Kimya Mühendisliğinden iki kadın öğrenci

Gazi Üniversitesi 

Gazi Üniversitesinde eğitim gören kadın mühendislik öğrencileri olarak kadın arkadaşlarımızın okul hayatında ve staj süreçlerinde karşılaştıkları sorunları, maruz kaldıkları cinsiyet ayrımcılığını ve erkek egemen mühendislik bölümlerinin üzerimizde yarattığı baskıyı görünür kılmak amacıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdik. Bu görüşmeler sonucunda ortaya çıkan tablo, basit birkaç olaydan ibaret olmayan, kadın öğrencilerin eğitim hayatından başlayarak staj ve iş hayatına kadar karşı karşıya kaldıkları sistematik bir soruna işaret ediyor.

Eşitsizlik her alanda

Mühendislik eğitimi alırken yalnızca derslerimizde başarılı olmak, kendimizi geliştirmek ve mesleğimizi öğrenmek için mücadele etmiyoruz. Aynı zamanda kadın olduğumuz için sürekli kendimizi kanıtlamak, ciddiye alınmak ve bulunduğumuz ortamda var olabilmek için mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğu mühendislik bölümlerinde kadın öğrencilerin fikirlerinin küçümsenmesi, sözlerinin kesilmesi, yeterliliklerinin sorgulanması ve erkek öğrencilerle aynı davranışları sergilediklerinde farklı şekilde değerlendirilmeleri ne yazık ki oldukça sık karşılaştığımız durumlar arasında yer alıyor.

Daha da ağır olan ise bazı kadın öğrencilerin yalnızca cinsiyetleri nedeniyle sözlü tacize, psikolojik baskıya ve mobbinge maruz kalmaları. Bu durumların en az yaşananların kendisi kadar rahatsız edici taraflarından biri de şikâyet edildiğinde karşılaşılan duyarsızlık ve sessizlik. Bir kadın öğrenci yaşadığı problemi dile getirdiğinde destek görmek yerine suçlanabiliyor, yaşadığı olay küçümsenebiliyor veya “fazla hassas” olmakla itham edilebiliyor. Böylece kadın öğrenciler hem yaşadıkları olayla hem de çevrelerindeki insanların olayı ciddiye almamasıyla mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Yaptığımız görüşmelerde bir arkadaşımız staj yaptığı süreçte çalıştığı şirketin servis şoförü tarafından sürekli aramalara ve mesajlara maruz kaldığını, bunun taciz boyutuna ulaştığını anlattı. Şikayet ettiğinde hiçbir sonuç alamadığından, okuldaki kadın bir hocayla bu konuyu paylaştığında ise hocanın sorunu ciddiye bile almayıp “Kadın öğrenciler hiçbir şeyi beğenmiyor.” dediğinden bahsetti.  Bu gibi davranışların görmezden gelinmesi, kadınların maruz kaldığı tacizin ne kadar kolay normalleştirilebildiğini gösterir nitelikte.

Karşılaştığımız bir diğer sorun ise staj süreçlerinde kadın ve erkek öğrencilere verilen görevler arasındaki açık ayrım. Mühendislik eğitiminin en önemli parçalarından biri olan stajların amacı, öğrencilerin teorik bilgilerini gerçek çalışma ortamında uygulayarak mesleki deneyim kazanmalarını sağlamaktır ancak bazı şirketlerde erkek stajyerlere genelde mühendisliğe yönelik görevler verilirken kadın stajyerlerin ekseriyetle temizlik, düzenleme vb. işlere yönlendirildiğini görüyoruz. Kadın öğrencilerin mühendislik eğitimi almış veya almakta olan bireyler olarak görülmek yerine yalnızca kadın oldukları için belirli işlere uygun olduklarının düşünülmesi kabul edilemez.

Biz kadın mühendislik öğrencileri yalnızca “bize de fırsat verilsin” demiyoruz. Zaten hakkımız olan eşitliği istiyoruz. Mühendislik eğitimi alan bir kadın öğrencinin erkek öğrencilerle aynı teknik imkânlara ulaşabilmesini, öğrenme fırsatlarına erişebilmesini ve saygı görmesini istiyoruz. Staj yaptığımızda cinsiyetimize göre değil, eğitimimize ve yetkinliklerimize göre değerlendirilmek istiyoruz. Bir kadın mühendisin verdiği talimatların yalnızca kadın olduğu için sorgulanmadığı çalışma ortamları istiyoruz. Mobbing veya tacizle karşılaşırsak şikâyetimizin küçümsenmesini değil, ciddiye alınmasını ve gerekli mekanizmaların işletilmesini istiyoruz.

