, ailelerimizle birlikte sessizce evimizde kalmak isterdim. Hiçbir anne ve baba, çocuğunu kaybettikten sonra meydanlarda adalet aramak zorunda kalmamalı. Ama bugün geldiğimiz noktada, acımızı yüreğimize gömüp adalet aramak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. İki çocuğunu kaybeden Duygu Can da "Bu felakette sorumluluğu olan herkesin yargı önüne çıkmasını istemek çok mu" diye sordu.
Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, "Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi" talebiyle 2, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde, 08.00-17.00 saatleri arasında, Ankara Anıtpark'ta "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutacak.
Yangında eski eşi Yılmaz'ı, çocukları Nehir ve Doruk'u kaybeden Duygu Can ile oğlu Yiğit Gençbay'ı kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, adalet nöbetine ilişkin süreci, ANKA Haber Ajansı'na anlattı.
Çocuklarını ve eşini gittikleri karne tatilinde kaybettiğini hatırlatan Duygu Can, "Onları hiçbir şey geri getirmeyecek, bunu biliyorum. Ama bu felakette sorumluluğu olan herkesin yargı önüne çıkmasını istemek çok mu? Bizim istediğimiz imkansız bir şey değil: O gece çocuklarımızı, sevdiklerimizi korumakla yükümlü olan kim varsa, makamına ve görevine bakılmaksızın yargı önüne çıksın" dedi.
Can, Bolu'dan Ankara'ya "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" yaptıklarını ve yarın da "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutacaklarını belirterek, "Biz intikam istemiyoruz, biz eksiksiz bir adalet istiyoruz. Sorumluluk otelin kapısında bitmesin, kamuya geldiğinde durmasın istiyoruz. Kimse gözünü, kulağını kapatmasın. Kimse bir kurumun, bir makamın arkasında korunmasın. Adalet elbette tecelli edecek. Bu dünyada da öbür dünyada da bilsinler ki iki elimiz yakalarından düşmeyecek" diye konuştu.
Fotoğraf: ANKA
"Makamı ne olursa olsun, herkes hukuk önünde hesap vermeli"
Danıştay 9’uncu Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da tıp fakültesi son sınıf öğrencisi, 25 yaşındaki oğlu Yiğit'in yangından gece çıkmayı başardığını, ancak arkadaşı Alp Mercan ile ateşin içine girerek insanların kurtulmasına yardım etmeye çalışırken yaşamını yitirdiğini söyledi.
Gençbay, evladını kaybetmiş acılı bir baba olmasının yanı sıra, 35 yılını adalet hizmetine vermiş bir yargıç olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Dolayısıyla bugün yaşadığım acıyı yalnızca bir baba olarak değil, yaşamını hukuka, adalete ve yargıya adamış bir hukukçu olarak da değerlendiriyorum. Ve tam da bu nedenle, yaşananları yalnızca bir baba olarak susarak izlemenin mümkün olmadığını, doğru olmadığını düşünüyorum. Benim istediğim şey intikam değildir. Benim istediğim, herhangi bir insanın peşinen suçlu ilan edilmesi de değildir. Benim istediğim mahkumiyet de değildir. Benim istediğim adil bir yargılama ve muhakemedir. Sorumluluğu bulunan herkesin, makamı, görevi, sıfatı ve bulunduğu kurum ne olursa olsun hukuk önünde soruşturulmasını ve bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermesini istiyorum. Benim istediğim, tüm acılı Kartalkaya aileleri için istediğimiz, herkes için aynı hukukun uygulanmasıdır."
Abdurrahman Gençbay, yangın faciasının üzerinden 22 ay geçtiğini, bu süreçte, otel sahipleri, yöneticileri, çalışanları ve Bolu İl Özel İdaresi ile Bolu İtfaiyesi bünyesinde görev yapan kimi kamu görevlileri hakkında "adil bir yargılama" yapıldığını belirtti. Gençbay, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce bu kişiler hakkında "toplum vicdanında karşılığını bulan karar" verildiğini, istinaf incelemesinden geçerek dosyanın Yargıtay'a ulaştığını aktardı.
"Hukuk devleti, kamu görevlileri içinde işletilmeli"
"Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri şudur: 'Aynı olay bakımından sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen herkes yönünden hukuk aynı ciddiyetle işletilmelidir'" diyen Abdurrahman Gençbay, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki bazı kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin açık tespitler yapıldığını vurguladı.
