28.09.2026 13:00

Tarihsel bir bakış: Türkiye sinemasında işçi sınıfı

İşçi filmlerinin temalarının genellikle “sakıncalı” görüldüğü, dönem dönem sansür uygulandığı; sansür ve baskılar nedeniyle yapımcı, senarist ve yönetmenlerin bu konuları işleyen film yapmaktan kaçındığı ise bir Türkiye gerçeğidir.

Tarihsel bir bakış: Türkiye sinemasında işçi sınıfı

Diyet filminden bir sahne

Engin Alaca
[email protected]


 

Emek, sendika ve işçi konularını ya da bu konulardan herhangi birisini işleyen Türk sineması örneklerini toplumsal gerçekçiliğe dayalı yapıtlar olarak kabul edecek olursak, öncelikle bu yapıtların beslendiği tarihsel süreci ve kaynağı ele almak, incelemek ve bilgi sahibi olmak gerekmektedir.

İşçi hareketleri tarihimize Türkiyeli işçi ve sendika ilişkisi bazında bakacak olursak, ilk sendika kurmaya yönelik girişimlerin Osmanlı’ya kadar uzandığı görülür. Yani işçi cumhuriyet dönemi öncesi de çeşitli örgütlenme faaliyetleri içerisinde olmuştur.

Köyden kente göç ve Yeşilçam

Her ne kadar Yeşilçam döneminde halkın beklentileri ve ticari kaygılar içerisinde filmler üretilmiş olsa da üretilen filmlerin bir kısmı olan köy filmlerinde komedinin yanı sıra; feodaliteyi ve feodalite–işçi ilişkilerini, toprak ağalarının köylüleri tarım iççisi olarak sömürmesini, haklarını gasp etmesini, onların üzerinde egemenlik kurup özgürlüklerini kısıtlamasını yani sonuçta feodalitenin emekçiler üzerindeki sömürü düzenini eleştirmiş ve beyaz perdeye taşımıştı.

Türkiye sinemasında yönetmenler henüz 1950’lerde olgunlaşmaya başlamışlardı. 1960’lara gelinceye kadar “toplumsal sorunlar” denildiğinde akla pek işçi sorunları gelmiyordu. Sinemamız da 1960’lara kadar sığ polisiyeler, melodramlar ve tarihsel filmler üreterek kendi çizgisini sürdürdü. (Başaran, 2015, s. 161)

Toplumsal gerçekçilik, edebiyat uyarlamaları ve ilk örnekler

1960’lardan sonra, sansürün de izin verdiği ölçüde, işçi ve işçi hikayelerine eğilmeye ve bu hikayeleri senaryolaştırmaya başlayan Türkiye sinemasının bu alandaki en büyük iki başarılı ve öncü yönetmeninin Vedat Türkali ve Lütfü Akad olduğu görülmektedir. Lütfü Akad, Gelin–Düğün–Diyet üçlemesiyle hem köyden kente göçün ailede yaşanan sarsıntılarını hem de fabrika ve sendika sorunlarını geçekçi bir biçimde öykülemiş ve seyirciye sunmuştur. (Başaran, 2015, s. 211)

Atıf Yılmaz’ın 1966’da çektiği Toprağın Kanı’nda Batman Rafinerisini fon olarak kullanmış, 1984’te yönettiği Bir Yudum Sevgi’de kahramanlarını fabrika işçilerinden seçmiş ama onların cinsel yaşamlarını anlatmayı yeğlemiştir. (Başaran, 2015, s. 211)

Bir yan unsur olarak işçi: Bireysel çaresizlik ve melodram

Türk sinemasında işçi karakteri bazen yan kahramanlardan birisi olarak kalmıştır. Örneğin Memduh Ün’ün “Ayşecik”inde işçi özelliği yaşlı babada toplanır. Ama film babanın yanlışlıkla hapse girişini göstererek küçük kızın, mahalleli desteğiyle ailesinin geçimini nasıl sürdürdüğü anlatılmaya çalışılır. (Başaran, 2015, s. 162)

