20.09.2026 00:11

Türk dizi sektörünün tarikatı: Ekranda kurulan ‘devlet aklı’

Kurtlar Vadisi’nin açtığı yol yalnızca Polat Alemdar'da kalmadı. Raci Şaşmaz’ın yapım ve senaryo tarafında bulunduğu sonraki projelerde de devlet, mafya, istihbarat ve “vatan” ilişkisi tekrar tekrar işlendi.

Türk dizi sektörünün tarikatı: Ekranda kurulan ‘devlet aklı’

Ali Reyhan
[email protected]


Türkiye’de televizyon dizileri uzun yıllar yalnızca eğlence ürünü olarak tartışıldı. Ancak Kurtlar Vadisi bunun sınırlarını değiştirdi. 2003’te başlayan dizi, mafya dünyasını anlatırken kısa sürede devlet, istihbarat, asker, siyaset ve “derin devlet” ilişkilerini merkeze aldı.

Dizinin temel anlatısı basitti: Görünen devletin arkasında, ‘ülkenin bekası’ için çalışan başka bir yapı vardır. Bu yapının bazı mensupları suç örgütleriyle ilişki kurabilir, hukuk dışına çıkabilir, gerektiğinde öldürebilir. Buradaki temel ayrım ise “devlet” ile “devlet adına hareket eden kötü unsurlar” arasındadır.

Bu anlatı, 1996 Susurluk kazasının ardından Türkiye’de genişleyen tartışmaların popüler kültürdeki karşılıklarından biri oldu. Susurluk’ta siyasetçi, polis ve mafya ilişkilerinin aynı araçta ortaya çıkması, dizinin dünyasına doğrudan malzeme sağladı. Ancak dizinin asıl gücü burada değildi. Gerçek olayları doğrudan haber olarak vermek yerine onları kahramanlık ve devlet sırrı anlatısına dönüştürmesiydi.

Polat Alemdar, görünürde mafyanın içine sokulmuş bir devlet görevlisiydi. Böylece izleyiciye şu mesaj veriliyordu: Mafyanın içindeki bazı aktörler aslında devletin operasyonunun parçası olabilir. “İyi” ile “kötü” arasındaki sınır, hukuktan değil, devletin çıkarından geçiyordu.

Dizinin gerçek kişilerle ilişkisi konusunda yıllardır çok sayıda iddia ortaya atıldı. Çakıcı, Veli Küçük, Hiram Abas ve çeşitli istihbarat görevlileri ile karakterler arasında benzerlikler kuruldu. Bunların önemli bir bölümü doğrudan doğrulanmış “karakter eşleşmeleri” değil.

Fakat bazı ilişkiler artık soruşturma konusu

2026’da Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011’de cezaevinde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturmayı yeniden yürütmeye başladı. Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade verdi.

Çünkü dizideki Kazım Kaşifoğlu karakteri ile gerçek hayattaki Kaşif Kozinoğlu arasında dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Soruşturma, karakterin ölümü, bazı sahnelerin zamanlaması ve dizideki başka ayrıntıların incelenmesini de kapsıyor. Konunun bilirkişi heyetince değerlendirilmesine karar verildi.

Raci Şaşmaz ise savcılık ifadesinde dizinin açık kaynaklardan beslendiğini, Kazım Kaşifoğlu karakterinin istihbarat içindeki çatışmaları anlatmak amacıyla oluşturulduğunu ve gerçek kişilerle bağlantısının bulunmadığını söyledi. Şaşmaz ayrıca “legal ya da illegal hiçbir güç ya da suç odağıyla” bağlantıları olmadığını savundu.

Peki, Kurtlar Vadisi gerçeği mi ekrana taşıdı, yoksa gerçeklik hakkında yeni bir anlatı mı kurdu?

Şaşmaz kardeşlerin dünyası

Raci ve Necati Şaşmaz’ın aile çevresindeki Kadiri bağlantıları yıllardır basına yansıdı. Kurtlar Vadisi'nin arkasındaki Şaşmaz ailesinin dini bağlantıları yeni bir tartışma değil. Raci ve Necati Şaşmaz’ın babası Abdülkadir Şaşmaz, Elazığ merkezli Kadiri çevresinin önde gelen isimlerinden biri olarak basına yansıdı. Şaşmaz kardeşlerin bu çevreyle ilişkileri de yıllar içinde haber ve mahkeme dosyalarına konu oldu. Necati Şaşmaz da röportajlarından birinde bunu itiraf ediyor ve yeni mürşidin kendisi olacağını da açıklıyor.

