Varto’da JES projesine karşı direniş 143. gününde: Keşif tarihi belli oldu
Muş’un Varto ilçesinde JES projesine karşı köylülerin çadır nöbeti 143’üncü gününe girerken, Bingöl İdare Mahkemesi proje sahasında 8 Ekim’de bilirkişi keşfi yapılmasına karar verdi.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Muş’un Varto ilçesinde Çalıdere köyü mera sınırlarında kurulması planlanan jeotermal kaynak arama projesine karşı köylülerin başlattığı çadır nöbeti 143. gününe girdi. Projeye ilişkin davada Bingöl İdare Mahkemesi, 8 Ekim’de sahada keşif yapılmasına karar verirken bilirkişilerden çevresel etkiler, deprem riski, yeraltı suları, yaban hayatı ve tarımsal faaliyetler dahil 13 başlıkta inceleme isterken, keşif yapılacağı tarih belli oldu.
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, Ignis Enerji AŞ tarafından yürütülmesi planlanan jeotermal kaynak arama projesine karşı köylülerin başlattığı çadır nöbeti devam ediyor.
Çalıdere köyünün mera sınırlarında planlanan ve çevredeki 16 köyü etkileyecek projeye karşı sürdürülen nöbete çevre köylerden de dayanışma ziyaretleri gerçekleştiriliyor. Köylüler, mera, tarım alanları, su kaynakları ve yaşam alanlarının korunması talebiyle projeye karşı çıkıyor.
Mahkemeden bilirkişi incelemesi
Projeye ilişkin açılan davada Bingöl İdare Mahkemesi, jeotermal kaynak arama projesi için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının bilimsel ve çevresel açıdan değerlendirilmesi amacıyla bilirkişilere 13 ayrı başlıkta soru yöneltti. Bu sorular kapsamında keşif 8 Ekim’de yapılacak.
Mahkemenin kararında, çevresel açıdan olumsuzluk tespit edilmesi halinde proje tanıtım dosyasında bu olumsuzluklara karşı hangi önlemlerin öngörüldüğünün ve söz konusu tedbirlerin etkileri önlemeye yeterli olup olmadığının somut biçimde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Bilirkişilerden öncelikle projenin orman alanları, çayır, mera ve tarım arazileri ile çevredeki yerleşimlere uzaklığının belirlenmesi ve bu alanların proje faaliyetlerinden ne ölçüde etkilenebileceğinin ortaya konulması istendi.
Arıcılık ve hayvancılık da incelenecek
Mahkeme, proje alanının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki niteliğinin de değerlendirilmesini istedi. Projenin bölgede yoğun olarak gerçekleştirilen arıcılık, hayvancılık ve tarımsal faaliyetler üzerindeki olası etkilerinin belirlenmesi bilirkişilere yöneltilen sorular arasında yer aldı.
Jeotermal sondaj sırasında yeraltından çıkarılacak akışkanın yanı sıra açığa çıkabilecek ağır metaller ve hidrojen sülfür gibi maddelerin yeraltı ve yüzey sularına, toprağa ve havaya etkileri de inceleme kapsamına alındı.
Deprem ve kuyu patlaması riski
Kararda, proje sahasının Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kesişim bölgesindeki jeolojik hareketlilikle ilişkisi de bilirkişilerin değerlendirmesine sunuldu.
Sondaj çalışmalarının bölgedeki sismik hareketliliği tetikleyip tetiklemeyeceği ve deprem riski oluşturup oluşturmayacağının bilimsel olarak ortaya konulması istendi.
Bunun yanı sıra yüksek basınçlı jeotermal sondaj kuyularında meydana gelebilecek kontrolsüz kuyu çıkışı/patlaması ihtimaline karşı yeterli acil durum eylem planı ve teknik müdahale altyapısı bulunup bulunmadığı da incelenecek.
Yaban hayatı ve kuş geçişleri araştırılacak
Bilirkişilere yöneltilen sorular arasında bölgenin yaban hayatı açısından taşıdığı önem de bulunuyor.
Proje alanının, Bern Sözleşmesi kapsamında korunan türlerin habitatları ve önemli kuş geçiş güzergâhlarıyla ilişkisi incelenecek. Projede yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı ve vaşak gibi türlerin yanı sıra bölgedeki flora ve fauna çeşitliliğinin eksiksiz tespit edilip edilmediği değerlendirilecek.
Sondaj sahalarının “önemli doğa alanı” olarak nitelendirilen bölgelerde bulunduğu yönündeki iddialar karşısında, ÇED sürecinde üniversitelerin ilgili bölümlerinden bilimsel görüş alınmamasının bir eksiklik oluşturup oluşturmadığı da bilirkişilere soruldu.
Atıklar ve yeraltı suyu için inceleme
Mahkeme, sondaj sırasında ortaya çıkacak katı atık, atık su ve sondaj çamurlarının bertarafına ilişkin atık yönetim planının yeterliliğinin de incelenmesini istedi.
Ayrıca projenin çevresel etkilerinin bölgede mevcut veya planlama aşamasındaki diğer projelerle birlikte değerlendirilip değerlendirilmediği, özellikle yeraltı suyu kullanımı ve emisyonlar bakımından kümülatif etkinin ele alınıp alınmadığı da araştırılacak.
Bilirkişilerden, proje hayata geçirildiğinde alınacak önlemlerle çevre ve halk sağlığı bakımından ortaya çıkabilecek tahribatın teknik olarak giderilip giderilemeyeceğine ilişkin de açık bir sonuç ortaya koymaları istendi.
Çökme ve mikroklima etkisi de gündemde
Mahkemenin bilirkişilere yönelttiği sorular arasında yeraltından yüksek miktarda jeotermal akışkan çekilmesi halinde zemin oturması, çökme veya heyelan riskinin oluşup oluşmayacağı da bulunuyor.
Test üretimleri sırasında atmosfere salınabilecek su buharı ve ısının bölgenin mikrokliması üzerinde etkisi olup olmayacağı, bunun tarımsal üretim ve yöreye özgü bitkiler açısından olası sonuçları da incelenecek.
Keşif 8 Ekim'de
Bingöl İdare Mahkemesi, kararında 8 Ekim 2026 saat 10.00'da proje sahasında keşif yapılmasına karar verdi. Mahkeme heyetinin aynı gün saat 08.30'da hareket edeceği belirtilirken tarafların ve bilirkişilerin keşif mahallinde hazır bulunmaları istendi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et