‘Red Rocks’: Bruno Dumont’un kayalıklarında çocukluk ve ilk aşk
Bruno Dumont’un Kızgın Kayalar (Red Rocks) filmi, çocukluk ile büyüme arasındaki eşikte beliren ilk duyguları ve bu duyguların yarattığı çatışmaları Fransız Rivierası’nın kayalıklarında takip ediyor.
Red Rocks adlı kısa filmden bir sahne.
Ezgi Oğraş
[email protected]
Bruno Dumont’un yeni filmi Kızgın Kayalar (Red Rocks), Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin programında izleyiciyle buluştu. Fransız Rivierası’nda bir grup çocuğun yaz boyunca süren oyunlarını, rekabetlerini ve ilk duygusal deneyimlerini takip eden film, çocukluk dünyasını yetişkinlerin bakışını mümkün olduğunca dışarıda bırakarak ele alıyor.
Fransız Rivierası’nda uçurumdan denize atlayarak kendilerine eğlenceli ama bir o kadar da tehlikeli bir rutin oluşturan çocuk grubunun günlerini takip ediyoruz ve aralarındaki ilişkiye şahitlik ediyoruz. Odaktaki karakterimiz beş yaşındaki Geo. Manon ve Rouben’den oluşan üçlü arkadaş grubunun karşısında, aralarındaki güç hiyerarşisini hissettiğimiz B, Eve ve Do’dan oluşan diğer grup var.
Red Rocks adlı filmden bir sahne.
Aşk üçgeni
Çocukların rutinleri arasında Geo ve Eve arasındaki aşk; küçük temaslar, sarılmalar ve oyunbaz bakışlarla kendisini belli etmeye başlıyor. Bu sahnelerde yetişkin romantik ilişkilerinde görmeye alıştığımız temasların yerini masumane sarılmaların tekrarı alıyor ve sahneler neşeli bir hâle bürünüyor. Ancak bu romantizmin karşısında duran şey B ile Eve’in ilişkisi. Bir aşk üçgeni ve bunun duygular önündeki kısıtlarını izliyoruz. Filmin ilk heyecanların hissini yaşatmadaki becerisinde çocuk oyuncuların performansı çok iyi bir işlev görüyor. Bruno Dumont’un oyuncularla çalışma biçimini merak ettiren ve hayranlık uyandıran bir performans ortaya çıkıyor.
Çocuklar gözlemci
Diyalogların sınırlı olduğu bir film Red Rocks, daha çok kurduğu görsel ve işitsel dünyadan gücünü alıyor. Çocukları film boyunca gözlemci bir kamerayla takip ediyoruz. Bu biçimsel tercih, duyguların henüz sınırlanmadığı ve özgürce ifade edildiği dönemde yaşananları anlatan filmin dünyasıyla örtüşüyor. Sterilize olmaktan uzak, nüanslı ve hâlâ gerçek. Film boyunca varlığını sürdüren ve çocukların çoğunlukla etrafında dolandığı, tırmandığı kayalıklar ise kendini keşfetme yolculuğunu ve bunun yanında gelen engelleri gösteriyor. Ardındaki suya atlama hâli, bu yolculuğun keyifli ve arındırıcı tarafını gösterirken buraya varmak için aşılması gerekenleri de hatırlatan bir imge olarak karşımıza çıkıyor.
Sadece büyüme hikayesi değil
Filmin sonuna yaklaşırken Geo’nun B ile olan yüzleşmesinin ardından yeniden kayalıklara döndüğü sahnede Geo’nun etrafındaki büyüklük karşısında neredeyse seçilemeyecek şekilde çekilen görüntüler, büyüme yolculuğuna dair hissi de ifade ediyor. Ancak bir yanıyla da bu sadece bir büyüme hikâyesi değil. Deneyimler değişse de duyguların tekrar eden doğası, her yıkıcı anda küçücük hissedilen o uçurum kıyısından tepesine çıkma cesaretinde ve ardından yeniden suya düşme hâlinde kendisini gösteriyor. Film, bu döngü üzerinden her zaman tanıdıklık uyandırabilecek bir duygunun peşinden gidiyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et