Tarımda çocuk işçiliğiyle mücadeleye sıfır bütçe: Öğrenciye ‘üretim’ yolu
MEB ile TOBB’un ülke genelinde başlattığı modelin Denizli ayağında öğrencilerin “saha ve sektör deneyimiyle” yetiştirilmesi hedefleniyor.
Fotoğraf: MA
Deniz İpek
Denizli- Denizli Ticaret Borsası, Baklan Belediyesi ve Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında geçen günlerde Baklan Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Protokolle öğrencilerin uygulamalı eğitim olanaklarının artırılması, tarım alanındaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi ve sektöre hazırlanması hedefleniyor. Protokole ilişkin açıklamalarda öğrencilerin yalnızca teorik eğitimle değil, “sahada uygulama ve sektör deneyimiyle” yetiştirilmesi amaçlanıyor. Baklan’daki uygulama yerel bir projeden ibaret değil.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında 2025 yılında imzalanan “Tarım Sektörüne Yönelik Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü” ile 30 tarım meslek lisesi, TOBB bünyesindeki oda ve borsalarla eşleştirildi. MEB, ülke genelindeki protokolün amaçları arasında tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesini ve öğrencilerin gerçek üretim ortamlarında uygulamalı deneyim kazanmasını sayıyor. TOBB ise tarım sektöründeki ara eleman ihtiyacına dikkat çekerek öğrencilerin mezuniyetlerinin ardından işletmelerin ihtiyaç duyduğu nitelikte işgücüne dönüşmesini hedefliyor.
Bursa'dan sonra Denizli
Modelin ilk yerel uygulaması Bursa’da gerçekleştirildi. Bursa Ticaret Borsası ile Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi arasında kurulan iş birliğinde Borsa üyelerinin öğrencilere burs ve staj olanakları sağlaması da modelin parçaları arasında yer aldı. Baklan’daki iş birliği ise Bursa’dan sonra ikinci uygulama olarak duyuruldu. Denizli’de yayımlanan protokol haberlerinde de öğrencilerin uygulamalı eğitim olanaklarının artırılması, “saha ve sektör deneyimi” kazanması ve tarım sektörüne hazırlanması hedefleri sıralandı. Baklan’daki model Mesleki Eğitim Merkezleriyle (MESEM) aynı hukuki yapıya sahip değil. Ancak iki modelde de mesleki eğitimin sektörün işgücü ihtiyacıyla daha doğrudan ilişkilendirilmesi, öğrencilerin işletmeler ve gerçek üretim süreçleriyle buluşturulması dikkat çekiyor. MESEM’lerde çocuk emeği ve ucuz iş gücü tartışmaları sürerken tarım meslek liselerinin de oda, borsa ve işletmelerle daha sıkı biçimde ilişkilendirilmesi, mesleki eğitim ile çocuk emeği arasındaki sınırın nerede çizileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Tarımda çocuk işçiliğiyle mücadele derken
Modelin tarım alanında uygulanması ise başka bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, mevsimlik tarım işçiliğinde çocukların aile ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla yaşlarına uygun olmayan tarımsal işlerde çalışma riskiyle karşı karşıya kaldığını kabul ediyor. Bakan Vedat Işıkhan da mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitime yönlendirilmesi gerektiğini belirterek bu alanda çalışmalar yürütüldüğünü açıklamıştı. Bakanlık, 2026 yılında da valiliklere gönderdiği yazıyla mevsimlik tarım işçilerinin ve ailelerinin eğitim, sağlık, barınma ve diğer temel hizmetlere erişiminin iyileştirilmesini istemişti. Ancak Bakanlığın kendi bütçe belgeleri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının performans programında “Çocuk İşçiliği ile Mücadeleye Yönelik Faaliyetler” için ayrılan bütçe içi kaynak 2025 yılında yalnızca 1.000 TL olarak gösterilirken 2026 ve 2027 yılları için bu kalem sıfırlandı. Böylece bir tarafta çocukların mevsimlik tarım işçiliğinden uzaklaştırılması ve eğitime yönlendirilmesi gerektiği söylenirken diğer tarafta çocuk işçiliğiyle mücadele faaliyetlerinin bütçe içi kaynağı sıfıra indiriliyor. Aynı dönemde mesleki eğitim politikasıyla öğrencilerin tarım sektörünün işgücü ihtiyacı doğrultusunda gerçek üretim ortamları ve işletmelerle daha erken buluşturulmasının önü açılıyor.
Zeybekci 7 yaşında tarlada çalıştığını anlattı
Baklan’daki protokol programına katılan AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin daha önce kendi çocukluğuna ilişkin anlattıkları da çocuk emeği tartışmasını yeniden hatırlattı. Zeybekci, Ekonomi Bakanlığı döneminde verdiği bir söyleşide 7 yaşından itibaren tütün tarlasında çalıştığını anlattı; köyündeki çocukların durumunu “Bizde 7 yaşında tütün tarlasına girersin, annen baban senden medet bekler” sözleriyle tarif etti. Çocukken harman savurduğunu ve orakla ekin biçtiğini anlatan Zeybekci, kendi kuşağını “şanslı bir nesil” olarak nitelemişti. Yedi yaşındaki bir çocuğun ailesinin geçimine katkıda bulunmak için tarlada çalışmak zorunda kalması, bugün Bakanlığın mücadele edilmesi gerektiğini söylediği mevsimlik tarımda çocuk işçiliğinin de temel nedenlerinden biri olan yoksulluğu gösteriyor. Çocuk emeğinin geçmişten gelen bir “çalışkanlık” ya da başarı hikâyesi olarak sunulması ise bugün mesleki eğitim adı altında öğrencilerin ucuz iş gücüne dönüşmesi tartışmasını daha da önemli hale getiriyor. Tarım eğitiminin bilimsel, uygulamalı ve nitelikli olması ile öğrencilerin sektörün işgücü ihtiyacını karşılayacak biçimde üretim süreçlerine dahil edilmesi aynı şey değil. Baklan’da imzalanan protokolün tam metni kamuoyuna açıklanmadığı için öğrencilerin hangi işletmelerde, hangi sürelerle ve hangi koşullarda uygulamaya katılacağı; işletmelerin yükümlülüklerinin ne olacağı ve öğrencilerin ürettiği ekonomik değerin nasıl değerlendirileceği ise henüz bilinmiyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et