Tarlada da pahalı, mutfakta da!
Yıllardır sahadaki incelemelerine dayanan Prof. Dr. Erkan Aktaş, hem üreticinin hem de tüketicinin aynı anda memnuniyetsizlik duymasının tesadüf olmadığını dile getiriyor.
Fotoğraf: Doğan Alpaslan Demir/Pexels
Özer Akdemir
[email protected]
Türkiye'de yaş meyve ve sebze sektöründe üreticilerin ürünlerini ucuza satmaktan, tüketicilerin ise yüksek fiyatlardan şikayet etmesi kronik bir sorun olarak öne çıkıyor. Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, sektörde yaşanan bu fiyat çelişkisinin kişisel veya dönemsel faktörlerle açıklanamayacağını, sorunun temelinde yapısal koşulların yer aldığını vurguluyor. Yıllardır sahadaki incelemelerine dayanan Aktaş hem üreticinin hem de tüketicinin aynı anda memnuniyetsizlik duymasının tesadüf olmadığını dile getiriyor.
İklim riski ve kısa raf ömrü üreticiyi baskı altında tutuyor
Yaş meyve ve sebze üreticilerinin çok yönlü iklim ve piyasa riskleri altında faaliyet gösterdiğini belirten Aktaş, don ve kuraklık gibi olaylarda rekolte düşüşü sebebiyle çiftçinin zarar ettiğini ifade ediyor. Üretimin bol olduğu yıllarda ise plansız üretim sebebiyle fiyatların çöktüğünü ve çiftçinin yine zarar gördüğünü kaydeden Aktaş, bolluğun dahi üreticinin yüzünü güldürmediğini aktarıyor. Çiftçilerin kararlarını aylar öncesinden vermek zorunda kaldığını ve hasat döneminde arzı kısa sürede değiştiremediğini hatırlatan Aktaş, yaş meyve ve sebzenin raf ömrünün kısalığı ile depolanabilirlik sınırlarının üretici üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu altını çizerek söylüyor.
Örgütsüz üretici karşısında güçlü perakende yapıları
Küçük, dağınık ve örgütsüz olan üreticilerin karşısında depolama, taşıma ve piyasa bilgisine erişim imkanına sahip güçlü alıcı ve perakendeci yapıların bulunduğunu vurgulayan Aktaş, bu durumun ciddi bir pazarlık gücü eşitsizliği yarattığını açıklıyor. Tarladan sofraya uzanan fiyat farkının tamamının aracı kârı olarak görülmesinin yanlış olacağına dikkat çeken Aktaş; taşıma, paketleme, soğuk zincir, depolama ve fire gibi unsurların gerçek maliyet kalemlerini oluşturduğunu dile getiriyor. Ancak yüksek pazarlama marjının yalnızca bu masraflarla açıklanamayacağını belirten Aktaş, asıl sorunun piyasadaki yapısal güç dengesizliğinden kaynaklandığını savunuyor.
Üretimden kaçış gıda güvenliğini tehdit ediyor
Sektörün mevcut fiyat sorunlarının ötesinde daha büyük bir tehdit ile karşı karşıya bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, kırsal nüfusun hızla yaşlandığına ve gençlerin tarımdan uzaklaştığına işaret ediyor. Tarım eğitimi, kooperatifçilik ve dayanışma kültürünün yeterince geliştirilemediğini aktaran Aktaş, bu eğilimin devam etmesi durumunda geleceğin üreticilerinin kaybedileceği uyarısında bulunuyor. Üretici refahının sağlanamaması ve fiyat oynaklığının sürmesi durumunda genel enflasyonun da olumsuz etkilenmeye devam edeceğini ekliyor.
Kısa tedarik zincirleri ve güçlü kooperatifçilik ile kalıcı çözüm
Tarım sektörünün yalnızca serbest piyasa koşullarına bırakılarak dengelenmesini öngören geleneksel ve ortodoks yaklaşımların yetersiz kaldığını vurgulayan Aktaş, iklim, su, demografi, eğitim ve sosyolojiyi bütüncül gören heterodoks bir yaklaşımın şart olduğunu ifade ediyor. Sorunların Ankara'dan tek tip politikalarla çözülemeyeceğini kaydeden Aktaş; yerel yönetimler, üniversiteler ve üretici örgütlerinin iş birliğiyle bölge bazlı modellerin hayata geçirilmesini öneriyor. Uzun vadede güçlü kooperatifleşme ve planlı üretimin yaygınlaştırılması gerektiğini savunan Aktaş, kısa ve orta vadede ise üretici pazarları, kooperatif satış noktaları ve kısa tedarik zincirlerinin yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et