Trakya'da kaya gazı alarmı: Su ve toprak tehlikede
Trakya genelinde petrol ve kaya gazı araştırmaları, bölgenin ekolojik dengesi ve su varlığı açısından endişe yaratıyor. Prof. Dr. Doğan Kantarcı’nın raporu, kaya gazı çıkarılmasının çevreye verebileceği zararları gözler önüne seriyor.
Harita: Prof. Dr. Doğan Kantarcı
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Trakya genelinde petrol ve kaya gazı araştırmaları kapsamında alınan kararlar bölgenin ekolojik dengesi ve su varlığı açısından endişe yaratıyor. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi eski öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı tarafından hazırlanan değerlendirme raporu, jeolojik yapıyı ve tarım alanlarını inceleyerek kaya gazı çıkarılmasının çevreye verebileceği zararları gözler önüne seriyor. Trakya topraklarının yapısı ve su kaynaklarının durumu dikkate alındığında, bu faaliyetlerin bölgesel düzeyde ciddi riskler barındırdığı ifade ediliyor.
Ergene Havzası'nın kısıtlı su rezervleri risk altında
Trakya bölgesinde kaya gazı çıkarmak amacıyla ruhsat verilmesi, İç Trakya'nın yeraltı suyunu sağlayan Ergene ve Kırcasalih akiferlerinin hayati önemini arka plana atıyor. Çapraz tabakalı çakıl, kum, mil ve kil katmanlarından oluşan bu yapı, bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri için vazgeçilmez bir su kaynağı olarak öne çıkıyor. Ergene Havzası içindeki 274 hm³ düzeyindeki yeraltı suyu potansiyelinin 207 hm³ kadarlık bölümü içme, kullanma ve sanayi suyuna tahsis edilmiş durumda bulunuyor. DSİ tarafından yeni kuyu açılmasına izin verilmediği bu hassas bölgede, yüksek basınçlı su ve kimyasallarla yapılan hidrolik çatlatma işlemlerinin kısıtlı yeraltı suyu rezervlerini kirlenme ve tükenme riskiyle karşı karşıya bırakacağı vurgulanıyor.
Yüksek basınçlı çatlatma depremleri tetikleyebilir
Bölgenin tektonik yapısı ve katman kalınlıkları jeolojik açıdan önemli uyarılara temel oluşturuyor. Doğu Trakya bölgesindeki 3. zaman tortullarının toplam kalınlığı Muratlı ve Karıştıran arazisinde 9000 metrenin üzerine çıkıyor. Bölge arazisi Ganos ve Terzili gibi aktif fay hatlarıyla kaplanmış durum gösteriyor. Kaya gazı elde etmek amacıyla yer altına yüksek basınçlı su verilmesinin yer sarsıntılarına yol açacağı ve fay hatlarını tetikleyerek yeni depremler üretebileceği kaydediliyor. Raporda, geçmişte yaşanan 1912 Şarköy ile 1959 Edirne depremleri hatırlatılarak bu konudaki riskin büyüklüğüne işaret ediliyor.
Verimli tarım arazileri ve meralar kaybolma riski taşıyor
Fotoğraf: Kişisel arşiv
Trakya topraklarının arazi yetenek sınıfları incelendiğinde, yüzde 70,20 oranındaki 1.576.596 hektarlık kısmın birinci, ikinci ve üçüncü sınıf verimli tarım arazilerinden meydana geldiği görülüyor. Bölge arazisinin yüzde 54,76 kadarı aktif tarım alanı olarak kullanılırken, bu alanların yüzde 96,46 gibi büyük bir oranını tarla arazileri oluşturuyor. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde plansız sanayileşme ve arazi kullanım değişiklikleri neticesinde tarım ve mera alanlarında gerileme yaşandığı aktarılıyor. Tarım alanlarının kaya gazı arama ve çıkarma işlemleriyle tahrip edilmesinin halkın gıda güvenliğini doğrudan etkileyeceği belirtiliyor.
Dev şirketlerin gözü Trakya topraklarında
Arama ve üretim ruhsatları kapsamında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile Transatlantic, Valuera Energy, Petrako, Thrace Basin National Gas ve Pinnacle Turkey gibi şirketlerin Trakya genelinde toplam 35.505 hektarlık alanda faaliyet yürüttüğü ifade ediliyor. Lüleburgaz, Hayrabolu, Havsa, Süloğlu, Muratlı, Çorlu ve Çerkezköy gibi yerleşim yerlerini içeren bu sahalardaki Mezardere ve Hamitabat formasyonlarında teknik olarak çıkarılabilecek kaya gazı miktarının 170 milyar metreküp hesaplandığı aktarılıyor. Ancak bu faaliyetlerden elde edilecek ekonomik kazancın, su kaynaklarında ve doğada yaşanacak tahribatı karşılamayacağı değerlendirmesi raporda yer buluyor.
Avrupa’nın yasakladığı yöntem Trakya’da uygulanmak isteniyor
DeğerlendirmesindeTürkiye’de kaya gazı çıkarmanın çok yönlü sorunlara ve tartışmalara sebep olacağının altını çizen Kantarcı, bunu şu gerekçelerle açıklıyor, “Türkiye’deki kaya gazı yatakları kurak bölgelerdedir. Yağış yetersizdir. İklim değişikliği sürecinde sıcaklık ve buna bağlı olarak topraktan, su yüzeylerinden buharlaşma, bitki yapraklarından terleme ile su kaybı da artmıştır. Tarım alanlarını sulamak için yeraltı suyu aşırı miktarda çekilmektedir. Kış aylarında kar yağışının azalması yeraltı suyunun beslenmesini engellemektedir. Yeraltı suyunun oluşturduğu boşluklar çökmekte, obruklar oluşmaktadır. İç Anadolu’da ve İç Trakya’da da obruklar oluşmuştur. Halkın varolması ve aç kalmaması için suyumuzu ve tarım alanlarımızı, otlaklarımızı korumak zorundayız. Kaya gazından elde edilecek gelir oluşacak tahribatı ve su kaybını karşılayamaz”. İngiltere, Fransa, Almanya ve Bulgaristan gibi ülkelerin çevresel riskleri göz önüne alarak kaya gazı çıkarılmasına yönelik yasaklar getirdiğini hatırlatan Kantarcı, “İklim değişikliği ve kuraklık tehdidi altındaki Türkiye'de yeraltı suyu kaynaklarının korunmasının hayati öneme sahip olduğu dile getiriyor. Kantarcı’nın raporunun sonuç kısmında, halkın varlığını sürdürebilmesi ve tarımsal üretimin sekteye uğramaması adına kısıtlı su rezervleri ile verimli toprakların koşulsuz biçimde korunması gerektiği vurgulanıyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et