TTB'den yeni eğitim-öğretim yılı için çağrı: Ücretsiz okul yemeği, kamusal bir hak olarak yasal güvenceye alınmalıdır
TTB, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte ücretsiz okul yemeği hakkını bir kez daha dile getirerek; “Ücretsiz okul yemeği, her çocuğa sunulacak evrensel ve kamusal bir hak olarak yasal güvenceye alınmalıdır” dedi.
Fotoğraf: TTB
Elif Turgut
[email protected]
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve Okul Sağlığı Çalışma Grubu; her geçen gün derinleşen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan çocuk açlığı sorununa dikkat çekmek, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte ücretsiz okul yemeği hakkını bir kez daha dile getirmek amacıyla çevrimiçi bir basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu üyesi Dr. Gülgün Kıran; bir eğitim-öğretim yılının daha çocuklarının çantalarına sağlıklı ve güvenli gıda koymak isteyen velilerin, öğrencilerinin odaklanma sorunu yaşamamasını isteyen öğretmenlerin kaygılarıyla açıldığını söyledi. Kıran, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.
Basın açıklamasın TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil yaptı
“Ders zilleri ile beraber çocukların karınları da zil çalmaya devam ediyor”
Türkiye’de yeni bir eğitim-öğretim yılı daha, derinleşen eşitsizliklerin gölgesinde başladığini belirten Gültekingil; “Ders zilleri ile beraber çocukların karınları da zil çalmaya devam ediyor. Yaşanılan politik istikrarsızlıklar, ekonomik krizler, eşitsizlik, sosyal devletin tasfiyesi ve derin yoksulluğun normalleşmesi ile açığa çıkan çocuk açlığı, tüm toplumun, siyasilerin, ülkeyi yönetenlerin ve özellikle de Milli Eğitim Bakanı’nın vicdanında çalması gereken bir alarmdır, bu açlık sesi bu ülkenin en yakıcı politik ve sosyal sorunudur” dedi.
“Bu yıl yine bazı çocuklar okulda açlıkla imtihan edilecek”
Türkiye’deki çocuk açlığının, münferit bir yoksunluk değil, yapısal bir eşitsizliğin sonucu olduğunun altını çizen Gültekingil; “Yoksulluk içinde yaşayan çocuklar, sağlıklı ve yeterli beslenmeye, ısınmaya, nitelikli barınmaya erişememektedir. Bu yıl yine bazı çocuklar okulda açlıkla imtihan edilecek, bazı çocuklar bu nedenle eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu ortamda ‘yarınlarımızın beklentilerini’, bugünlerini hakkıyla yaşatamadığımız çocuklara yüklemek ne kadar etik ve ne kadar haklıdır” ifadelerini kullandı.
“Malnütrisyon çoçuğun bedeni ve ruhunda iz bırakan tıbbi bir şiddet biçimidir”
Çocukların giderek artan oranda malnütrisyona bağlı çeşitli fiziksel ve psikolojik sorunlar yönünden tehdit altında olduğunu belirten Gültekingil şunları söyledi; “Artan yoksulluk ve sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan zorluklar nedeni ile çocuklar, besin değeri düşük, karbonhidrat ağırlıklı ucuz gıdalar tüketmek zorunda kalmaktadır. Bu beslenme döngüsü de demir ve sağlıklı gelişme için ihtiyaç duyulan eser element eksikliklerine bağlı ağır kansızlık, bağışıklık sisteminin çökmesiyle sık tekrarlayan enfeksiyonlar, bodurluk, gelişme geriliği, dikkat ve öğrenme güçlüğü, anksiyete ve içe kapanma ile sonuçlanmaktadır. Malnütrisyon, bir çocuğun bedeninde ve ruhunda derin ve kalıcı izler bırakan tıbbi bir şiddet biçimidir.”
Aç bir çocuğun, sadece dersi dinleyememekle kalmayacağına; hastalanacağına, gelişeşemeyeceğine ve akranlarıyla eşitlenemeyeceğine işaret eden Gültekingil; “ Oysa biliyoruz ki; tok karnına okula giden ve nitelikli beslenen çocuklar daha dikkatlidir, devamsızlık eğilimi azalır, akademik başarısı artar” diye belirtti.
“Her çocuğun eşit biçimde erişebileceği bir okul yemeği sistemi kurulmalıdır”
Açlığın, bir çocuğun kendi seçimi olmadığını belirten Gültekingil; “Eğitim, nasıl ki bir haksa, o eğitime erişmek için gerekli olan beslenme de bir haktır. Tok karnına okula gitmek, okulda ücretsiz ve güvenli içme suyuna, temizlik için suya, sabuna ve sıcak bir öğüne erişmek lütuf değildir. Çocuğun okulda öğle yemeğinde sıcak bir öğüne erişiminin olması sadece sınavda başarılı olması için değil, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmesi için de gereklidir. Bu yüzden okul yemeği hakkının kapsamı, tüm çocukları kapsayacak şekilde evrensel olmalı, her çocuğun eşit biçimde erişebileceği, hakkı olan bir okul yemeği sistemi kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Okul yemeği, sosyal devletin ve kamusal eğitimin asli görevidir”
Hak ile yardım arasında çok büyük bir fark olduğuna dikkat çeken Gültekingil; “Yardım geçicidir, sadakaya muhtaç eder, çocuğu damgalar ve insan onurunu incitir. Hak ise evrenseldir, kalıcıdır, koşulsuzdur ve eşitler. Devlet, çocuğun beslenmesini hayırseverin inisiyatifine, belediyenin kampanyasına, velinin cebine bırakamaz. Derse aç girmemek sosyal bir haktır, okul yemeği, sosyal devletin ve kamusal eğitimin asli görevidir. Bir öğün ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği aynı zamanda çocuğa verilen “Senin varlığın değerli, sen bu toplumun eşit bir bireyisin” mesajıdır. Ücretsiz okul yemeğinden faydalanan çocuk kendini akranlarıyla eşit hissedecek, beslenmesi ve fiziksel sağlığının yanı sıra sosyal adalet ve aidiyet duygusu da onarılacak ve güçlenecektir” dedi.
