Uzaktan Çalışma Yönetmeliği yürürlüğe girdi: Esnek ve güvencesiz çalıştırmaya yasal kılıf:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle 'karma, hibrit çalışma' modelini resmi olarak mevzuata dahil etti. Çalışma Ekonomisi Dr. Murat Özveri ve Akademisyen Özgür Müftüoğlu değerlendirdi.
Görsel: AI
Cihan Çelik
[email protected]
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklikle "karma çalışma" modelini resmi olarak mevzuata dahil etti. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikte; 10/3/2021 tarihli ve 31419 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uzaktan Çalışma Yönetmeliğinin 9 uncu maddesine “İş görme ediminin bir kısmının işyerinde, bir kısmının uzaktan çalışma usulüyle yerine getirilmesi kararlaştırılabilir. Bu durumda işçinin işyerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenir.” ibaresi eklendi. Buna göre "karma çalışma “nın uygulanması durumunda, işçinin hangi günlerde iş yerinde, hangi günlerde uzaktan çalışacağı ve çalışma saatleri iş sözleşmesinde yer alacak.
Hükümetin Orta Vadeli Program’da (OVP) “güvenceli esneklik” söylemiyle sunduğu esnek ve hibrit çalışma modelinin, kamuoyuna kadınlar ve gençler için bir “fırsat” gibi pazarlanıyor. Ancak gazetemize konuşan Çalışma Ekonomisi Dr. Murat Özveri ve Akademisyen Özgür Müftüoğlu, düzenlemenin asıl amacının patronların iş gücü maliyetlerini düşürmek olduğunu, düzenleme ile işçilerin iş güvencesinin kapsamının daha daraltılacağını, düşük ücretle sosyal haklardan yoksun korumasız koşullarda istihdam edileceğine dikkat çekti.
‘Altyapısı uzunca bir süredir hazırlanıyordu’
Akademisyen Özgür Müftüoğlu | Fotoğraf: Evrensel
Bu modelin emeği ucuzlatmayı ve iş yoğunluğunu artırmayı hedeflediğini belirten Akademisyen Özgür Müftüoğlu, “Esnek çalışma modeli kapitalizmin en eski ve en güvencesiz biçimlerinden biri. 1970'lerden bu yana neoliberal politikalarla altyapısı hazırlanan esnekliğin önü fiilen Türkiye'de özellikle 2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Kanunu ile açıldı. Son Orta Vadeli Programda da çalışma rejiminin daha da esnekleştirilmesi hedefi var. Uluslararası sermayenin de talebi olan bu model; emeğin daha ucuza mal edilmesini ve güvencesiz çalışmayı, iş yükünün katlanarak artmasına yol açıyor.”
‘Kuralsızlığın kural içine alınması’
Bugüne kadar bir ölçüde hibrit çalışma modeli uygulandığını özellikle pandemi ile birlikte daha çok yaygınlaştığını ifade eden Müftüoğlu, “Bunun tam olarak yasal zemini olmadığı için, patronların keyfiyetine yönelikti. İşçi karşı çıkabiliyordu. Şimdi bugün olan şey bu kuralsızlığın kural içine alınmasıdır.” diye konuştu.
Uzaktan çalışma düzeni işçilere ne getirecek?
Düzenlemenin patronlara tek taraflı dayatma yetkisi verdiğine, işçinin ise reddetme hakkının elinden alındığına dikkat çeken Müftüoğlu, "Patron gelip ‘3 gün evden, 2 gün bürodan çalışacaksın’ dediğinde, arkasında yasal mevzuat olduğu için işçinin buna 'Hayır' deme şansı kalmıyor. Dayatmayı kabul etmeyen çalışanın sözleşmesi yapılmayacak ya da mevcut işçiler için bu durum haklı fesih gerekçesi sayılarak tazminatsız işten çıkarılacak” dedi.
Özellikle kadınlar ve gençler tarafından cazipmiş gibi görünen uzaktan çalışmanın bir yanılsama olduğunu belirten Müftüoğlu, “Kadınlar ‘Hem çocuk bakarım hem de evin işlerini yaparım, işi de beraberinde götürürüm” diye düşünüyor olabilir. Gençler ‘Başka alanlara zaman ayırabilirim hem de çalışabilirim’ diye düşünüyor olabilirler. Ancak bu konuda dünyada da yapılan çalışmalar, çok daha ağır bir iş yükünün çalışanların üzerine bindiğini ve üstüne ev işlerini yüklediğini gösteriyor. Yine elektrik, internet gibi iş yapılırken katlanılan maliyetler çalışana yükleniyor. Yemek yol parası sözleşmeye dahil edilmeyebiliyor. Buna karşılık patrona da kira gibi büyük bir çalışma alanının getirdiği külfetlerden kurtulma avantajı sağlıyor” dedi.