2000’li yılların başında Kurtlar Vadisi henüz yeni yayındayken dizinin kimlerden bilgi aldığı, karakterlerin gerçek hayattaki karşılıklarının kimler olduğu ve yapım çevresinin devlet içerisindeki güvenlik bürokrasisiyle ilişkileri hakkında çeşitli iddialar ortaya atıldı.

Bugün yeniden gündeme gelen eski bir MİT raporu bu nedenle kritik. Kaşif Kozinoğlu’na atfedilen raporda, dizinin yapım çevresi, bazı suç örgütleri ve güvenlik bürokrasisi arasında ilişkiler bulunduğu ileri sürülüyordu. Raporda Raci Şaşmaz’ın yanı sıra Osman Sınav, çeşitli mafya figürleri, Yavuz Ataç ve Korkut Eken gibi isimlerin de geçtiği aktarılıyor.

Raporda ayrıca dizideki bazı karakterlerin gerçek suç örgütü liderlerinden esinlendiği ileri sürülüyor. Örneğin, Süleyman Çakır karakteri Alaattin Çakıcı ile ilişkilendiriliyor. Süleyman Çakır karakterini oynayan Oktay Kaynarca da Çakıcı’dan “abim” diye bahsediyor ve ilişkileri olduğunu açıkça itiraf ediyor.

Üstelik Şaşmaz kardeşlerin sonraki projeleri bu sürekliliği tartışmaya açıyor. Raci Şaşmaz, 2015’te ATV’nin resmi duyurusunda Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın yapımcısı ve senaristi olarak yer aldı. Dizinin merkezinde yine devlet, silah, mafya ve “vatan” ilişkileri bulunuyordu. Dolayısıyla mesele tek bir dizi değil. Kurtlar Vadisi ile başlayan, Kurtlar Vadisi Pusu ve Gladio ile genişleyen, ardından Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi yapımlarla devam eden bir anlatı hattı var.

Kurtlar Vadisi’nin gerçek devlet-mafya hattı

Kurtlar Vadisi’nin en dikkat çekici tarafı, mafya ile devlet arasındaki ilişkinin tamamen hayali bir dünyada kurulmamış olmasıydı. Alaattin Çakıcı ve Kaşif Kozinoğlu gibi gerçek isimler, dizinin anlatısıyla aynı dönemin Türkiye’sinde devlet-mafya ilişkilerinin tartışıldığı dosyalarda yer aldı.

Çakıcı, Türkiye’de organize suç örgütü lideri olarak çok sayıda soruşturma ve davanın konusu oldu. Aynı zamanda güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin bazı unsurlarıyla ilişkileri de yıllarca tartışıldı. Bu ilişkiler arasında Kaşif Kozinoğlu’nun adı da bulunuyor.

Eski MİT görevlisi Kozinoğlu, Çakıcı dosyası nedeniyle yargılandı. Kozinoğlu, Çakıcı ile temaslarının istihbarat görevi kapsamında olduğunu savundu. Yargılamada ise Çakıcı’nın suç örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle 5 ay hapis cezasına çarptırıldı, ceza ertelendi.

Gerçek hayatta MİT görevlileri ile suç örgütü liderleri arasındaki temaslar soruşturma konusu olurken dizide bu temaslar “devlet adına görev” çerçevesinde dramatize edildi. Burada önemli bir ayrım var. Gerçek hayatta devlet görevlisinin bir suç örgütü lideriyle görüşmesi, hukuki ve siyasi bir soruşturma konusudur. Dizide ise aynı ilişki, seyirciye “ülkenin çıkarları için gizli görev” olarak sunulabilir. Bu dönüşüm, televizyonun propaganda gücünün tam merkezinde bulunuyor: Gerçek olayın tartışmalı hukuki niteliği ortadan kalkıyor; yerine kahramanlık hikâyesi geliyor. Kozinoğlu dosyası da bu nedenle özel önem taşıyor.

Raci Şaşmaz savcılığa verdiği ifadede karakterin gerçek bir kişiyi anlatmadığını, dizide karakterin ölümünün hikâyenin sona ermesi anlamına geldiğini söyledi. Şaşmaz, Kozinoğlu’nun ölümünü önceden bilmelerinin mümkün olmadığını da belirtti.

Gladio’dan EDHO’ya ‘devlet için çalışan yeraltı’

Kurtlar Vadisi’nin açtığı yol yalnızca Polat Alemdar’da kalmadı. Raci Şaşmaz’ın yapım ve senaryo tarafında bulunduğu sonraki projelerde de devlet, mafya, istihbarat ve “vatan” ilişkisi tekrar tekrar işlendi. Kurtlar Vadisi'nin en önemli özelliği, “derin devlet” kavramını popüler kültürün merkezine taşımasıydı.