“Pek çok ülke, okul yemeğini evrensel bir kamu hizmeti olarak sunmaktadır”
Bu konuda en önemli sorumluluğun hiç tartışmasız olarak devlete düştüğünü vurgulayan Gültekingil; “Okul yemeği hakkı için kamu bütçesinden kaynak ayrılmalı, ilgili bakanlıklar arası koordinasyon sağlanarak sürecin kalıcılığı güvence altına alınmalıdır. Yerel yönetimler de bu süreçte sorumluluk üstlenmelidir. Dünya Gıda Programı’nın 2024 verilerine göre, dünyada en az 466 milyon çocuk okul yemeği programlarından yararlanmaktadır. Finlandiya’da okul öncesinden lise sonuna kadar tüm öğrencilere ücretsiz okul yemeği verilmektedir. Brezilya, Hindistan gibi pek çok ülke, okul yemeğini evrensel bir kamu hizmeti olarak sunmaktadır” diye belirtti.
“Mesele, sadece ekonomik kaynak meselesi değil, öncelik meselesidir”
“Türkiye’nin de çocukların açlıkla imtihan edilmediği, sağlıklı gıdaya erişimin ayrıcalık değil hak olduğu, kimsenin yoksulluğu yüzünden eğitimden kopmadığı bir ülke olması mümkündür. Mesele, sadece ekonomik kaynak meselesi değil, mesele öncelik meselesidir” diyen Gültekingil şu talepleri sıraladı;
- Ücretsiz okul yemeği, tüm kademelerde, ayrım gözetmeksizin her çocuğa sunulacak evrensel ve kamusal bir hak olarak yasal güvenceye alınmalıdır.
- Okul yemeği için genel bütçeden, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda kalıcı, denetlenebilir bir bütçe oluşturulmalıdır.
- Yemeklerin besin değeri, diyetisyenler ve halk sağlığı uzmanları tarafından belirlenmeli; güvenli içme suyu ve hijyen koşulları zorunlu standart olmalıdır.
- Yerel yönetimler ve merkezi idare doğrudan sorumluluk üstlenmelidir.
- Okul kantinlerinde fiyatlar, gıda güvenliği ve ürünlerin sağlıklı beslenmeye uygunluğu acilen ve düzenli olarak denetlenmeli, sağlıklı ve uygun fiyatlı seçenekler sunulması sağlanmalıdır.
- Bütün okullarda ücretsiz ve güvenli içme suyuna sürekli erişim için gerekli altyapı kurulmalı, suyun güvenliği düzenli olarak denetlenmelidir.”
TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil’in basın açıklamasını okumasının ardından kısa sözler alındı.
“Ücretsiz okul yemeği okula devam oranlarını artır”
TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu üyesi Dr. Hülya Gültekin; araştırmalara göre, ücretsiz okul yemeğinin okula devam oranlarını artırdığını aktardı ve tırmanan çocuk işçiliği ile çocuk evliliği sorunlarına karşı da okul yemeğinin cazip bir unsur olabileceğini belirtti.
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz; son dönemde okullarda yaşanan silahlı saldırılara dikkat çekerek çocukların güvenliğinin yaşam, sağlık ve eğitim haklarını bütünlüklü ele alan politikalardan geçtiğini ifade etti.
TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Ali Kanatlı; TTB’nin Hatay ve Adıyaman’da yaptığı “Beş Yaş Altı Çocuklarda Beslenme ve Gıda Güvencesi” çalışmalarını anımsattı. Deprem bölgesinde nitelikli ve yeterli gıdaya erişememe, erişilen gıdaları sağlıklı koşullarda saklayamama sorunlarına bağlı olarak çocukların bodurluk ve zayıflık yaşadığını; bunun yanı sıra çocuk işçiliği ve çocuk evliliği artışları nedeniyle okuldan kopuşların da çok arttığını aktardı.
“Okul yemeği için kararlı ve sürekli bir mücadele yürütülmeli”
TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç; sınıflar ve bölgeler arası eşitsizlikler her geçen gün derinleşirken, ücretsiz okul yemeği hakkının siyasi otoritenin insafına bırakılamayacağını vurguladı ve toplumun tüm kesimlerinin kararlı ve sürekli bir mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi.
TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu üyesi Dr. Sehra Aksu; çocukların suçla ilişkilenmesindeki başlıca sebeplerden birinin eğitimden kopuş olduğuna dikkat çekti. Aksu, “Çocuklar okula gitmediğinde suçla ilişkilenmesi de, çocuk işçiliği de, çocuk evlilikleri de artıyor. Bu nedenle okul yemeği sadece besin değeri olan bir şey değil, bir zincirin parçası” diye ekledi.
“Okula aç giden çocuklar tüm toplumun öncelikli meselesi olmalıdır”
Basın toplantısında son sözü Dr. Ayşe Gültekingil aldı. Gültekingil, “Bir kez daha vurgulamak istiyoruz: Mesele kaynak meselesi değil, mesele öncelik meselesidir. Bu toplumun çocuklarının okula aç gitmesi, bu toplumun en önemli önceliklerinden birisi olmalıdır. Ücretsiz okul yemeği hakkı uygulamaya geçene kadar gündemimizde olmaya devam edecek” dedi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et