“Ailem Güvende” mi?

Yaşadığımız bu deneyimleri paylaşmamızın amacı yalnızca kendi sorunlarımızı anlatmak değil, benzer durumları yaşayan ancak sesini çıkaramayan kadın öğrencilerin de yalnız olmadığını göstermek ve bu problemlerin artık görmezden gelinmemesini sağlamak. Çünkü sessiz kalındığında sorun ortadan kalkmıyor. Aksine, sessizlik bu davranışların devam etmesine ve normalleşmesine izin veriyor.

Bugün kadınların güvenliği üzerine konuşurken, yalnızca yaşanan olaylara değil, bu olaylara karşı devletin ve kurumların nasıl bir tutum aldığına da bakmak gerekiyor. Son dönemde çocukları, gençleri ve aileleri koruma amacıyla yürütüldüğü açıklanan “Ailem Güvende” operasyonlarında 15 ili kapsayan soruşturmalar kapsamında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldığı açıklandı. 12. Yargı Paketi ise yargı hizmetlerinin daha hızlı ve etkin işlemesine yönelik düzenlemeler içeriyor.

Oysa gerçek anlamda güvenli bir toplum, haksızca hedef gösterilen derneklere yapılan operasyonlarla veya yeni yasal düzenlemelerle değil, insanların maruz kaldıkları hak ihlallerinin ciddiye alınması ve etkili biçimde soruşturulmasıyla mümkün olabilir. “Aileyi ve toplumu koruma” gibi söylemlerin bir anlam kazanabilmesinin tek yolu, kadınların ve gençlerin günlük yaşamlarında gerçekten güvende olmalarını sağlayacak uygulamaların hayata geçirilmesi olmasına rağmen, kadınların okulda, stajda veya çalışma hayatında yaşadığı taciz ve ayrımcılık karşısında şikâyetlerinin küçümsendiği, faillerin korunduğu ya da olayların üzerinin kapatıldığı bu ortam mevcut politikaların amaçlarını açıkça gözler önüne sermekte. Biz kadın mühendislik öğrencileri olarak güvenliği yalnızca belirli operasyonların konusu olarak değil, okulda, stajda, iş yerinde ve hayatın her alanında eşit biçimde sahip olmamız gereken temel bir hak olarak görüyoruz.

Gerçek bir güvenli ortam talebi

Sonuç olarak, kadın öğrencilerin okulda, stajda ve çalışma hayatında karşılaştıkları taciz, mobbing ve ayrımcılığın devam etmesinde yalnızca bu davranışları gerçekleştiren kişilerin değil, bu davranışlar karşısında sessiz kalıp gerekli yaptırımları uygulamayan kurumların ve bu davranışları yeniden üretmeye yarayan politikaların da sorumluluğu bulunuyor. Bir kadın yaşadığı tacizi veya ayrımcılığı dile getirdiğinde şikâyetinin ciddiye alınmayacağını ve sonuçsuz kalacağını ya da failin herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağını düşündüğünde, bu durum cezasızlık kültürünü güçlendirip benzer davranışların tekrarlanmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle kadınların güvenli ve eşit bir eğitim ve çalışma hayatına sahip olabilmesi için yapılan şikâyetlerin ciddiyetle ele alınması, failler hakkında gerekli işlemlerin uygulanması ve kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor.

Taciz, mobbing ve ayrımcılık basit olaylar olarak görülüp normalleştirilmemeli, tekrar eden bir düzenin parçası hâline gelmemeli. Biz kadın mühendislik öğrencileri olarak, yaşadığımız sorunların görmezden gelinmediği, şikâyetlerimizin susturulmadığı ve hiçbir failin eyleminin sonuçsuz kalmayacağını bildiğimiz bir eğitim ve çalışma ortamı talep ediyoruz.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.