EMEP İzmir İl Örgütü 621 gündür direnen Digel işçilerine dayanışma ziyaretinde bulundu
Digel Tekstil’de 621 gündür sendikalaşma ve TİS mücadelesini sürdüren işçiler, EMEP İzmir İl Örgütünün ziyaretinde patronun sendikadan istifaya yönelik baskılarını ve olası grev sürecini anlattı.
İzmir- Digel Tekstil’de sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi hakkı için 621 gündür mücadele eden TEKSİF üyesi işçileri, Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Örgütü ziyaret etti. Ziyarette işçilerin sendikal örgütlenme ve TİS mücadelesinde gelinen son aşama, patronun sendikal sürece yönelik tutumu ve olası grev süreci değerlendirildi.
17 Ocak 2025’te başlayan mücadelede yeni bir aşamaya gelinirken, patronun sendikal örgütlenme hakkını tanımadığı ve işçileri “fabrika kapanacak” tehdidiyle sendikadan istifaya zorladığı belirtildi. Son dönemde işçilerle bölüm bölüm toplantılar yapıldığı, bu toplantılarla sendikanın işyerindeki yetkisinin düşürülmesinin hedeflendiği ifade edildi.
İşçilerin aktarımına göre, bunun yanı sıra “greve evet deyin ama çalışmaya devam edin” şeklindeki telkinlerle olası grevin etkisizleştirilmesine yönelik bir tutum da sergileniyor.
‘Digel direnişi bir okul oldu’
Ziyarette konuşan TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, Digel işçilerinin 621 gündür mücadele ettiğini belirterek direnişin patronların alışık olduğu kısa süreli direnişlerin ötesine geçtiğini söyledi. Alagöz, “17 Ocak’ta başlayan mücadele, patronların alışık olmadığı bir noktaya geldi. Çünkü patronlar genellikle ‘İki gün direnirler, üç gün direnirler, birkaç kişi mahkemede davasını kazanır ve sonra çekip giderler’ diye düşünüyor. Ancak Digel işçileri bu süreci böyle yürütmedi” dedi.
17 Ocak 2025’ten bu yana işten çıkarılan işçilerin açtığı davalar ve sendikal yetki sürecine ilişkin de konuşan Alagöz, patronun süreci uzatmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu ancak işçilerin yılmadığını söyledi.
Beş işçinin sendikal tazminat, işe iade, kıdem ve ihbar haklarını aldığını belirten Alagöz, buna rağmen işçilerin direnişi sürdürdüğüne dikkat çekti. Alagöz, “Aslında burada bir mücadele okulu yarattık. Kıdem ve ihbarın yanı sıra sendikal tazminatını alan bir işçiyi çadırda tutmak kolay değildir. Ama Digel direnişi işçiler için bir okul oldu. Haklarını almalarına rağmen mücadeleye devam ediyorlar” diye konuştu.
Diğer işçilerin açtığı davaların büyük bölümünün kazanıldığını ve bazı dosyaların istinafta olduğunu belirten Alagöz, fabrikada çalışan işçilerin de baskı, mobbing ve işten atma tehditlerine karşı mücadele ettiğini söyledi.
Fotoğraf: Evrensel
‘Grevi fabrikanın etrafına sığdırmayacağız’
Digel işçilerinin önümüzdeki süreçte greve gitme ihtimaline de değinen Alagöz, patronun son dönemde işçileri etkilemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu belirtti. Alagöz, “Geçtiğimiz hafta patron sahaya indi. Üyesi olan işçileri, sandık kurulduğunda greve ‘evet’ diyen ama çalışmaya devam eden bir tutuma yönlendirmeye çalışıyor. Biz de cuma günü arkadaşlarımızla birlikte buna karşı tavrımızı ortaya koyduk. Kavgaysa kavga, grevse grev” dedi.
Sendikanın uluslararası dayanışma hazırlıklarına başladığını belirten Alagöz, Digel’in Almanya’daki yöneticileriyle görüşmeler yapıldığını aktardı. Alagöz, “Patron yetkilileri toplu sözleşmeye karşı olmadıklarını ve görüşmeleri sürdürmek istediklerini söylediler. Bizim talebimiz de zaten toplu sözleşmenin yapılması. Ancak Digel patronu bugüne kadar yaptığı açıklamalara aykırı bir tutum alırsa Avrupa’daki mağazalarda ve Almanya’nın Nagold kentinde eylemler yapacağız” diye konuştu. Uluslararası dayanışma kapsamında hazırlıklara başladıklarını belirten Alagöz, “Şimdiden arkadaşlarımızın pasaport ve vize işlemlerini başlattık. Her ihtimali değerlendirerek hareket edeceğiz” dedi.
İzmir’deki kitle örgütleri ve siyasi partilerle de dayanışma çalışması yürüteceklerini belirten Alagöz, “Önümüzdeki haftalarda görüşmeler olumlu ilerlemezse İzmir’deki kitle örgütlerini ve siyasi partileri, başta Emek Partisi olmak üzere ziyaret edeceğiz. Almanya’da yapılacak eylemlerin listesini kurumlarla paylaşarak dayanışma çağrısı yapacağız. Biz sadece Teksif Sendikası olarak değil, Digel işçileriyle birlikte mücadele eden herkes olarak bu süreci büyütmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Bu koşullar değişene kadar geri adım atmayacağız’
Mücadelenin iki temel başlık üzerinden sürdüğünü belirten Alagöz, ücretler ve çalışma koşullarına dikkat çekti. Alagöz, “Bugüne kadar mücadelemizi iki temel başlık üzerinden yürüttük. Birincisi sefalet ücretleri, ikincisi ise işyerindeki insanlık dışı uygulamaların, özellikle kadın işçilere yönelik baskı, mobbing ve tacizlerin sona erdirilmesi. Bu koşullar değişene kadar mücadelemizden asla geri adım atmayacağız” dedi.