İlgili bakanlıkların ise bu kişiler yönünden gerekli soruşturma iznini vermeyerek yargılamanın önünü "tıkama gayretinde" olduğunu söyleyen Gençbay, Danıştay 1. Dairesi'nin bakanlıktaki kamu görevlilerine soruşturma izni vermesine rağmen Başsavcılığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında "çok ağır hareket ederek" ilgililer hakkında iddianameyi hazırlanmadığını, davanın açılmadığını, kamu görevlileriyle ilgili adli sürecin "aynı hızda ve etkinlikte yürütülmediğini" anlattı.
Gençbay, "Bu durum bir baba olarak benim için son derece ağırdır. Bir hukukçu olarak ise daha da ağırdır. Çünkü hukuk devleti, yalnızca vatandaşın yaptığı bir eylem karşısında hukuku uygulamak değildir. Hukuk devleti, kamu görevlileri bakımından da hukukun aynı şekilde uygulanmasını gerektirir" dedi.
"Neden hâlâ iddianame düzenlenmedi, dava açılmadı?"
Danıştay'ın, Turizm Bakanlığı'ndaki 9 kamu görevlisine soruşturma izni verdiğini ve gereğinin yapılması için dosyanın Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesinin üzerinden 1 yıl geçtiğini anımsatan Gençbay, "Neden hala bu kişiler hakkında iddianame düzenlenmedi, dava açılmadı? Danıştay 1. Dairesi'nin soruşturma izni verilmesi yönündeki kararının ardından soruşturmanın makul sürede sonuçlandırılmasının önünde hangi hukuki engel vardır" diye sordu.
Abdurrahman Gençbay, Bolu İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi İtfaiyesi bünyesinde görev yapan sorumlu kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmesinin ardından tutuklama koruma tedbiri uygulanarak soruşturma ve yargılamanın devam ettiğini belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki sorumlu kamu personeli hakkında ise ailelerin talebine rağmen soruşturma aşamasında tutuklama gibi koruma tedbirlerinin uygulanmadığını, yalnızca yurt dışına çıkış yasağıyla yetinildiğini ifade eden Gençbay, kamu görevlilerinin halen görevlerinin başında bulunduğunu bildirdi, delillerin karartılabileceğine dikkati çekti.
"Çalışma bakanlığı, Danıştay'ın kararını hiçe saydı"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, hiçbir aktif kamu görevlisi hakkında karar vermeden, eski bir müfettiş hakkında "göstermelik" bir soruşturma izni verdiğini söyleyen Gençbay, Danıştay 1. Dairesi'nce itirazları üzerine Bakanlığın kararının kaldırıldığını, ardından dosyanın sorumluluğu bulunan personelin tespit edilmesi ve etkin bir ön soruşturma yapılması amacıyla Bakanlığa gönderildiğini kaydetti.
Gençbay, Bakanlığın Danıştay'ın kararını "yok kabul ederek, hiçe sayarak" yine aynı yönde karar verdiğini, bu karara yapılan itirazın da Danıştay tarafından kabul edildiğini ve dosyanın tekrar Bakanlığa gönderildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu, hiçbir hukuk devletinde olmayacak bir uygulamadır. Olmaması gereken bir uygulamadır. Maalesef bizim ülkemizde olabildi. İşte benim burada bir yargıç olarak sorum şudur: Bir yargı merciinin verdiği kararların idari makamlar tarafından etkili bir şekilde uygulanması, hukuk devletinin temel şartlarından biri değil midir? Bizim beklentimiz budur. Kimsenin peşinen cezalandırılmasını istemiyoruz. Ama hiçbir makamın, hiçbir kamu görevlisinin de hukuki denetim dışında kalmasını istemiyoruz."
"Ben bir yargıç olarak 'cezasızlık algısı'nın yerleşmesini istemiyorum"
"Cezasızlık algısının, yalnızca ailelerin değil, devletin de meselesi" olduğunu belirten Gençbay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün bunların çok daha büyük bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Toplumları içten içe çürüten, adalet duygusunu zedeleyen ve yargıya güveni ortadan kaldıran en önemli tehlikelerden biri cezasızlık algısıdır. Bu algı, yalnızca vatandaş açısından değil, kamu görevlileri açısından da tehlikelidir. Bir kamu görevlisinin göreviyle ilgili yaptığı veya yapmadığı bir işlem nedeniyle sorumluluğu varsa, bunun araştırılmasından ve gerektiğinde bağımsız yargının önüne çıkarılmasından kaçınılması, toplumda 'bazıları hukukun dışında kalabilir' düşüncesini doğurur.
