Bugün ekonomik koşullar sanatsal üretimi zorlaştırıyor
Orhan Kemal Emek Ödülü sahibi usta oyuncu Suna Selen ile sinemanın dünü ve bugünü üzerine konuştuk. Selen, geçmişte sanatçıların karnını doyurabildiğini belirterek bugünün genç sanatçılarının ekonomik olarak yaşadığı zorluklara dikkat çekti.
Ahmed Ziya Aydın
Merve Tur
[email protected]
Adana - Bu yıl 33.’sü düzenlenen Uluslarası Adana Altın Koza Film Festivali'nde Macit Koper ve Aydın Sayman’la birlikte Orhan Kemal Emek Ödülü'ne değer görülen usta oyuncu Suna Selen ile sanat hayatını, sinemanın dününü ve bugününü ve genç sanatçıların yaşadığı sorunlar üzerine söyleştik.
‘İşsizlik tehdidi baskı unsuru’
Tiyatro ve sinema sahnesinde yarım asrı geride bırakan Suna Selen, Orhan Kemal’in eserlerinin bu ülkenin yoksullarını ve emekçilerini merkezine alan yapısıyla kurduğu bağdan yola çıkarak, günümüz sinemasının sokakla ve emekçilerin gerçekliğiyle ilişkisini değerlendirdi. Türkiye’nin renkli yapısına ve her kentin kendine has dinamiklerine dikkat çeken usta oyuncu Selen, sinemanın ve sanat dünyasının bugünkü durumu karşısında duyduğu kaygıları da dile getirdi. Özellikle yapay zekanın sinema sektöründe yarattığı belirsizliklere ve bunun getirisi olarak işsizlik gibi tehditlere değinen Selen, bu durumun genç sinemacılar ve oyuncular için yeni bir baskı unsuru oluşturduğunun altını çizdi.
‘Geçmişte setlerde dayanışma vardı’
Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Metin Erksan’la yolu ilk kez ‘Gecelerin Ötesi’ filmi setinde kesişen Selen, o dönemin çalışma koşullarına ve kolektif üretim ruhuna ilişkin "Metin Erksan çok özel bir insandı. Yani onu kimseyle mukayese etmek istemiyorum. O dönemde özel işler yapıyordu, o işler için de oyunculardan da fikir alıyordu, oyuncuyu da eğitiyordu" ifadelerini kullandı. Erksan'ın tüm ekibi stüdyoda toplayıp çekim kopyalarını birlikte izlettiğini ve oyuncuların fikirlerini aldığını belirten Selen, yönetmenin kendisine öğrettiği disiplin için bir seferinde Erksan’ın "Sen üçüncü denemede daha iyi oynayabilirsin ama bak üçüncüde oradan kuş geçmiş kameranın önünde. Peki ne olacak? Sen her seferinde en iyisini oynayacaksın ki bütün şartların yerinde olduğu planı kullanacağız" dediğini, böylece oyuncuları daha iyi yapmaya teşvik ettiğini belirtti. Selen, bugünün set hiyerarşileriyle o dönemin ‘imece kültürünü’ kıyaslayarak geçmişteki üretim ilişkilerinin daha paylaşımcı ve yönlendirici olduğunu söyledi.
‘Karnımızı doyurabiliyorduk ve mutluyduk’
Tiyatrocu ve sinemacıların bugün sahne bulma, güvencesiz çalışma ve ekonomik krizle mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Selen, kendi gençlik yıllarındaki çalışma koşullarını da anlattı. 1960’lı yıllarda radyoda spikerlikten sinemaya, tiyatrodan mankenliğe kadar beş farklı işi aynı anda yürüttüğünü belirten sanatçı, o dönem için "Nasıl bilmiyorum ama en azından şöyle bir şey söyleyeyim, herhangi bir tiyatroya girdiğiniz zaman zengin olmuyordunuz. Yükseğe de ulaşmıyordunuz ama karnınızı doyuracak kadar para kazanıyordunuz sonuçta... Çalıştığınız zaman, kendimizi, ailenizi geçindirecek kadar para kazanırdınız ve bundan da mutlu olurdunuz. Emeğin görece daha fazla değeri vardı" dedi. Bugün genç tiyatrocuların hem geçinebilmek hem de sanat yapabilmek adına birden fazla işte yer çalışmak zorunda kaldığına dikkat çeken Selen, ekonomik koşulların sanatsal üretimi ne denli zorlaştırdığına işaret etti.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et