'Birbirimizle kurduğumuz bağı korumak önceliğimiz olacak'
Sosyal medya hesabı yasaklananlar arasında Bilkent Üniversitesi’nin LGBTQIA+ çalışmaları kulübü Bilkent Renkli Düşün (BIRD) de yer aldı. Kulüp 'Varlığımızdan vazgeçmeyeceğiz' diyor.
Nehir Akdağ
[email protected]
Ankara— İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 12 Eylül tarihli kararıyla LGBTİ dernekleri, yayın organları ve hak savunucularına yönelik operasyon düzenlendi. Kurum, internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirildi. Sosyal medya hesabı yasaklananlar arasında Bilkent Üniversitesi’nin LGBTQIA+ çalışmaları kulübü Bilkent Renkli Düşün (BIRD) de yer aldı. Yasaklamalara dair sorularımızı yanıtlayan BIRD “Bugün ‘buradayız’ demek yalnızca görünür olmak anlamına gelmiyor; birbirimizin yanında olduğumuzu, yalnızlaştırılmayı kabul etmediğimizi ve varlığımızdan vazgeçmeyeceğimizi söylemek anlamına geliyor” diyor.
İktidarın ‘aileyi ve toplum düzenini koruma’ adı altında kurumsallaştırmaya çalıştığı ‘makbul yaşam’ dayatması, Bilkent Üniversitesi yönetiminin öğrencilere biçtiği sınırlarla nerede kesişiyor?
Kulübümüzün okul yönetimiyle geçmişte yaşadığı deneyimleri göz önünde bulundurduğumuzda, iktidarın bugün sergilediği radikal tavır ile üniversite yönetiminin geçmişteki bazı tutumları arasında ortak noktalar bulmak mümkün. Geçmiş etkinliklerimizin sunuluş biçiminin okul bünyesinde “müstehcen” olarak değerlendirilmesi ve bu etkinliklerin sansürlenmesine yönelik girişimlerde bulunulması bunun örnekleri... Bugün ülke genelinde giderek yoğunlaşan kriminalizasyon dalgasının, üniversite yönetiminin geçmişteki sınırlandırıcı tutumlarıyla kesişebileceği noktalar konusunda kaygılıyız.
Tecrit ve yalnızlaştırma politikası
Bu baskı mekanizmasının yalnızca LGBTİ’leri değil, tüm muhalif sesleri teslim almayı hedeflediği yorumları sıkça yapılıyor. Bilkent özelinde diğer öğrenci toplulukları veya akademisyenlerin Renkli Düşün’e ve derneklere yönelik bu operasyona karşı tavrı ne oldu?
Kulüpler ve topluluklar arasında ortak bir ses oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. İletişim hâlinde olduğumuz diğer topluluklar, tepkilerini dile getirme ve iş birliği yapma konusundaki isteklerini ifade ettiler. Fakat bu isteğin henüz aktif ve düzenli bir ortak tepki organizasyonuna dönüşmemiş olması, iktidarın amaçladığı tecrit ve yalnızlaştırma politikasının en azından belirli ölçüde sonuç verdiğini ve kampüs içerisinde de korku yarattığını gösteriyor.
LGBTİ’lerin varoluşunu ve anayasal örgütlenme hakkını topyekûn suç kapsamına almayı hedefleyen yasa tasarısı tartışılıyor. Hem fiziksel alanların hem de dijital mecraların bu denli kuşatıldığı bir tabloda, tasarının yasalaşması halinde Bilkent’te bir kulüp/topluluk olarak bir arada durmak mümkün olacak mı?
Böyle bir durumda bastırılmaya ve görünmez kılınmaya çalışılan sesimizin daha da fazla baskılanmaya ve engellenmeye çalışılacağı açık. Ancak topluluğumuzun hem yeni hem de eski üyeleri açısından ortaklaştığımız temel nokta, koşullar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, dayanışmamızı korumak. Gerekirse isim değişikliği gibi yöntemlere başvurmak, topluluğun devamlılığını sağlayabilecek alternatif yollar geliştirmek ve birbirimizle kurduğumuz bağı korumak önceliklerimiz arasında olacak. Her zaman olduğu gibi birlikteliğimize tutunarak ilerlemeyi önceleyeceğiz.
‘Haklı varlığımızı korkmadan savunmaya devam edeceğiz’
Bilkent’te açık kimlikli olmak, örgütlenmek ve “buradayız” demek bugün sizin için ne ifade ediyor? Yaşanan tüm bu karanlığa ve kuşatmaya karşı kampüsteki LGBTİ öğrencilere çağrınız nedir?
Sesimizi kriminalize etmeye yönelik bütün eylemlere karşı taşıdığımız mücadele ve birliktelik ruhu bugün her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. İktidarın doğrudan hedefinin birbirimize ve dayanışmamıza duyduğumuz güveni, bağlılığı ve birlikte hareket etme kapasitemizi zedelemek olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle elimizden alınmaya çalışılan bütün kazanımlarımıza ve yarattığımız bütün dayanışma alanlarına her zamankinden daha sıkı tutunmamız gerektiğini düşünüyorum. Kampüsümüzde ve Türkiye genelindeki bütün sosyal oluşumlarda haklı varlığımızı korkmadan, güçlü bir inat ve inançla savunmaya devam etmeliyiz. Çünkü bugün “buradayız” demek yalnızca görünür olmak anlamına gelmiyor; birbirimizin yanında olduğumuzu, yalnızlaştırılmayı kabul etmediğimizi ve varlığımızdan vazgeçmeyeceğimizi söylemek anlamına geliyor. Bu nedenle LGBTQIA+ öğrencilere çağrım, korkunun bizi birbirimizden uzaklaştırmasına izin vermemeleri. Birlikteliğimizi, dayanışmamızı ve birbirimize açtığımız alanları korumamız gerekiyor. Çünkü bu karanlık atmosferde elimizdeki en güçlü şeylerden biri hâlâ birbirimize sahip çıkabilmek.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et