Okan ve Ömür

ODTÜ

COP31 zirvesi küresel ölçekte çözüm üretmekten uzak bürokratik bir tiyatro olmanın ötesine geçemezken ev sahibi olarak Türkiye'nin seçilmesi bu tezatı daha da derinleştiriyor. Zira termik santrallerden vazgeçmeyen, maden sahaları uğruna ormanlarını, su havzalarını ve tarım arazilerini sermayeye peşkeş çeken bir iktidarın “iklim taahhütleri” bir vitrin siyasetinden başka bir şey değil. Kendi coğrafyasındaki ekolojik yıkımı hızlandıran politikaların mimarı saray iktidarı, küresel iklim krizine karşı bizzat krizin tarafında olduğunu böylece bir kez daha gösteriyor.

Saray iktidarı çevreye nasıl yaklaşıyor?

Türkiye'nin çevre konusundaki tutumuna baktığımızda onun aleyhine sayısız adım atıldığını, ülkenin yer altı ve yer üstü tüm kaynaklarının sermayeye açıldığını görüyoruz. 2023 yılında Muğla Akbelen’de Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin enerji ihtiyacını karşılamak üzere Limak ve IC Holding’in linyit kömür madeni projesi, yerel halkın direnişine rağmen hayata geçirilmek istendi ve bu girişim ancak on binlerce ağaç kesildikten sonra durduruldu. Benzer şekilde Kaz Dağları'nda yer alan altın, gümüş ve bakır rezervleri için ilk olarak Kanadalı Alamos Gold şirketi faaliyete başlamış, kesilen yüz binlerce ağaca tepki gösteren yerel direnişin ardından 2019'da projeyi 470 milyon dolar karşılığında TÜMAD Madencilik’e devretti.

2025 yılında kabul edilen iklim kanunu; “sürdürülebilirlik”, “döngüsel ekonomi” ve “sıfır atık” gibi kavramlarla şirketlerin çevreyi kirletmeye devam etmesini sağlayacak yasal adımları atmasını kolaylaştırıyor. Kanun her işletmeye belirli oranda karbon salım hakkı tanıyor ve kota aşıldığında ceza öngörüyor. Ne var ki bir işletme, kullanmadığı emisyon kotasını başka şirketlere devredebiliyor. Bu mekanizma şirketler arasında yeni bir pazar oluştururken, sermayedarların karbon salımını dilediğince artırmasının önünü açıyor. Eş zamanlı olarak maden yasasındaki değişikliklerle ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) kararı aranmaksızın zeytinliklerde ve ormanlık alanlarda madencilik yapılabilmesi, yeşil alan tahribatını tırmandırıyor.

2021'den bu yana başta Ege ve Akdeniz olmak üzere yaşanan orman yangınlarına karşı hâlâ somut bir önlem alınmadı, dahası küle dönen araziler rant uğruna otellere tahsis ediliyor. Sermaye odaklı bu kayıtsızlık denizlerimizde de sürdürülüyor. Aynı dönemde Marmara Denizi'ni esir alan ve sonraki yıllarda da nükseden müsilaj; sanayi ve evsel atıkların denetlenmemesinin, doğanın kâr hırsına kurban edilmesinin doğrudan sonucudur. Karada ormanları ranta ve betona, denizde ise ekosistemi sermayenin foseptiğine terk eden bu tablo; rejimin tercihini doğadan ve halktan yana değil, şirket kârlarından yana kullandığını kanıtlıyor.

Savaş için buluşanlar şimdi doğaya göz dikiyor

COP31 ile NATO Zirvesi'nin aynı yıl Türkiye'de düzenlenecek olması saray rejiminin siyasi emellerini gözler önüne seriyor. Uluslararası kararların alındığı bu zirvelerde iktidar, ev sahipliği üzerinden hem içeride hem de dışarıda güçlü bir prestij algısı yaratmayı hedefliyor. Sunulan bu “küresel aktör” imajı; gerçekte Türkiye'nin, küresel emperyalist sistemin ve sermaye bloklarının taleplerine açtığı hareket alanından ibarettir. Zira yan yana gelen bu iki zirve aynı çarkın iki dişlisidir: NATO çatısı altında yayılmacı politikalarını ve küresel çıkarlarını güvenceye alan emperyalistler, COP31'de de dünyayı kirleten tekelci şirketlerle masaya oturarak çevre politikalarını burjuvazinin çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmeyi planlıyor.

COP31’in Türkiye'de düzenlenmesi devasa kamu harcamalarını da beraberinde getiriyor. Hükümet; BM personelinin seyahat ve konaklaması, konferans planlaması ve lojistik giderler için 7 milyon 715 bin 200 dolar bütçe ayırmış durumda. Ev sahibi sıfatıyla konferans salonları, bilişim altyapısı, elektrik, su, ulaşım, medya tesisleri, tercüme ve yemek gibi tüm operasyonel yük Türkiye tarafından karşılanacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hazırlıklar kapsamında İklim Değişikliği Başkanlığına 5 milyar 650 milyon lira kaynak aktardı. NATO Zirvesi için Etimesgut Havalimanı'nın yenilenmesine benzer şekilde, Antalya Havalimanı'nın kargo ve genel havacılık terminallerine bağlantı sağlayacak yollar için de 62 milyon 989 bin liralık harcama öngörülüyor. Maraş depremi sonrası depremzedelere konut sağlamayan TOKİ, COP31 İklim Zirvesi'nin yapılacağı etkinlik alanının inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme ihalesine katılabiliyor ve bu proje için 8 milyar 85 milyon lira harcayabiliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi de ulaşım yollarının yapımı için 435 milyon 600 bin liralık sözleşme imzaladı. Antalya’daki yol ve havalimanı planı orada yaşayan halk için değil sermayedarların kolayca bir yerden başka bir yere gidebilmesi ve uçaklarını istedikleri gibi kaldırıp indirebilmeleri için düzenleniyor.

Zirvede konuşulacaklar arasında enerji, ulaşım, sıfır atık ve su ekosisteminin korunması olmasına rağmen bu konuların ne düzeyde ve ne kadar etkili ele alınacağı da meçhul. Zirvenin sahip olduğu bu çelişkiler ve ev sahibi Türkiye'nin çevre politikalarına da bakıldığında 11 günlük zirvede emperyalist devletlerin, büyük fosil yakıt ve enerji şirketlerinin çıkarlarına göre kararlar alınacağını tahmin etmek zor değil.

Kâr ve sonsuz büyüme hırsına dayanan bu sistemde, doğayı korumayı piyasanın insafına veya “greenwashing” pazarlamalarına bırakmak hayalden öteye gidemez. Kamu spotlarında sık sık tavsiye edilen bireysel geri dönüşüm adımları, sermayenin organize ekolojik talanının yanında devede kulak kalır. Dolayısıyla doğayı metalaştıran bu sömürü mekanizmasını kırmanın ve daha temiz bir dünya yaratmanın tek yolu, sorunu yaratan mekanizmaların yeşil masallarından değil olduğumuz her alanda yeşeren örgütlü mücadeleden geçer.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.