2009’da gösterime giren Kurtlar Vadisi Gladio bu hattı daha da açık hale getirdi. Filmin senaryo ekibinde Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan yer aldı. Filmde İskender Büyük karakteri üzerinden Gladio, Özel Harp, istihbarat ve devlet içindeki gizli yapılanmalar anlatıldı. Aynı filmde Ahmet Cem Ersever ve Turgut Özal gibi gerçek kişiler de karakter olarak kullanıldı.

İskender Büyük, kurmaca bir karakterdi. Ancak karakterin gerçek hayattaki bazı devlet görevlileriyle benzerliği uzun süre tartışıldı. Raci Şaşmaz da 2026’daki savcılık ifadesinde İskender Büyük karakterinin gerçek hayatta kendisine ilham verdiği ileri sürülen kişilerin hayatta olduğunu belirterek karakter ile gerçek kişi arasında doğrudan eşitlik kurulmasına karşı çıktı.

Yine de film, gerçek Türkiye tarihini kurmaca bir “derin devlet” hikâyesinin içine yerleştirdi. Bu anlatıda devlet ikiye ayrılıyordu: Resmi kurumlar ve bunların arkasındaki gizli güçler. Fakat anlatı yalnızca “devlet suç işliyor” demiyordu. Daha karmaşık bir şey yapıyordu. Bazı gizli aktörler kötüydü; bazıları ise ülkenin çıkarını koruyordu. Böylece hukuk ile “devletin bekası” karşı karşıya geldiğinde, anlatının kahramanları çoğu zaman bekayı tercih ediyordu. Bu bakış Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'da da sürdü.

Raci Şaşmaz, 2015’te ATV tarafından dizinin yapımcısı ve senaristi olarak açıklandı. Dizinin merkezindeki Hızır Çakırbeyli ve çevresi, yeraltı dünyası ile devlet arasındaki ilişkiler üzerinden kurgulandı. Böylece Kurtlar Vadisi'ndeki Polat Alemdar modelinin başka bir versiyonu ortaya çıktı: Yeraltı dünyasının aktörleri tamamen devlet karşıtı değildi; “devletin çıkarları” söz konusu olduğunda devletle aynı safta yer alabiliyorlardı.

Bu anlatının toplumdaki karşılığı küçümsenemez. Kurtlar Vadisi üzerine yapılan akademik çalışmalar, dizinin Susurluk, derin devlet, milliyetçilik, devlet bekası, şiddet ve kahramanlık gibi başlıkları bir araya getirdiğini ortaya koyuyor. Başka bir akademik çalışma ise Kurtlar Vadisi Pusu'yu doğrudan Ergenekon, mafya, milliyetçilik ve “derin devlet” tartışmaları üzerinden inceliyor.

Bu nedenle dizinin etkisini yalnızca reytingle ölçmek eksik kalır. Asıl etki, bazı kavramların gündelik düşüncenin parçası haline gelmesinde ortaya çıktı: “Devletin derini vardır, vatan söz konusuysa hukuk ikinci plandadır.” Bunlar yalnızca senaryo unsurları olarak kalmadı; Türkiye’nin siyasal tartışmalarında kullanılan kavramlara dönüştü.

Bugün ise aynı anlatının güncel bir örneği olarak Yeraltı ekranlarda. Ancak burada önemli bir düzeltme yapmak gerekiyor: NOW’un resmi künyesinde dizinin yapımcısı Fatih Aksoy, senaristi Berna Aruz olarak belirtiliyor. Türkiye’de yeraltı dünyası, istihbarat ve “vatan” arasındaki ilişkiyi anlatan televizyon dili, Kurtlar Vadisi ile sınırlı kalmış değil.

Kurtlar Vadisi ve devamındaki yapımlar, devletin karanlıkta kalan ilişkilerini yalnızca teşhir eden hikâyeler olarak okunamaz. Dizilerde istihbarat, mafya, siyaset ve devlet arasındaki hukuk dışı ilişkiler çoğu kez “vatan”, “devletin bekası” ve “milli çıkar” kavramlarıyla gerekçelendirilirken, kirli yöntemler ile bunlara başvuran aktörler arasında ahlaki bir ayrım kuruluyor. Böylece sorun, devletin hukuk dışına çıkması olmaktan çıkarılıp “devlet adına bunu kimin yaptığı” meselesine indirgeniyor. Bir devlet görevlisinin mafyayla temas kurması, operasyon yapması ya da hukuk sınırlarını aşması, anlatının içinde çoğu zaman suçtan çok daha büyük bir amaca hizmet eden zorunlu bir görev olarak sunuluyor. Bu yönüyle diziler, devlet-mafya ilişkilerini “devlet aklı” kavramı üzerinden anlaşılır ve meşru gösteren bir anlatı da üretiyor.

