Damla ve Rengin

Antep

Okulların üçüncü haftasına girdik. Geçtiğimiz sene aynı sınıfta olduğumuz birçok erkek öğrencinin bu sene MESEM’e gittiğini öğrendik. Bunun temel sebeplerinden biri, ailelerin ekonomik krizde eğitime para ayıramaması ve çocukların ek bir gelir kaynağı olarak MESEM’e gitmek zorunda kalması. Yani sıra arkadaşlarımız eğitim hakları ellerinden alınırken gençliklerini de yaşayamıyorlar.

Çoğu öğrenci 8 saatini aç geçiriyor

Ekonomik zorunluluk bir yana, okullar da gençlerin MESEM’e gitmeleri için birçok yöntem uyguluyor. Öğrencilere uygulanan mobbing ve en ufak bir sorunda öğrenciyi okuldan atmakla tehdit etmek bu yolların yalnızca bazıları. MESEM öncesinde öğrencilerin yaptığı hatalar sonucunda en fazla disiplin cezası verilirdi. Şimdi ise önce okuldan atılmakla tehdit edilip sonunda okuldan atılıyorlar. Öğrenciler de bunun sonucunda MESEM’e gitmeyi tercih ediyor.

Birçok öğrencinin yaşadığı ulaşım zorluklarının da buradaki rolü büyük. Bir öğrencinin derse birkaç dakika geç kalması dahi devamsızlık olarak işleniyor; bu devamsızlıklar 30 günü doldurduğunda öğrenci sınıfta kalıyor. Çoğu aile için bu ekonomik olarak sürdürülebilir değil. Sonuç olarak öğrenciler MESEM’e gitmek zorunda kalıyor.

Ekonomik kriz sadece öğrencilerin MESEM’e gitmesine değil, asgari düzeydeki birtakım temel haklarına ulaşmasına da engel oluyor. Öncelikle çoğu öğrenci okuldaki 8 saatini aç geçiriyor. Kantin fiyatlarının uçukluğundan dolayı öğrenciler yemek alamıyor. En azından ücretsiz bir öğün yemek en önemli taleplerimiz arasında. Bunun yanında, eğitimin zorunlu olduğu bu ülkede bir devlet okulunda sadece tuvalet kâğıdı gibi basit ihtiyaçlar için kişi başı 1000 TL gibi meblağlar isteniyor. Ayrıca bir de zorunlu ek kaynak alımı var. Bu sebeple artan ücretleri de çoğu aile artık karşılayamıyor. Devlet kitapları yetersiz kalıyorsa ek kaynakları devlet karşılamalı!

“Bugün eve saldırısız gidebilecek miyim?”

Okullardaki güvenlik yetersizliği de öğrencileri ve ailelerini endişelendiren sorunlar arasında. Geçtiğimiz hafta Manisa’da yaşanan saldırıyla ilgili değinilmesi gereken en önemli konulardan biri öğrencilerin bilgilendirilmemesi. Okullarda yaşanan saldırılardan sonra hangi okulda bu olaylar hakkında konuşma yapıldı? Mesela en yakın tarihteki Manisa saldırısı... Ertesi gün herkes okuluna gitti, rutinine devam etti. Hiçbir şey olmamış gibi devam edilmesinden ziyade, okullarda bu konu gündeme bile gelmedi.

Çocuklar bilinçlendirilmedikçe okulun önündeki X-ray cihazları, polisler, çanta aramaları boşuna yapılıyor. Çünkü asıl mesele silahı okula sokmak değil, bir çocuğun eline silah alıp böyle bir saldırı gerçekleştirecek noktaya gelmesi. Manisa olayından sonra Millî Eğitim Bakanı savunmasını olayın okulun içinde yaşanmamış olması üzerinden yaptı. Böyle bir saldırı evin önündeki parkta yaşanmış olsaydı ortada suçlu olmayacak mıydı? Okul girişlerindeki güvenlik görevlilerinin ve polislerin orada bulunmasının tek amacı “biz önlemimizi aldık” diyebilmek.

Bahsettiğimiz meseleler okullarımızda karşılaştığımız sorunların yalnızca küçük bir parçası. Doğal olarak oldukça olumsuz etkilenen psikolojimiz için bir destek sağlanmaması da böylelikle yaraya tuz basmış oluyor. “Bugün eve saldırısız gidebilecek miyim?” ya da “Bugün nasıl bir sorunla karşılaşacağız, eğitimimi sorunsuz bitirebilecek miyim?” gibi sorular aklımızdan bir an olsun çıkmıyor. Derslerimize de sağlıklı bir şekilde odaklanamıyoruz.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.