Ayşecik film afişi

Ayşecik film afişi

İşçinin yan kahraman olarak yer aldığı Türk filmlerinin bir bölümünde ise işçi, somut ekonomik sorunları içinde ele alınmıştır. Örneğin “Gecelerin Ötesi” filminde aynı mahallede oturan, farklı yaş, karakter ve meslekten altı kahramanın, ekonomik sıkıntılar yüzünden soygunculuğa kalkışmaları anlatılır. Demokrat Partinin “her mahallede bir milyoner” politikasının tek tek kişilere yansıyan etkileri gösterilir filmde. (Başaran, 2015, s. 163)

1960’lı yıllarda çekilen bazı filmlerde işçilere ve fabrika sahnelerine yer verilmeye başlanmıştır. 1963’te işçilere grev hakkı resmen tanınmış ama filmlerdeki grev sahnelerine sansür kurulu izin vermemiştir. 1963’te çekilen Karanlıkta Uyananlar adlı film bin bir güçlükle gösterime girmeyi başarır. Vedat Türkali imzası olan diğer işlerde de bu örneklere rastlamak mümkündür. 

Karanlıkta Uyananlar film afişi

Karanlıkta Uyananlar film afişi

1960 ve 1970'ler: Sansür kıskacında sınıf mücadelesi

Duygu Sağıroğlu, ilk filmi “Bitmeyen Yol”da köyden kente göçen ve amelelik yapan altı arkadaşı çok çarpıcı sahnelerle perdeye yansıtmış ama arkasını getirememiştir. Ertem Göreç, “Yiğit Yaralı Olur”da Yılmaz Güney’i fabrika iççisi yapmış ama film vurdulu kırdılı bir polisiye olmaktan öteye gidememiştir. Yavuz Özkan ilk iki filmiyle umut vermiş, “Maden” (1978) ve “Demiryol”da (1979) kömür madenleri ile sendikalaşmaya odaklanmış ama daha sonra çektiği filmlerde burjuva sınıfını anlatmayı yeğlemiştir.

İşçi ve sendika olgularının birbirine sıkı sıkıya bağlı olması gereken çoğu filmde; sadece işçiye ve onun ekonomik sorunlarına değinilmiş, sınıf mücadelesi yerine kişilerin bireysel yaşam mücadelesi ve ekonomik zorlukları ön planda tutulmuştur.

Yeşilçam filmlerinde ise işçi/işçi sınıfı temalarına yaklaşım dramatize bir yöntemle sunulmuş; genellikle yoksul ve zenginden oluşan iki uç karakter ya da topluma yer verilmiş ve bu iki uç arasındaki mücadelelere aşk hikâyeleri de sıkıştırılarak sinemalaştırılmıştır.

2000’li yıllara yaklaştıkca maden işçileriyle ilgili Metin Kaya’nın “Yüz Bin Kişiydiler” ve “Derin Çığlık” adlı belgesel film çalışmaları bulunmaktadır. İlki 1990 yılındaki büyük madenci direnişi üzerine, ikincisi ise 1992’de Kozlu’daki grizu patlamasında vefat eden 263 kişinin öyküleri üzerinedir. (Başaran, 2015, s. 213)

Rakamlarla işçi hikayeleri

Cumhuriyet döneminde üretilen konulu film sayısı yaklaşık 6 bin 300’dür. Doksan yıl içerisinde çekilen bunca film arasında tamamen işçi hikayesini merkezine alan film sayısı 35’i bulmaz. Bir başka deyişle üretilen her 200 filmden yalnızca bir tanesinin ana konusu işçiler üzerinedir. (Başaran, 2015, s. 213)

Ülkemiz sinemasında ana teması işçi olan filmlere nadir rastlamamızın pek çok sebebi vardır: Sansür, ticari kaygılar, Türkiye sinemasının olgunlaşmasının 2000’li yılları bulması...

