Ilgın Şahin

ODTÜ

ODTÜ topluluk oryantasyonu, yıllardır olduğu gibi 100'ü aşkın topluluğun, gençlik örgütünün, bileşenin ve okula yeni giren binlerce öğrencinin katılımıyla Devrim’de gerçekleşti. Okula yeni giren birçok öğrenci, toplulukların bu kolektif üretiminden ve bir araya gelerek böyle bir atmosfer yaratabilmemizden ne kadar heyecan duyduklarından bahsetti.

Bir araya gelebildiğimiz her an bizim!

Dolayısıyla, bu atmosferi mümkün kılan etmenlerden bahsetmek büyük önem taşıyor. Bilim topluluklarından spor topluluklarına, kültür topluluklarından gençlik örgütlerine kadar rengârenk ve her öğrencinin kendisine uygun bir alan bulabildiği bu ortam, ODTÜ bileşenlerinin yıllardır birlikte mücadele etmesinin bir ürünü. Rektörlük bunu kendi başarısıymış gibi göstermeye ve stantları gezerek göz boyamaya çalışırken, oryantasyonun yıllar önce resmî olarak gerçekleştirilmediğini unutmamak gerekiyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından yakın zamanda yayımlanan "güvenlik tedbirleri" genelgesinin sonuçları da biz öğrencilerin örgütlü mücadelesinin önemini gözler önüne serer nitelikte. Güvenlik tedbiri bahanesiyle demokratik haklarımızı yok sayan, mücadele eden öğrencileri ötekileştiren bu belgeye karşı sözümüzü söyleyebilmek için "ODTÜ Bileşenleri Bir Bütündür! ODTÜ Topluluk Kültürüne Yapılan Saldırılara İzin Vermeyeceğiz!" başlıklı bir bildiri yayınladık. Kimlerin stant açabileceğine dair kısıtlamalar da getiren bu genelgeye rağmen, yıllardır ODTÜ'de faaliyet gösteren ve okulun bir parçası haline gelmiş, resmi olsun olmasın, tüm bileşenler stantlarını açabildiler.

Oryantasyonda ortak sorunlarımızın etrafında buluştuk

Oryantasyon, sorunlarımız karşısında bir araya gelebileceğimiz bir alan olarak da kendini gösterdi. Örneğin, okulun yurt kapasitesi halihazırda yetersizken tadilata giren yurtların kapatılması nedeniyle yeni gelen öğrencilerin çok az bir kısmı ODTÜ yurtlarına yerleşebiliyor. Geçmiş senelerde YKS sıralamasında ilk 4 bine giren öğrenciler kendi seçtikleri yurtta kalabilme hakkına sahipken şimdi birçoğuna yurt çıkmadığı, ilk binde yer aldığı hâlde geçici yurtta kalan öğrencilerin olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Birçok yeni girişli öğrenci kampüs dışı yurtlarda kalmak zorunda. Bu biçimiyle öğrenciler ODTÜ'nün birlikte üretme ve beraber yaşama kültürünün en önemli alanlarından biri olan kampüs yaşamından uzaklaştırılıyor. Bunun doğal bir sonucu olarak yurtta kalan öğrencilerin yurda dair taleplerini içeren dilekçe ile imza topladığı stant oldukça ilgi çekti. Yurtlarda toplantılar ve geniş forumlar alarak bu süreci örgütleyen öğrenciler, ODTÜ’lülerin her tür saldırı karşısında nasıl beraber durduklarını ve mücadeleyi sürdürdüklerini bize gösterdiler.

Oryantasyonda benzer şekilde topluluklara da yoğun bir ilgi vardı. Bilhassa kariyer topluluklarına ve gençlik örgütlerine olan ilgi öne çıktı. Bu, içinde yaşadığımız düzen göz önüne alındığında beklenebilir bir durum. Gençlerin, saray rejiminin sermayenin güdümündeki politikaları sonucu artan bir hızla proleterleştirildiği bir ortamda hepimiz büyük bir gelecek kaygısı içinde yolumuzu çizmeye çalışıyoruz ve sistemin içinde hayatta kalmaya çalışırken onunla mücadele etmeye de devam ediyoruz.

ODTÜ'nün mücadelesini takip eden ve ona daha güçlü biçimde dahil olmak isteyen ancak bunu tam olarak nerede yapacağına karar verememiş birçok arkadaşımız var. Henüz üniversiteye başlamadan ailesi tarafından "Aman oğlum/kızım, sen çok bulaşma böyle işlere." gibi sözler duyarak gelmiş bu arkadaşlarımız, güvenlik konusunda soru işaretlerine sahip olmalarına rağmen ana gündemlerini genelde mücadele yöntemleri ve çözüm önerilerine dair tartışmalar oluşturuyor.

ÖBG ve sivil polis kimleri koruyor?

Güvenlik endişeleri demişken, oryantasyon boyunca ÖGB ve sivil polis yoğunluğu da göz ardı edilemez düzeydeydi. Bu “güvenlik” unsurlarının okulda bulunma sebebi ise içinde faşist ve gerici örgütlenmelerin bulunduğu Otak'ın standını koruyabilmekti. Standının önündeki onlarca ÖGB görevlisi ve sivil polis tarafından korunan, geçtiğimiz sene şenlikteki bayrak provokasyonunun doğrudan bir parçası olan ve ODTÜ kültürüne çekinmeden saldıran Otak'ın, geçtiğimiz senelerde MHP ve Ülkü Ocakları ile bağlantısı açık Türkoloji Topluluğuyla da bağının olduğu biliniyor.

Kampüse polis sokarak üniversitenin özerk yapısını bozan, kendilerini var edebilmek için buna ihtiyaç duyan bu gerici oluşumların ODTÜ'de yeri olmadığı açık. Kendilerini var edebilmek için atanmış rektörün güvenlik görevlilerine ve devletin polisine ihtiyaç duymaları, hangi tarafta yer aldıklarının ve ODTÜ öğrencileri arasındaki konumlarının bir göstergesi. İktidarın ve onun maşası olan atanmış rektörün eliyle kendilerine açtıkları alanın daha da büyümemesi için ODTÜ öğrencilerinin yine bir bütün olarak hareket etmesi, tüm bileşenler olarak birleşmesi ve ortak bir söz söylemesi hiç olmadığı kadar önemli.

ODTÜ bir oldukça güçlü!

Yurt krizi de gerici oluşumların stantlarını açabilmesi için kampüse polis sokulması da saray rejiminin üniversitenin yapısına yönelik saldırılarının birer parçası. Ancak tüm bu saldırılara karşı oryantasyon, ODTÜ'nün beraber hareket eden ve birbirinden öğrenen renkli kültürünü yeni gelen öğrencilere de gösterecek, onları da içine alacak şekilde gerçekleşti. Yeni girdiğimiz dönemde de bu saldırıların büyüyeceği açık. Bu saldırıların püskürtülmesi için demokratik ve özerk üniversite talebinin büyütülmesi, daha fazla ODTÜ öğrencisinin ve bileşeninin birlikte hareket etmesi en büyük ihtiyacımız.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.