‘Örgütlenmeyi ve örgütlü mücadeleyi zayıflatacak’
Uzaktan çalışmanın en önemli etkilerinden birinin örgütlenme bilincini zayıflatmak olduğunu vurgulayan Müftüoğlu, “Çünkü aynı iş yerinde değilsiniz, aynı şeyleri, sorunları yaşadığınız insanlarla bir arada değilsiniz. Sadece bir telefon bağlantısı üzerinden, seslerinden belki tanıyorsunuz, arada bir belki görüyorsunuz. Aynı şeyleri yaşamıyorsunuz” diye belirtti.
Düzenlemenin hazırlanma sürecine de tepki gösteren Müftüoğlu, kararın sermayenin talepleri doğrultusunda alındığını belirterek “Kimsenin haberi yok, bir sabah kalkıyorsunuz bir kararname çıkıyor ortaya. Yukarıdan, tepeden inme, bir tek adam rejiminin, otokratik bir rejimin sonucu. Tam da bu nedenle burada çalışanların, sendikaların ses çıkartması gerekiyor” dedi.
Evde yaşanan bir kaza iş kazası sayılacak mı?
Murat Özveri | Fotoğraf: Evrensel
Yönetmelikte yer alan "kararlaştırılabilir" ifadesine dikkat çeken Çalışma Ekonomisi Doktoru Murat Özveri ise “Bu iş hukukunda yedek hukuk kurallarıdır. Pratik sonucu patron ne derse onun yapılmasıdır. Uzaktan çalışma ya da hibrit çalışma konusunda bir çalışan, patronla pazarlık yapacak güce sahip olmadığı için büyük bir olasılıkla iş sözleşmesi patronun istediği şekilde şekillenecektir. Dolayısıyla yönetmelik çalışanlar açısından bir güvence değil, sadece patronun iş sözleşmesinde hibrit çalışmayı istediğinde bunu dayatmasına hukuki güvence getirecektir” dedi. Uzaktan ve hibrit çalışmanın "atipik" (standart dışı) bir istihdam biçimi olduğunu ifade eden Özveri, yönetmeliğin çözülmesi gereken temel sorunları görmezden geldiğini vurguladı: “Halen çözülmesi gereken ana konular var ve bunlara hiç değinilmiyor. Örneğin; uzaktan çalışırken bilgisayar başında elektrik çarpması nedeniyle yaşanan bir kaza iş kazası sayılacak mı? Kullanılan iş araçlarının, internet veya elektriğin maliyetini patron üstlenecek mi? Yönetmelik bu gibi hayati konulardan kaçınıyor."
Eksik istihdamda tırmanış
Türkiye'de özellikle 2020 sonrasında pandemi ve depremin etkisiyle eksik istihdam oranında dikkate değer bir tırmanış yaşandı. Eksik istihdam çalışmakta olan kişilerin niteliklerine uygun işlerde çalışamadıklarını veya tam zamanlı çalışmak istedikleri halde yarı zamanlı/yetersiz sürelerde çalıştırıldıklarını ortaya koyuyor.
2014 ocak ayında çalışabilir nüfus içinde zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin oranı yüzde 2,6 seviyesinde idi. Yıllar içinde düzenli olarak artış gösteren bu oran Pandemi sürecinin etkilerinin hissedilmeye başladığı 2020 mart ayında yüzde 3,1 düzeyine yükseldi yıl sonuna kadar yüzde 5,3 düzeyini buldu. Pandemi etkilerinin azaldığı dönemde düşüş eğilimi göstermeyen zamana bağlı eksik istihdam edilme oranı, Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimine getirildiği haziran 2023 döneminde yüzde 6,9’a çıkarken aradan geçen iki yıllık dönemde de yükselişini sürdürdü. Bu oran 2026 yılı temmuz ayı itibari ile yüzde 11,3’e yükselmiş durumda.
DİSK-AR'ın İşsizliğin Görünümü Raporuna (Ağustos 2026) göre Temmuz 2026 itibarıyla dar tanımlı işsiz sayısı 2,9 milyon iken potansiyel işgücü ve zamana bağlı eksik istihdam edilenleri kapsayan geniş tanımlı işsiz sayısı 9,4 milyon. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’de 4,5 milyon kişi haftalık 40 saatten daha az çalışıp imkanı olsa daha fazla çalışmak istediğini beyan etmişken 5 milyon kişi ise iş arama ümidini yitirmiş durumda. Temmuz 2026’da zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 19,1 iken kadınlarda yüzde 24.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et