Psikolog Mevlüt Ülgen: Yaşlılar için değil, yaşlılarla birlikte karar verelim
1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde görüştüğümüz Ege Geriatri Derneği Başkanı Psikolog Mevlüt Ülgen; “Bakım hizmeti bir aile meselesi değil, toplumsal bir haktır” dedi.
Fotoğraf: Psikolog Mevlüt Ülgen
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir- 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü'nde, dünya genelinde yaşlanan nüfusun durumuna dikkat çekmek, yaşlıların haklarını savunmak ve toplumdaki rollerini onurlandırmak amacıyla Birleşmiş Milletler kararıyla 1991 yılından bu yana etkinliklerle farkındalık yaratılmaya çalışılıyor.
Bireyin yaş alması ve biyolojik kapasitenin azalmasıyla birlikte ortaya çıkan sağlık problemleri, psikolojik yalnızlık ve sosyal-ekonomik güvencesizlikler daha fazla ön plana çıkmaya başlıyor. Yaşlanma süreci bir hastalık olmasa da kişiyi hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirdiği ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediği için çok boyutlu zorlukları beraberinde getiriyor.
Nüfus hızla yaşlanıyor
Türkiye'de 2025 yılı verilerine göre 65 yaş ve üzeri nüfus 9,58 milyona ulaşırken, toplam nüfusun yüzde 11,1'ini oluşturuyor. Demografik göstergeler yaşlı nüfus oranının 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında ise yüzde 27,0 olacağına işaret ediyor.
1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nü sadece yaşlı bireyleri hatırlama günü olarak görmediklerini, yaşlılığın bir hak ve toplumsal sorumluluk alanı olduğunu yeniden hatırlama günü olarak gördüklerini belirten Ege Geriatri Derneği Başkanı Psikolog Mevlüt Ülgen'le yaşlıların sorunlarını konuştuk.
"Yaşlılar sosyal dışlanma riski altında"
Yaşlıların Hakları İçin Küresel İttifak’ın (GAROP) 1 Ekim 2026'da "Eşit Sesler, Eşit Haklar" mesajını öne çıkardığını belirten Ülgen, GAROP'un vurguladığı gibi yaşlı bireylerin, kendileri hakkında alınan kararların yalnızca konusu değil, eşit tarafları ve karar süreçlerinin aktif katılımcıları olması gerektiğini ifade etti.
Nüfusun yaşlanmasıyla ihtiyaçların değiştiğinin altını çizen Ülgen, "Birlikte yalnızca daha fazla yaşlı bireyin değil, daha fazla sağlık, bakım, sosyal güvenlik ve ekonomik güvence ihtiyacının ortaya çıkacağını da görmek zorundayız. Türkiye'de 2025 yılı verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 22,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor" hatırlatmasını yaptı.
Yoksulluk yalnızlık kader değildir.
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 2025 verileri; Türkiye'de kamu emeklilik harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 6,1'i düzeyindeyken, OECD ortalamasının ise yüzde 8,1 olduğunu gösteriyor.
Türkiye'de emeklilik dışındaki sosyal koruma harcamalarının çok düşük olduğuna vurgu yapan Ülgen, "Yaşlılıkta yoksulluk yalnızca gelir yetersizliği değildir. Yetersiz gelir; sağlıklı beslenmeden barınmaya, sağlık hizmetlerine erişimden sosyal yaşama, güvenli bir konuttan bağımsız yaşamaya kadar yaşlılığın bütün boyutlarını etkileyebilir" bilgisini paylaştı.
Toplum temelli bakım ve kamusal güvence
Yaşlı bireylerin sosyal çevrelerinden kopmadan, kendi evlerinde ve mahallelerinde yaşamlarını sürdürebilecekleri evde/toplum temelli bakım hizmetleri acilen yaygınlaştırılma ihtiyacı her geçen gün daha da fazlalaşıyor.
Nitelikli Kurumsal Bakım hizmetlerine dikkat çeken Ülgen, "Evde bakımın mümkün olmadığı durumlarda; nitelikli, erişilebilir ve insan onuruna yakışır kurum bakımı kamusal bir sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır. Bakım yükü ailelerin ve özellikle kadınların omuzlarına terk edilmemeli; bakım veren aile bireyleri ile profesyonel bakım çalışanları sosyal ve ekonomik haklarla desteklenmelidir" diye konuştu.
Yaşlılar kararların nesnesi değil, öznesidir
Yaşlı bireylerin yalnızca korunması gereken kişiler değil; deneyimleri, birikimleri ve emekleriyle toplumun aktif üyeleri olduğunu hatırlatan Ülgen, "Kent tasarımı, sağlık hizmetleri, afet planları ve iklim politikalarında yaşlıların katılımı sembolik değil, anlamlı ve sürekli kılınmalıdır. Özellikle iklim krizi, aşırı sıcaklar, hava kirliliği, yangınlar ve depremler yaşlı bireylerimizi daha kırılgan hale getirmektedir. Afet ve kriz planlamalarında yaşlıların özel ihtiyaçları gözetilmeli; afet sonrası yerinden edilme, bakımın kesintiye uğraması ve sosyal izolasyon riskleri olabildiğince ortadan kaldırılmalıdır" dedi.
Dünya Yaşlılar Günü’nde Ege Geriatri Derneği’nin öne çıkardığı öneriler:
- Yaşlı yoksulluğunun azaltılması, yaşlıların gelir ve sosyal güvenlik güvencesinin güçlendirilmesi,
- Evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, nitelikli ve insan onuruna yakışır kurum bakımının güvence altına alınarak, bakım verenlerin desteklenmesi,
- Yaşlı dostu ve erişilebilir kentlerin geliştirilerek, iklim krizi ve afetlere yönelik politikalarda yaşlıların ihtiyaçlarının merkeze alınması, sağlık hizmetlerine eşit ve zamanında erişimin sağlanması, yaşlı bireylerin kendileriyle ilgili planlama ve karar süreçlerine etkin katılımının sağlanması.
Kamuda her bin yaşlıya düşen yatak sayısı 2,16
TÜİK'in Türkiye Yaşlı Profili Araştırması'na göre 65 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 16,4'ünün evde bakım desteğine ihtiyacı bulunurken, buna karşın son 12 ay içinde evde bakım desteği alanların oranı yalnızca yüzde 2,5.
75 yaş ve üzerindeki bireylerde bakım ihtiyacı yüzde 26,9'a yükseliyor. Türkiye'deki resmi verilere göre; 20 bin 668 kamu kurumsal bakım yatağı, 18 bin 633 özel bakım yatağı bulunuyor.
Kamu ve özel sektör toplamındaki 39 bin 301 bakım yatağı kapasitesi, yaklaşık 9,58 milyonluk 65 yaş üstü nüfusla kıyaslandığında; her bin yaşlıya yalnızca 4,10 yatak (kamuda ise 2,16 yatak) düştüğü görülüyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et