Olası grevin yalnızca fabrika önüne sıkıştırılmayacağını vurgulayan Alagöz, “Grevse grev diyoruz ama grevi fabrikanın etrafına sığdırmayacağız” dedi.
İzmir’de yaklaşık 30 yıldır sendikal ve toplumsal mücadele içerisinde olduğunu belirten Alagöz, dayanışma ağlarının yeniden kurulması gerektiğini söyledi. Alagöz, “Dayanışmanın önemini ve mücadeleyle kazanımını Digel’den sonra da büyütmeye çalışacağız. Eski dayanışma ve birlikte mücadele ağını yeniden örmemiz gerekiyor. Asıl görevlerimizden biri de bu” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Evrensel
‘Patron masaya gelene kadar mücadele devam etmeli’
EMEP İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar da Digel Tekstil’de gelinen aşamanın sendikalaşma mücadelelerinin alışılmış seyrinden farklı olduğunu söyledi. Çuhadar, “Normalde fabrikaya sendika girer, patron bunu erken fark ederse işçileri işten çıkarır ve kapı önünde direniş başlar. Sendika yetkiyi aldığında toplu iş sözleşmesi süreci başlar ve üretimle birlikte TİS devam eder. Ama bugün koşullar gerçekten çok farklı. Sermaye ‘hukuk benim, her şey benim’ diyor. Dolayısıyla hukuksuzluk yapıyor, hakları çiğniyor, kazanılmış haklara el koyuyor” dedi.
İşçilerin bugün yalnızca yeni haklar kazanmak için değil, mevcut haklarını kullanabilmek ve kazanılmış haklarını koruyabilmek için de mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Çuhadar, son dönemdeki işçi direnişlerinden örnekler verdi. Çuhadar, “İşçiler bugün kazanılmış haklarını almak için bile mücadele etmek zorunda kalıyor. Ödenmeyen ücretler için Torbalı’da Alfemo işçileri direndi. Sendika özgürlüğünü kullanmak isteyen Smart Solar işçileri de direnişle karşılaştı ve mücadele kazanımla sonuçlandı. İşçi hem kendi haklarını kazanmak hem var olan haklarını kullanabilmek hem de yeni haklar elde edebilmek için mücadele etmek zorunda” diye konuştu.
‘Patron “TİS yapmayabilirim” diyemez’
Digel’de toplu iş sözleşmesi sürecinin başlamasıyla birlikte direnişin gündemden düşürülmemesi gerektiğini belirten Çuhadar, “Sendika patronla masaya oturdu, bazı maddeler geçti ve görüşmeler devam ediyor. Ancak sendika yetkiyi almış olmasına rağmen direniş sürüyor. Patronun da ‘İstersem toplu iş sözleşmesi yapmayabilirim’ diye düşündüğünü görüyoruz. Bu hukuksuz ve yasa dışı bir durum. Yasal hakların tamamı gasbediliyor” ifadelerini kullandı.
Çalışma Bakanlığı’nın sorumluluğuna da dikkat çeken Çuhadar, “Çalışma Bakanı’na sormak lazım: Sen ne işe yarıyorsun? İşçi ne yapacak? Digel Tekstil işçisi sendikalaştı, sendikal ve hukuki kazanımlarını elde etti, yetki ve işe iade davalarını kazandı. Hukuki süreci de tamamladı ve 621 gündür direniyor. Patronu toplu iş sözleşmesi masasına getirmek için Digel işçisinden daha ne bekleniyor?” diye sordu.
‘Grev üretimi durdurmaktır’
Önümüzdeki süreçte gündeme gelmesi beklenen grev oylamasına da değinen Çuhadar, grevin üretimden gelen gücün kullanılması anlamına geldiğini söyledi. Çuhadar, “Grev, işçinin üretimden gelen gücünü kullanmasıdır. ‘Direnişimin adı grev olsun’ diye yapılmaz. Üretimi durdurursanız bunun adı grev olur. Eğer grev oylamasında işçiler grev kararı alırsa üretim de duracak. O zaman patron grevin ne anlama geldiğini belki anlamış olacaktır” dedi.
EMEP İzmir İl Örgütü olarak Digel işçilerini yeniden ziyaret etmelerinin nedenlerinden birinin mücadelenin kamuoyundaki görünürlüğünü artırmak olduğunu belirten Çuhadar, dayanışmanın önemine dikkat çekti. Çuhadar, “Bu mücadelenin yeniden ve tekrar İzmir kamuoyuna, Türkiye kamuoyuna taşınması gerekiyor. Sürecin takip edilmesi ve bizim üzerimize ne düşüyorsa işçilerle birlikte bu mücadelede var olduğumuzu göstermek için bir kez daha ziyaret etmek istedik. Mücadele önemli, bu mücadelede yan yana durmak ve dayanışmayı büyütmek önemli” ifadelerini kullandı.
Sendikal bürokrasiye karşı işçilerin mücadelesinin yanında olunması gerektiğini belirten Çuhadar, sendikaların tabanlarının ve işyeri temsilcilerinin de kendi örgütlerini sorgulaması gerektiğini söyledi. Çuhadar, “Buraya ziyaret etmeyen sendikaların tabanlarının, işçilerinin ve işyeri temsilcilerinin de bunu sorgulaması önemli. İşçinin işçiyle dayanışmasını büyütmek, birliğimizi bozmadan bu birliği nasıl büyüteceğimizin yol ve yöntemlerini bu mücadele içerisinde yeniden aramak, bulmak ve uygulamak zorundayız” dedi.
(Evrensel)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et