Erciyes Üniversitesi öğrencisi
Bir insanın varoluşu mesleğini yapmasına engel midir? Trans eğitim emekçisi Zoe Lila’nın işten çıkartılması, bu soruyu bir kez daha önümüze koyuyor. Öğretmen olan Zoe’nin yaşadıkları, çalışma hakkının gasp edilmesi ile birlikte özel hayatın gizliliğinin korunmaması, insanın kendi kimliği ve varoluşu ile yaşayamamasının hikayesidir.
Beden uyum ve resmi isim değişikliği sürecinin başından itibaren çalıştığı okulun yönetiminin bu süreçlerden haberdar olduğunu, yine bu süreçte çeşitli psikiyatristlerle görüşmeler yapıldığını, bu görüşmeler ışığında sürecin öğrenciler ve velilerle pedagojik açıdan nasıl paylaşılması gerektiği hakkında bir yol haritası elde edildiğini söylüyor, Zoe Lila.
Tüm bu veriler ışığında okul yönetimi, kaygısı bulunan velilere alan açmak için bir veli toplantısı düzenliyor. Zoe Lila’nın aktardığına göre sadece bir veli, çocuğunun olumsuz etkileneceğini öne sürerek sürece karşı çıkıyor. Yani Zoe’nin süreci tam da demokratik bir eğitim anlayışının getirisi olarak ne okuldan ne de öğrenciler ve velilerden gizlenerek yürütüldü. Buraya kadar baktığımızda, bir eğitim kurumunda olması gereken tartışmaların yürütüldüğünü görüyoruz.
Hedef gösterilen bir hayat
Bunların ardından Zoe, iktidara yakın medya ve haber kanallarında hedef gösterilmeye başlanıyor. Öğrencisiyle çekildiği bir fotoğraf medyaya sürülerek kişisel bilgileri kamuoyu ile paylaşılıyor. Sonucunda Zoe, ölüm tehditleri almaya başladığını ve güvenlik kaygısıyla evini terk etmek zorunda kaldığını şu sözlerle anlatıyor: “Ben hedef gösterildim, kişisel bilgilerim yayımlandı, ölüm tehditleri aldım ve güvenliğim tehlikeye girdi. Ancak bunun sonunda işimi kaybeden de yine ben oldum.”
Bu cümle aslında sürecin büyük bir kısmını anlatıyor. Zoe’nin üstüne durduğu noktalardan biri de tüm bu sürecin yasal haklar çerçevesinde yürütülmüş olması. Kendi ifadesiyle: “Ben yasal olmayan veya mesleğime engel oluşturacak hiçbir şey yapmadım. Yasal haklarımı kullanarak cinsiyet uyum sürecime başladım.” Bu sözler bize şu soruyu sorduruyor: Bir insanın kendi bedenine ve kimliğine ilişkin yasal haklarını kullanması, mesleğini yapmasına neden engel olsun?
Ancak Zoe’nin mücadelesi bireysel değil, tüm LGBTİ’lerin toplumdaki yerine ilişkin önemli bir vurgu var burada. Kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle söylüyor: “Bizleri fuhuşa sürüklemek isteyen bir sistemin içerisindeyiz. Bizler de okula gidebiliyoruz; eğitim alabiliyoruz ve öğretmen olabiliyoruz.” Vurguladığı gibi bir trans eğitim alabilir, öğretmen olabilir, öğrenciler yetiştirebilir ve tüm bunları kendi olarak yapabilir.
Mücadelesi Meclis’e taşındı
Eğitim emekçisi Zoe Lila’nın mücadelesi, yalnızca basın açıklamaları ve dayanışma eylemleri ile sınırlı kalmadı. Sözleşmesinin yenilenmemesi, okul yönetimine herhangi bir baskı uygulayıp uygulanmadığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürüttüğü süreç hakkında mecliste soru önergeleri verildi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası da “Zoe Lila’nın yanındayız” diyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendika hukuki süreçlerin ve kamuoyu çalışmalarının takipçisi olacaklarını belirtti.
Bunlar sonucunda Milli Eğitim Bakanı açıklama yaptı: “Kimlik ve özel hayat öğretmenlik mesleğine engel değildir.” dedi. Fakat bu açıklamaya rağmen talepler karşılanmadı ve öğretmen, hâlâ mesleğine iade edilmedi, yani ortada büyük bir çelişki var. “Engel değildir” deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor.
Dün, bugün ve yarın
Bugün, Zoe’nin sınıfına ve öğrencilerine dönememiş olması, bu mücadelenin bittiği ya da sonuçsuz kaldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, mücadeleyi büyütmek gerektiğini gösteriyor çünkü çeşitli mücadele örneklerinden de görüyoruz ki, mücadeleye devam edenler mutlaka kazanacaktır.
Aynı zamanda bu mücadele yalnızca bir kişinin işe iade edilmesi ile sınırlı değil. Tam da bu yüzden Zoe Lila’nın sesi sadece kendi sesinden ibaret değil, bu ses aynı zamanda kendi kimliği ile yaşamak, okumak ve çalışmak isteyen transların sesidir. Ezen-ezilen ilişkisini ve birbirinden ayrı düşünülemeyecek sömüren-sömürülen ilişkisini mücadelemizle ortadan kaldırdığımızda, Zoe Lila’lar da özgürce yaşayabilecek, eğitim verebilecek. Kimsenin varoluşu nedeniyle işinden edilmediği, öğrencilerin ve öğretmenlerin kimliğiyle değil emeği ve bilgisiyle değerlendirildiği, gençlerin kendi kimliklerini saklamak zorunda kalmadığı bir dünya için mücadele ediyoruz. Zoe’nin de dediği gibi: “Dün eğitimciydim, bugün de eğitimciyim ve yarın da eğitimci olarak kalacağım. Cinsiyet kimliğim nedeniyle çalışma hakkımın elimden alındı. Sonuna kadar mücadele edeceğim.” Çünkü verilecek daha çok mücadele, kazanılacak daha çok hak var, Zoe için de herkes için de var.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et