Kağan ve Arda
Başkent Üniversitesi
Geçtiğimiz yıllarda kampüs içerisinden neredeyse dakika başı kalkan ring servisleri, bu eğitim yılının başında öğrencilerin gündelik yaşamını doğrudan etkileyen ağır düzenlemelerle karşı karşıya kaldı. Öğrencilerin görüşü dahi alınmadan hayata geçirilen bu kararlarla sefer sayıları günde ikiye kadar düşürüldü. Toplu taşıma imkânlarının hâlihazırda yetersiz olduğu gün gibi açıkken yapılan bu düzenleme ile öğrenciler, ulaşım gibi en temel haklardan birinin ellerinden alınmasıyla karşı karşıya kaldı.
Ancak belli ki öğrencilerden böyle büyük bir tepki almayı beklemiyorlardı. Kampüs içerisinde giderek büyüyen tepki, öğrencilerin birbirleriyle kenetlenmesi, sorunu gündeme taşıyarak binden fazla dilekçe verilmesi ve karara karşı ortak bir ses çıkarılması sonucunda üniversite geri adım atmak zorunda kaldı. Yönetimin, öğrencilerin ihtiyaçlarını görmezden gelerek aldığı bu kararın geri çekilmesi bize basit ama çok önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Kampüste söz sahibi olmanın yolu omuz omuza mücadele etmekten geçiyor.
Zamlar artıyor, hizmetler daralıyor
Başkent Üniversitesi, her yıl eğitim ücretlerine ciddi oranlarda zam yaparken öğrencilerin yararlandığı temel hizmetleri aynı ölçüde geliştirmek bir yana, giderek daraltıyor. Okul ücretleri her geçen yıl artarak öğrenciler ve aileler için hayatı daha da zorlaştırıyor. 2023’ten bu yana fakülteler genelinde yüzde 87,7 oranında bir zam artışı meydana gelmiş durumda. Lisans ücretleri 1 milyon 150 bin TL’den başlayıp tıp ve diş gibi bölümlerde neredeyse 2 milyon TL’ye kadar çıkıyor. Bu durum öğrencilerin eğitime erişimini gittikçe sınırlandırıyor.
Zam yaparken elleri bol olsa da konu öğrencinin hayat kalitesine gelince akla gelen ilk seçenek tasarruf oluyor. Üniversitenin gelirleri ve öğrencilerden talep ettiği ücretler artarken ulaşım gibi en temel ihtiyaçlardan tasarruf edilmesi, bize üniversite yönetiminin önceliklerinin ne olduğunu açıkça gösteriyor. Öğrencilerden her yıl daha fazla para istenirken karşılığında daha az ve kalitesiz hizmete reva görülüyor.
Okulumuzdaki başka bir büyük problem ise yemekhane. En temel haklarımızdan bir diğeri olan beslenme hakkımız adeta gasp ediliyor. Bir şişe suyun dahi 20 liraya satıldığı kampüsümüzde öğrencilerin büyük kısmı, bu ölçüsüz fiyatlandırma sistemi yüzünden yemekhaneyi düzenli olarak kullanamıyor. Kampüste öğrencilerin kaliteli ve uygun fiyata karnını doyurabileceği başka alternatifler bulunmadığı için fahiş fiyatlara ve kalitesiz gıdalara mecbur bırakılmış durumdayız.
Kazanımın gösterdiği güç: Örgütlü mücadele
Tam da bu nedenle servislerde elde edilen kazanımı yalnızca tek bir sorunun düzeltilmesi olarak görmemek gerekiyor. Bu kazanım, öğrencilerin ortak bir sorun etrafında yan yana geldiğinde sözünü dinletebildiğini ve üniversite yönetimine geri adım attırabildiğini gösteren somut bir örneğidir.
Üniversitemiz, öğrenciyi üniversite hayatının öznesi olarak görmektense müşteri olarak gören bir anlayış benimsemektedir. Ulaşımı, beslenmeyi ve diğer tüm temel haklarımızı ihtiyaçtan ziyade maliyet kalemi olarak değerlendirmiş olmaları, bizlere verdikleri değeri gösteriyor.
Bu yaklaşıma karşı, servis meselesinde kazandığımız gibi, yemek fiyatları başta olmak üzere karşı karşıya olduğumuz diğer sorunlarda da çözümün yolu aynı yerden geçiyor: Sınıflarda, topluluklarda ve kampüsün her alanında bir araya gelerek taleplerimizi ortaklaştırmalı ve örgütlü mücadelemizi büyüterek sesimizi duyurmalıyız.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et