Salondan ekrana: Dijital dünyada sinemanın dönüşümü
1920'lerden itibaren büyük stüdyolar, üretimin yanı sıra dağıtım ağlarını ve sinema salonlarını kontrol etmiş, sermaye gruplarının denetiminde bütünleşmiştir. Dijital platformlarla yeniden gündeme gelen mesele, dolaşım altyapısının değişmesidir.
İhsan Koluaçık
Film kim tarafından üretiliyor, filmi kim dağıtıyor ve seyirciye hangi filmin gösterileceğine kim karar veriyor? Bu sorular, sinemanın tarihsel gelişimi boyunca özünde değişmemiştir. Değişen, kararların alındığı ekonomik ve teknolojik ortam ile filmin seyirciyle buluştuğu mekân ve gösterim olanaklarıdır. Dijital platformlarla yaşanan dönüşümü, sinemanın ortadan kalkması olarak değil, üretim, dağıtım, gösterim ve tüketim ilişkilerinin yeni bir teknolojik altyapıda yeniden örgütlenmesi olarak değerlendirmek gerekir.
Sinema, estetik bir ifade biçimi olarak kurumsallaşsa da ekonomik niteliğini korur. Sermaye tarafından finanse edilen, üretilen, dağıtılan ve tüketilen bir meta olarak varlığını sürdürür. Hollywood'un klasik stüdyo sistemi bunun tarihsel örneklerinden biridir. 1920'lerden itibaren büyük stüdyolar üretimin yanı sıra dağıtım ağlarını ve sinema salonlarını da kontrol etmiş, üretimden seyirciyle buluşmaya kadar uzanan süreç sermaye gruplarının denetiminde bütünleşmiştir. Dijital platformlarla yeniden gündeme gelen mesele, sinemanın ekonomik niteliğinden çok dolaşım altyapısının değişmesidir.
Dijitalleşme, televizyon, video ve internet gibi teknolojik dönüşümlerde sinemanın sonu tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Ancak sinemayı ortadan kaldırmaktan çok filmlerin üretim, dolaşım ve tüketim biçimlerini yeniden düzenlemektedir. Sinema salonu ve kolektif seyir deneyimi varlığını sürdürürken film, farklı ekranlarda tüketilen bir eğlence metası özelliği de kazanmıştır. Asıl mesele, platformların sinemanın yerini alıp almadığından çok, filmin hangi ekonomik ve teknolojik koşullarda dolaşıma girdiğidir.
Olanak mı bağımlılık mı?
Dijital platformların Türkiye'deki yapım sektörüne eklemlenmesi de bu çerçevede ele alınmalıdır. Eğlencelik filmler için platformlar, yerli film yapım sektörüne yeni finansman olanakları ve uluslararası dolaşım imkânları sağlamışlardır. Türkiye'de dijital platformların yaygınlaşması, öncelikle yapım sektörünün finansman kaynaklarını çeşitlendirmiştir. Sinema sektörüne dış sermaye desteği sunulmuş; orijinal sinema filmlerine yönelik büyük yatırımlar yapılmıştır. Yerel bir hikâyenin farklı ülkelerdeki izleyicilere ulaşabilmesi, geleneksel dağıtım sisteminin coğrafi sınırlarını aşma imkânı yaratır. Dolayısıyla dijital platformlar, özellikle finansman ve uluslararası dolaşım bakımından yerli yapımcıların hareket alanını genişletebilen yeni bir ekonomik kanal oluşturur.
Bununla birlikte dijital platform kataloglarının yalnızca standartlaştırılmış, kolay tüketilebilir ve doğrudan eğlence amacı taşıyan yapımlardan oluştuğunu söylemek de mümkün değildir. Aşıklar Bayramı, Boğa Boğa ve Cici gibi farklı anlatı biçimleri ve estetik yaklaşımlar geliştiren yapımların platform kataloglarında yer alması, platformların belirli ölçüde farklı sinema anlayışlarına ve bağımsız üretim pratiklerine de alan açabildiğini gösterir. Bu durum, platformlaşmanın bağımsız sinemayı bütünüyle ortadan kaldırdığı şeklindeki basit bir değerlendirmeyi de geçersiz kılar. Ancak burada belirleyici olan nokta, bu filmlerin platformda yer alabilmesinin onları ekonomik ve kurumsal olarak platformdan bağımsız hâle getirmemesidir. Bu nedenle birçok bağımsız yönetmen açısından platformlarla kurulan ilişki, bağımsız üretim ile platform finansmanı arasında şekillenen bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi olarak değerlendirilebilir. Yönetmen açısından platformun sunduğu finansman ve dağıtım olanakları, film üretimini sürdürebilmek ve elde edilen kaynakları yeni bağımsız projelerin gerçekleştirilmesinde kullanabilmek bakımından önemli bir imkân yaratır. Platform açısından ise farklı estetik anlayışlara ve anlatı biçimlerine sahip filmleri kataloğunda bulundurmak, içerik çeşitliliğini artırmanın yanı sıra farklı izleyici gruplarına ulaşma ve platformun kültürel çekiciliğini genişletme işlevi görebilir.

Türkiye'de platformlaşmayı yalnızca yerli üretimler için “bir fırsat” ya da “yerli yapımcıyı taşeronlaştıran bir sistem” biçimindeki ikili bir karşıtlık üzerinden değerlendirmek yerine, her projenin somut üretim ve dolaşım koşullarını incelemek gerekir. Başka bir ifadeyle platform çağında artık yalnızca “Filmi kim çekiyor?” sorusunu sormak yeterli değildir. Bu soruyu destekleyici kimi sorular daha üretmek zorunlu hale gelir. Filmin finansmanı kim sağlıyor? Dağıtımı kim kontrol ediyor? Seyirci verisine kim sahip? Filmi görünür kılan arayüz kimin? Filmin hangi izleyiciye, hangi koşullarda ulaşacağına kim karar veriyor? Bu sorular, platformlaşma sürecinde sinemanın değişen ekonomik ilişkilerini ve iktidar yapısını anlamak açısından merkezi bir önem taşır.
Sinema dolaşım biçimini değiştiriyor
Sessiz sinemadan sesli sinemaya, siyah-beyaz görüntüden renkliye, sinema salonundan televizyona, videodan dijital görüntüye ve nihayet dijital platformlara uzanan süreç, sinemanın sürekli olarak yeni teknolojik ve ekonomik koşullara uyum sağladığını gösterir. Bugün yaşanan dönüşüm de bu tarihsel sürekliliğin yeni bir aşamasıdır. Dijital platformlar sinemanın yerine geçmiş değildir. Sinemanın bir sanat biçimi olarak varlığını da ortadan kaldırmamıştır. Değişen, sinema filminin özellikle eğlence ve meta olarak dolaşıma girdiği ekonomik ve teknolojik ortamdır.
Bununla birlikte filmin temel ekonomik mantığı bütünüyle değişmemiştir. Değişen, bu ilişkilerin içerisinde gerçekleştiği mekân, altyapı ve dolaşım biçimidir. Bu nedenle günümüzde asıl sorulması gereken soru dijital platformların sinemanın yerini alabilme olasılığı üzerine olmamalıdır. Filmin bir sanat eseri olarak salonda varlığını sürdürürken, bir eğlence metası olarak hangi ekonomik ve teknolojik sistem içerisinde dolaşıma girdiği sorusu güncel olarak daha önemli gibi gözükmektedir. Bu sorunun yanıtı, yalnızca sinemanın geleceğini değil, kültürel üretimin geleceğini de anlamak açısından oldukça önemlidir.
Fotoğraf: Doç. Dr. İhsan Koluaçık|Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et