Türkiye sinemasına genel olarak emek kavramı, sendikal hareketler ve işçi etiketlerini baz alarak baktığımızda, en verimli dönem olarak 1970 sonrası dönemi görmekteyiz. Bu dönem öncesi üretilen filmlerde ana teması işçi olan bir film bulabilmek hemen hemen imkansızdır.

Cumhuriyet tarihi sosyal, siyasi ve politik atmosferinde bu temaların genellikle “sakıncalı temalar” olarak görüldüğü, dönem dönem sansür uygulandığı; sansür, baskılar ya da sosyal konsepte aykırılık nedeniyle yapımcı, senarist ve yönetmenlerin bu konuları işleyen film yapmaktan kaçındığı ise bir başka Türkiye gerçeğidir.

Türkiye sinemasında ’60’lı yıllarda başlayan ve ’70’ler sonrası hız kazanarak devam eden toplumsal gerçekçi sinema akımı ve bu akımın bir alt türü olan işçi filmleri maalesef 90’lı yıllarla birlikte yine duraksama dönemine girmiştir. ’70’li yıllarda sansüre ve politik-siyasi-toplumsal kaygılara rağmen Türkiye sinemasında cesurca yerini bulan işçi filmlerine ’90’lı ve 2000’li yıllarına gelindiğinde daha az rastlanılır hale gelinmiştir.

Kaynakça

BAŞARAN, Funda, İşçi Filmleri, Öteki “Sinemalar”, Yordam Kitap: 235, İstanbul, 2015

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
28.09.2026 06:51 / Güncelleme: 07:11

Hava aniden soğuyor: Meteoroloji'den sağanak ve fırtına uyarısı

Yurt genelinde sıcaklıkların mevsim normallerinin altına inmesi bekleniyor. Marmara'nın doğusu, Batı ve Doğu Karadeniz ile Doğu Akdeniz'de kuvvetli sağanak alarmı verilirken; Marmara, Ege, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kuvvetli rüzgar etkili olacak.

Hava aniden soğuyor: Meteoroloji'den sağanak ve fırtına uyarısı

Fotoğraf: Beyza Cömert/AA

28.09.2026 12:09

İBB davasında 88'inci gün başladı

436 sanıklı İBB davasında duruşmalar devam ediyor. Sanık kürsüsüne çıkan eski İBB Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan, ek iddianamedeki suçlamaları ilk kez gördüğünü ve öncesinde ifadesine başvurulmadığını söyledi.

İBB davasında 88'inci gün başladı

Fotoğraf: Dilan Temiz/ Evrensel

28.09.2026 10:03

Bingöl’de mera ve ormanlık alanlara GES projesi: Hukuk mücadelesi başlatıldı

Bingöl Solhan’da 60 binden fazla hayvanın otlama ve geçiş güzergahı olan mera alanında yapılmak istenen GES projelerine karşı bölge halkı harekete geçti. Muhtarlar ortak dilekçe verirken, projeye ilişkin suç duyurusunda bulunuldu.

Bingöl’de mera ve ormanlık alanlara GES projesi: Hukuk mücadelesi başlatıldı

Fotoğraf: MA

28.09.2026 08:53

Arakçi: Savaşa da, diplomasiye de hazırız, karar Trump’ın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile müzakerelere hazır olduklarını ancak yeni bir saldırıya karşı da hazırlıklı olduklarını söyledi. Arakçi, İran’ın sunduğu 7 maddelik önerinin Trump tarafından reddedildiğini duyduklarını belirtti.

Arakçi: Savaşa da, diplomasiye de hazırız, karar Trump’ın

Fotoğraf: DHA

28.09.2026 08:35

Kabine bugün toplanıyor: Gündemde hangi başlıklar var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi bugün Erdoğan başkanlığında toplanacak. Fon soruşturmasının öncelikli gündem maddesi olması beklenen toplantıda dış politika gelişmeleri ve yeni yasama yılı öncesi Meclis gündemi de ele alınacak.

Kabine bugün toplanıyor: Gündemde hangi başlıklar var?

Fotoğraf: TCCB 

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!