Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısı: 'Kapitalizmden sonra ne gelecek?'
Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısı “post-kapitalizm” dosyasıyla çıktı. Teknoloji, otomasyon, dijital emek, tekno-feodalizm ve kapitalizmin aşılmasının siyasal koşullarının ele alındığı dosyada farklı post-kapitalist yaklaşımlar tartışılıyor.
Zeliha Irmak
[email protected]
Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısı, “post-kapitalizm” dosyasıyla kapitalizmin geleceği ve kapitalizm sonrası toplum tartışmalarını gündemine alıyor. Teknolojiden emeğe, otomasyondan dijital ekonomiye, tekno-feodalizm tartışmasından kapitalizmin aşılmasının siyasal koşullarına uzanan yazıların yer aldığı sayıda neoliberalizmin dönüşümü, devlet biçimi, emperyalizm, sermaye-iktidar ilişkileri ve Türkiye’nin inşaat ekonomisi de ele alınıyor.
“Kapitalizmden sonra ne gelecek?” sorusu uzun süre siyasal ve akademik tartışmaların merkezinde yer almadı. Sovyetler Birliği’nin çözülüşü ve sosyalist hareketin yaşadığı tarihsel yenilgi sonrasında kapitalizmin alternatifsiz olduğu düşüncesi yaygınlık kazandı. Ancak 2008 krizi, neoliberalizmin yarattığı eşitsizlikler, çalışma hayatındaki dönüşüm, iklim krizi, teknolojik gelişmeler ve derinleşen toplumsal sorunlar kapitalizmin geleceğinin yeniden tartışılmasına zemin hazırladı.
Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısı da bu tartışmadan hareketle post-kapitalizm kavramını dosyasına taşıyor. Sayıda post-kapitalizm, tek ve bütünlüklü bir teori olarak değil, kapitalizmin ötesine geçişi farklı biçimlerde tasarlayan reformcu yaklaşımların ortak başlığı olarak ele alınıyor.
Post-kapitalizm tartışması
Dosyanın ilk yazısı Ahmet Cengiz’in “Modern Ütopyacılık Olarak Post-Kapitalizm” başlıklı makalesi. Cengiz, post-kapitalist tezlerin ortaya çıkışını SSCB’de kapitalist restorasyon, 2008 krizi ve dijital teknolojilerin yükselişiyle birlikte değerlendiriyor.
Paul Mason’dan müşterekler yaklaşımına, otomasyon ve temel gelir tartışmalarına uzanan farklı görüşlerin ortak varsayımlarını inceleyen Cengiz, kapitalizmin teknolojik gelişmeler sonucunda kendiliğinden aşılacağı fikrini ve toplumsal devrim düşüncesinin geri plana itilmesini tartışmaya açıyor.
Fulya Alikoç’un “Paul Mason ve Post-Kapitalizmi” başlıklı yazısı ise kapitalizm sonrası toplum tartışmasının öne çıkan isimlerinden Paul Mason’ın tezlerine odaklanıyor. 2008 krizinden hareketle geliştirilen kapitalizm sonrası toplum fikrini inceleyen yazıda bilgi teknolojilerinin kapitalizmin işleyişini nasıl değiştirdiği, dijital ürünlerin üretim ve mülkiyet ilişkilerine etkisi ve otomasyonun kapitalizmin geleceği açısından taşıdığı anlam ele alınıyor.
Arif Koşar’ın “Post-Kapitalist Bir Varsayım: İşin Sonu” başlıklı makalesinde ise yapay zekâ ve otomasyonun yaygınlaşmasının kapitalizmin ve çalışmanın sonunu getirip getirmeyeceği sorusu tartışılıyor.
Elon Musk’tan Paul Mason’a, Aaron Bastani’den Peter Frase’e uzanan “iş-sonrası” ve post-kapitalist yaklaşımları ele alan Koşar, teknolojik gelişmeler ile istihdam arasındaki ilişkinin otomatik ve tek yönlü biçimde kurulmasına itiraz ediyor. Yazıda otomasyonun bazı işlerde ve işletmelerde işçi sayısını azaltabilmesine karşın sermaye birikiminin yeni istihdam alanları yaratma, işçileşmeyi genişletme ve emeği yeniden örgütleme eğilimleri de tartışılıyor.
Bu çerçevede tartışma yalnızca yapay zekânın işleri ortadan kaldırıp kaldırmayacağı sorusuyla sınırlı tutulmuyor; teknolojik dönüşümün kapitalist üretim ilişkileri içerisindeki anlamı ve çalışmanın gerçekten ortadan kalkıp kalkmayacağı soruları ele alınıyor.
Tekno-feodalizm ve dijital emek
Post-kapitalizm dosyasının başlıklarından biri de tekno-feodalizm tartışması. Sayıda Evgeny Morozov’un “Tekno-Feodal Akıl Üzerine Eleştiri” başlıklı makalesi yer alıyor.
Morozov, dijital platformlar ve teknoloji şirketlerinin yükselişini kapitalizmden bir kopuş olarak değerlendiren yaklaşımları ele alıyor. “Feodalizm” olarak tanımlanan ilişkilerin kapitalizmin kendi gelişme dinamikleri içerisinde açıklanıp açıklanamayacağını sorgulayan yazı, post-kapitalizm ile tekno-feodalizm tartışmaları arasındaki teorik ilişkiye odaklanıyor.