Ben bir yargıç olarak böyle bir algının yerleşmesini istemiyorum. Bir baba olarak hiç istemiyorum. Çünkü benim oğlum ve 77 insanımız hayatını kaybetti. Onların hayatlarının karşılığı yalnızca birkaç kişinin yargılanması değildir. Onların hayatlarının karşılığı, bu ülkede bir daha aynı ihmaller zincirinin yaşanmaması için hukukun bütün kurumlarıyla çalışmasıdır. Bizim bu talebimiz devlete, kamu kurumlarına veya kamu personeline karşı bir tutum değildir. Biz devletin hukuk devleti niteliğinin güçlenmesini istiyoruz.
Devletin itibarı, kamu görevlilerinin soruşturulmasından zarar görmez. Devletin itibarı, hukuk önünde herkesin eşit olduğunun gösterilmesiyle güçlenir. Bir kamu görevlisinin soruşturulması devleti küçültmez. Tam tersine, devletin kendi görevlileri üzerinde dahi hukuk denetimini işletebildiğini gösterir. Devletin saygınlığı, kişilerin makamlarından değil, hukukun üstünlüğünden kaynaklanır. Benim bütün mücadelem de bunun içindir."
"Acımızı yüreğimize gömüp adalet aramak zorundayız"
22 ay sonra hala adalet nöbeti tutmak zorunda kalmalarının kendi tercihleri olmadığını ifade eden Gençbay, şöyle konuştu:
"Ben oğlumun acısını yaşamak, yasımı tutmak, ailelerimizle birlikte sessizce evimizde kalmak isterdim. Hiçbir anne ve baba, çocuğunu kaybettikten sonra meydanlarda adalet aramak zorunda kalmamalı. Ama bugün geldiğimiz noktada, acımızı yüreğimize gömüp adalet aramak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Bu nedenle acılı aileler olarak yarın Ankara Anıtpark'ta adalet nöbeti başlatıyoruz. Bu nöbetin amacı, birilerini hedef göstermek, birilerini mahkum ettirmek ya da bir kuruma karşı olmak değildir.
Amacımız, 78 canımızın ölümüne ilişkin bütün sorumluluk alanlarının eksiksiz bir biçimde araştırılmasıdır. Amacımız, kamu görevlileri bakımından da soruşturma ve yargılama süreçlerinin hukuk önünde eşitlik ilkesi gözetilerek yürütülmesidir. Amacımız, verilmiş yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmesidir. Amacımız, soruşturmaların makul sürede sonuçlandırılmasıdır. Ve en önemlisi, hukuk devletine ve yargıya olan güvenin yeniden güçlendirilmesine katkı sağlamaktır."
"Bu ülkede yaşayan herkes için orada olacağım"
Adalet Nöbeti'ne, yalnızca oğlu Yiğit için gitmeyeceğini, yalnızca 78 kişi için değil, bu ülkede yaşayan herkes için orada olacağını söyleyen Başkan Gençbay, "Çünkü adalet, yalnızca başımıza bir felaket geldiğinde ihtiyaç duyduğumuz bir şey değildir. Adalet, toplumun ortak güvencesidir. Ben 35 yıllık yargıç olarak şuna inanıyorum: Bir ülkede hukuk herkese eşit uygulanıyorsa devlet güçlüdür. Yargı bağımsız ve tarafsız bir biçimde görevini yapıyorsa toplum güvendedir. Sorumluluğu bulunan hiç kimse makamı nedeniyle hukukun dışında tutulmuyorsa hukuk devleti vardır. Biz yarın Anıtpark'ta tam da bunları hatırlatmak için olacağız" dedi.
Abdurrahman Gençbay, 78 can için adalet istediklerini yineleyerek, "Mahkumiyet değil, muhakeme istiyoruz. İntikam değil, hukuk istiyoruz. Ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz. Devlete karşı değil, hukuk devleti için mücadele ediyoruz. Anıtpark'ta tek isteğimiz şu olacak: '78 canımızın hatırasına layık bir adaletin gerçekleşmesi" diye konuştu.
(ANKA)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et