Prof. Dr. Mustafa Sarı: 'Kırk yamalı balıkçılık sistemi tebliğ değişiklikleriyle düzelmiyor'
Su ürünleri tebliğindeki son değişiklikleri değerlendiren Prof. Dr. Mustafa Sarı, parçalı düzenlemelerin balıkçılıktaki kaotik yapıyı çözmeye yetmediğini vurguladı. Sarı, “ekosistem esaslı” balıkçılık modeline geçiş çağrısında bulundu.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – 16 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan su ürünleri tebliğlerindeki değişikliklerin Türkiye balıkçılığında iyiye gidiş sağlayamayacağını vurgulayan Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, parçalı düzenlemelerin mevcut kaotik yapıyı çözmekte yetersiz kaldığını ifade ediyor.
Fotoğraf: Mustafa Sarı (Kişisel arşiv)
Son tebliğ değişikliğini kırk yamalı bir sistemin yeni bir halkası olarak değerlendiren Sarı, kotanın ve av ertelemelerinin stoklar üzerindeki baskıyı azaltma yönünde iyi niyetli adımlar olsa da sürdürülebilirliği sağlamaktan uzak olduğunu savunuyor. Bütünsel ekolojik bakış açısından yoksun ve tür esaslı bu anlayışın ne balıkçıyı ne bilim insanlarını ne de tüketicileri memnun edebileceğini dile getiriyor.
Parçalı kararlar kaotik yapıyı derinleştiriyor
Türkiye'de balıkçılık yönetiminin 1930'lu yıllarda atılan temellere dayandığını aktaran Prof. Dr. Mustafa Sarı, sistemin sadece ekonomik önemi yüksek hedef türlere odaklandığına dikkat çekiyor. Denetim yetkisinin birden çok kuruma dağıldığını kaydeden akademisyen, mevcut yapının sorumluluk karmaşası yarattığını açıklıyor.
Sorunun bireylerden veya yöneticilerden değil sistemin kendisinden kaynaklandığını belirten Sarı, yıllar içindeki kurum ve yönetim değişikliklerine rağmen kötüye gidişin engellenemediğini söylüyor. Aşırı destekleme politikaları sonucu filolardaki avcılık gücünün ve sermaye birikiminin kontrolden çıktığını bildiren Sarı, mazot ve diğer yüksek girdi maliyetleri düşürülmeden balıkçıların kazanç sağlamasının imkansız olduğunu vurguluyor.
Fotoğraf: Evrensel
Bilimsel kaygılar ile balıkçı talepleri arasında denge arayışı
Son tebliğ değişikliğinde yönetim otoritesinin zıt beklentileri dengelemek adına hassas bir işçilik yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Mustafa Sarı, alınan kararlardaki çelişkilere değiniyor. İstavrit avcılığına kota konulması ve balık unu ile yağı fabrikalarına satış yasağı getirilmesiyle bilimsel kaygıların dikkate alındığını, fakat aynı türde avlanabilir boy sınırının 13 santimetreden 12 santimetreye çekilerek aşırı avlanan stoğa yük bindirildiğini aktarıyor. Hamsi ve istavrit için gırgır ile ortasu trolü avcılığının 15 Eylül tarihine ertelenmesine karşın Karadeniz'de 12 milin dışındaki alanlarda ortasu trolüne izin verildiğine işaret ediyor. Ülke genelinde deniz kestanesi avına zaman yasağı getirilirken Marmara'da İzmit Körfezi dışındaki alanların avcılığa açıldığını kaydeden Sarı, dil ve pisi avında da benzer denge arayışlarının sürdüğünü ekliyor.
Kurtuluş ekosistem esaslı balıkçılık yönetiminde yatıyor
İstavritte boy sınırının düşürülmesinin balıkçıları psikolojik olarak rahatlatsa da gelirlerine olumlu katkı sunmayacağını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, radikal bir yönetim değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor. Çıktı kontrollü yönetim anlayışından uzaklaşıldığını belirten Sarı, denizel ekosistemin korunması ve balıkçılık sektörünün geleceğe taşınması için ekosistem esaslı balıkçılık yönetimi modeline geçiş yapılmasının şart olduğunu vurguluyor. Balıkçılık yönetiminde temel rota değiştirilmediği müddetçe ne denizlerdeki stokların korunabileceğinin ne de balıkçı gelirlerinin artırılabileceğinin altını çizerek değerlendirmelerini tamamlıyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et