Çağdaş Duman
Emir Yıldırım
Anadolu Üniversitesi
Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde, bazı binaların kullanım ömrünü doldurması ve güncel deprem yönetmeliğine uymaması gerekçesiyle 13 bina için yıkım kararı alındı. Deprem güvenliği ve öğrenci sağlığı elbette tartışılmaz bir öncelik ancak atanmış rektörlüğün bu dönüşümü planlama ve uygulama biçimi, üniversitedeki öğrenciler açısından mağduriyetler yaratmış durumda. Yıkım işlemlerinin kampüs hayatını asgari düzeyde etkileyecek şekilde, zamana yayılarak ve kademeli olarak gerçekleştirilmesi mümkünken tüm binaların aynı anda, üstelik eğitim-öğretim yılının başlamasına ramak kala yıkılması kampüsü adeta bir şantiye alanına çevirdi. Biz de Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencilerine kampüsün içerisinde birçok farklı noktada başlayan, inşaatlar ve bu inşaatlardan dolayı oluşan molozların kampüs yaşamını nasıl etkilediğini sorduk.
Üniversite içerisindeki yıkım çalışmalarının derslerin başlamasından hemen önce başlatılmış olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Umay: Açıkçası üzgünüm, çünkü fakültemi ve üniversitemin kampüsünü çok seviyordum. Özellikle yeşil olması ve bu kadar çeşitli aktivitelerin bulunması beni derslerime bağlıyordu. Çünkü üniversiteyi sadece ders yuvası olarak değil, aynı zamanda aktivite yapabileceğim bir yer olarak görüyordum. Ama üniversitemiz şu an inşaat yığınları içerisinde. Bu durum kampüs içinde ciddi bir gürültü oluyor. Bütün yaz dururken şimdi başlanılması kabul edilebilir değil.
Meryem: Hiç mantıklı bulmuyorum, öğrenciler gelmeden tamamlanması gerekiyordu. Yeni gelen öğrenciler okuldan soğuyabilirler.
Kürşat: Bir tadilat ya da bir yenilik yapılacaksa bu okul kapalıyken yapılabilirdi. Molozlar nedeniyle beş dakikada gideceğim yolu yarım saatte gidiyorum. Arkadaşlarım da bunu çok dile getirdi.
Bu yıkımlar sonrası gerçekleştirilen inşaat çalışmalarından kaynaklanan çalışma alanlarındaki gürültü sizi nasıl etkiliyor?
Murat: Benim fakültem gürültülü alanlara yakın değil fakat gürültü oluşan alanların yakınında olan arkadaşlarım var. Onlar dersleri anlama ve duyma konusunda zorluk çektiklerini söylüyorlar.
Umay: Derslerim çok yoğun ve sessiz ortamda çalışmam gerekiyor. O yüzden gürültü beni çok etkiliyor.
Şantiye ve molozlar kampüs hayatını nasıl etkiliyor?
Umay: Ben deprem mağduruyum, o yüzden yıkımların içerisini, o toz yığınlarını iyi biliyorum. İnşaat yapılırken öğrenci sağlığını nasıl düşünüyorlar mesela? Çünkü sürekli toz çıkacak, inşaat çalışması olacak ve biz o alanlarda oturmaya, gezmeye devam edeceğiz. Bu bizim sağlığımızı nasıl etkileyecek? Eğer deprem riskinden dolayı yapılıyorsa bizi o toz yığınlarını solumak zorunda bırakıyor oluşlarına ne demeli?
Meryem: Umarım bu çalışmalar çok kısa sürer. Bizim fakültenin orasını bile yıktılar, bu yıkıntılar yüzünden kampüste daha çok yürümek zorunda kalıyorum.
Görkem: Benim de yolum oldukça uzadı. Ayrıca sadece ortaya çıkan görüntü kirliliği bile başlı başına kötü bir durum oluşturuyor.
Bu yıkımların planlanmasında sizce öğrencilerin fikirleri alınmalı mıydı? Neden?
Görkem: Öğrencilerin fikirleri doğrudan alınmasa bile, öğrencileri temsil eden mekanizmaların işlemesi ve öğrenci temsilcilerinin daha aktif rol alması gerekirdi.
Meryem: Alınmalıydı. Bu süreç, karar verici mekanizmalar üzerinden işletilmeliydi. İnsanların dersini etkileyecek çevre ve görüntü kirliliği şüphesiz öğrencilerin psikolojisini de bozacaktır.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et