Engin H. Deniz’in “Boş Zaman Tartışması ve Fuchs’un Dijital Emek Teorisi” başlıklı yazısında ise dijital platformlar, kullanıcı emeği, veri ve reklam ekonomisi üzerinden yürütülen tartışma Marx’ın değer teorisi ve dolaşım süreciyle ilişkilendiriliyor. Deniz, dijital ekonominin tamamen yeni ve farklı bir üretim biçimi olduğu yönündeki iddiaları tartışmaya açarak “dijital emek” kavramının kapitalist üretim ilişkileri içindeki anlamını inceliyor.
Neoliberalizmin dönüşümü ve devlet
Sayının açılış yazısında Mustafa Yalçıner, “Neoliberalizmin Sonu mu?” sorusunu gündeme getiriyor. 2008 krizi, pandemi, korumacılık, devlet müdahaleleri ve değişen uluslararası güç ilişkileri üzerinden yürütülen tartışmada neoliberalizmin sona erip ermediği ve kapitalist üretim ilişkilerindeki süreklilikler ele alınıyor.
Nuray Sancar’ın “Neoliberalizm ve Türkiye’de Devletin Dönüşümü” başlıklı yazısı ise bu dönüşümün Türkiye’deki devlet biçimine yansımalarını inceliyor. Sancar, devlet mimarisindeki değişimi yalnızca siyasal yönetim biçimi üzerinden değil; ulusal ve uluslararası sınıfsal güç ilişkileri, sermaye birikimi ve kapitalizmin dönüşümü çerçevesinde değerlendiriyor.
Emperyalizm ve uluslararası ilişkiler
Sayının uluslararası boyutunu Hüseyin Sinan Güler’in “1985 Sonrasında ABD-İsrail İttifakının Ekonomi Politiği” başlıklı makalesi oluşturuyor. Güler, ABD ile İsrail arasındaki ilişkiyi yalnızca diplomatik veya askerî bir ittifak olarak değil; sermaye birikimi, teknoloji, silah sanayisi, bölgesel güç ilişkileri ve emperyalist rekabet bağlamında ele alıyor.
Yusuf Akdağ’ın “Ekim Devrimi’nin 109. Yıl Dönümünde, Eskimeyen Tartışmaya Notlar” başlıklı yazısı ise sosyalist devrimin tarihsel deneyimini ve Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün ardından devrim fikrine yöneltilen itirazları tartışıyor. Üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişki, sınıf mücadelesi ve sosyalist devrimin mümkünlüğü üzerine yürütülen tartışma, sayının post-kapitalizm dosyasındaki temel soruyla da kesişiyor.
Lenin’in “Marksizm ve Revizyonizm” başlıklı metni Fulya Alikoç’un çevirisiyle yayımlanırken, Alikoç’un “Jineoloji: Eleştirel Bir Analiz-2” başlıklı çalışması da önceki sayıda başlatılan tartışmayı toplumsal doğa, neolitik toplum, kadınlık ve komünal yaşam başlıkları üzerinden sürdürüyor.
Sermaye, iktidar ve Türkiye ekonomisi
Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısında Türkiye’nin ekonomi-politiğine ilişkin güncel tartışmalar da yer alıyor.
Ekin Bal’ın “Koç’un Yüzüncü Yılı ve Sermaye-İktidar İttifakının Yeni Fotoğrafı” başlıklı yazısı, Koç Holding’in yüzüncü yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerden hareketle Türkiye’nin büyük sermaye gruplarından biri ile siyasal iktidar arasındaki ilişkinin tarihsel ve güncel boyutlarını inceliyor. Yazıda sermaye, devlet ve siyaset arasındaki ilişkilerin değişen biçimleri ele alınıyor.
Ali Yaşar’ın “NATO Zirvesi, NATO 3.0 ve Türkiye” başlıklı yazısında ise 2026 NATO Zirvesi üzerinden ittifakın yeni stratejik yönelimleri ve Türkiye’nin bu çerçevedeki konumu tartışılıyor. Silahlanma hedefleri, ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki çıkar farklılıkları, Çin ve Rusya eksenindeki stratejik hesaplar ve Türkiye’nin bölgesel konumu yazının başlıkları arasında bulunuyor.
Sayının son yazısı Sinan Araman’ın “Rant ve Bir İnşaat Sahası Olarak Türkiye - 3” başlıklı çalışması. Araman, Türkiye’de inşaat ve gayrimenkul sektörünün son 25 yıllık gelişimini ele alıyor. İnşaat sektöründeki büyüme, kamu kaynaklarının sektöre aktarılması, kentsel dönüşüm, konut üretimi ve barınma sorunu üzerinden Türkiye ekonomisindeki rant ve sermaye birikimi ilişkileri inceleniyor.
Teori ve Eylem’in Güz 2026 sayısı böylece post-kapitalizm tartışmasından neoliberalizmin dönüşümüne, teknolojik değişim ve emek ilişkilerinden emperyalizme, sermaye-iktidar ilişkilerinden Türkiye ekonomisine uzanan geniş bir tartışma çerçevesi sunuyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et