Bu anlatının toplumsal sonucu yalnızca televizyon izleyicisinin “derin devlet” hikâyelerine ilgi duyması değildi. Milyonlarca kişiye ulaşan diziler, devlet, millet, düşman, hain, vatan ve güvenlik kavramlarını belirli bir milliyetçi çerçeve içinde yeniden kurdu. Hukukun, demokratik denetimin ve kamusal hesap verebilirliğin yerine “devletin bildiği ama halkın bilmediği gerçekler” geçirildi. Böylece yurttaştan beklenen, devletin eylemlerini sorgulamak değil, görünmeyen bir “devlet aklı”nın varlığına inanmak haline geldi. Bu nedenle Kurtlar Vadisi'nden EDHO’ya uzanan çizgi, yalnızca popüler kültürün bir ürünü olarak değil, devlet-toplum ilişkisine dair belirli bir anlayışın yaygınlaşmasına katkıda bulunan bir kültürel alan olarak da incelenmeli. Mesele bir dizinin tek başına toplumu değiştirmesi değil; devletin otoritesini, milliyetçiliği ve gerektiğinde hukuk dışına çıkmayı meşrulaştıran fikirlerin milyonlarca kişiye tekrar tekrar aynı kahramanlık diliyle taşınmasıdır.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
19.09.2026 10:47 / Güncelleme: 13:54

Amedspor-Beşiktaş maçı ne zaman, hangi kanalda, saat kaçta?

Süper Lig’in 6. haftasında Amed Sportif Faaliyetler, sahasında Beşiktaş'ı konuk edecek. Son dört resmi maçını kazanan siyah-beyazlılar, milli ara öncesi Diyarbakır'dan 3 puanla dönmek istiyor.

Amedspor-Beşiktaş maçı ne zaman, hangi kanalda, saat kaçta?

Fotoğraf: Diyarbakır stadı

19.09.2026 07:55

ABD ile Çin ekonomi heyetleri, Çin Devlet Başkanı Şi'nin ziyareti öncesinde New York'ta bir araya gelecek

ABD ve Çin heyetlerinin, Devlet Başkanı Şi Cinping'in ABD'ye yapacağı ziyaret öncesinde ekonomik ve ticari konuları görüşmek üzere bir araya geleceği bildirildi.

ABD ile Çin ekonomi heyetleri, Çin Devlet Başkanı Şi'nin ziyareti öncesinde New York'ta bir araya gelecek
19.09.2026 07:24

BDDK, Bank Mellat'ın Türkiye'deki faaliyet iznini kaldırdı

BDDK, İran merkezli Bank Mellat’ın İstanbul’daki Türkiye Merkez Şubesi’nin faaliyet iznini kaldırdı. Karar, bankanın faaliyetinin mevduat sahiplerinin hakları ile mali sistemin güven ve istikrarı açısından tehlike oluşturması gerekçe gösterildi.

BDDK, Bank Mellat'ın Türkiye'deki faaliyet iznini kaldırdı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

19.09.2026 12:39 / Güncelleme: 13:26

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca: Çocukları okul kapısından döndüren bu düzen değişmeli

EMEP'li Sevda Karaca, yoksul mahallelerin çocukları öğretmensiz bırakılırken, sermayenin kayıplarının halkın bütçesinden karşılanamayacağını belirterek, “Çocukları okul kapısından döndüren bu düzen değişmeli” dedi.

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca: Çocukları okul kapısından döndüren bu düzen değişmeli
19.09.2026 14:45

EMEP'li Karaca ve Bayhan'dan Şimşek'e fon krizi sorusu: Ortaya çıkan faturayı yine halka mı keseceksiniz?

EMEP'li Sevda Karaca ve İskender Bayhan sermaye piyasalarında yaşanan fon krizini Meclis'in gündemine taşıdı. Karaca ve Bayhan Şimşek'e “İstifa edecek misiniz, yoksa ortaya çıkan faturayı yine halka mı keseceksiniz?” diye sordu.

EMEP'li Karaca ve Bayhan'dan Şimşek'e fon krizi sorusu: Ortaya çıkan faturayı yine halka mı keseceksiniz?

Fotoğraf: EMEP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!