Aşkın Genç: 'Çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında'
YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Pazarören Köy Enstitüsü yerleşkesinden eğitimde fırsat eşitsizliğine dikkat çekti.
Fotoğraf: Aşkın Genç
Dilan Temiz
[email protected]
YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesindeki Pazarören Köy Enstitüsü yerleşkesinde Türkiye’nin eğitim sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu. 1940’ta kurulan Pazarören Köy Enstitüsü'nün kırsalda yaşayan çocukları nitelikli eğitimle buluşturma amacı taşıdığını belirten Genç, aradan geçen 86 yıla rağmen eğitimde fırsat eşitliğinin temel sorunlardan biri olmaya devam ettiğini söyledi.
Genç, Türkiye’de çocukların yüzde 37’sinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirterek eğitim politikalarının yalnızca sınav ve müfredat değişiklikleri üzerinden ele alınamayacağını ifade etti.
PISA 2025 sonuçlarına dikkat çeken Genç, Türkiye’nin ortalama puanlarının yükselmesinin yanı sıra öğrenciler arasındaki sosyoekonomik farkın da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. OECD verilerine göre Türkiye’de sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik öğrenci grubu ile en dezavantajlı yüzde 25’lik grup arasında fen bilimlerinde 81 puanlık fark bulunuyor. OECD, bu farkın 2015-2025 döneminde Türkiye’de büyüdüğünü, aynı dönemde OECD ortalamasında ise daraldığını belirtiyor.
Dezavantajlı öğrencilerin başarısı
PISA 2025 verilerine göre Türkiye’de öğrencilerin yüzde 32’si uluslararası sosyoekonomik ölçekte en dezavantajlı grupta yer alıyor. Bu öğrencilerin fen bilimlerindeki ortalama puanı 466 olarak ölçüldü. OECD, bu sonucun benzer sosyoekonomik koşullardaki öğrenciler arasında en yüksek sonuçlardan biri olduğunu belirtiyor.
Genç de bu verinin öğrencilerin başarısının yalnızca bireysel yetenekle açıklanamayacağını gösterdiğini belirterek, “Çocuk zor koşullara rağmen başarabiliyor. Tartışmamız gereken, aynı ülke içinde başlangıç koşulları arasındaki farkı neden yeterince azaltamadığımızdır” dedi.
PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye’de öğrencilerin fen bilimleri puanı OECD ortalamasının üzerinde bulunuyor. Ancak OECD, Türkiye’de sosyoekonomik durumun fen bilimleri performansındaki değişimin yüzde 10’unu açıkladığını ve avantajlı öğrencilerin dezavantajlı öğrenciler karşısındaki farkının 81 puan olduğunu bildiriyor.
Okullardaki imkan farkı
Genç, eğitimde eşitsizliğin yalnızca öğrencilerin ailelerinin ekonomik koşullarıyla sınırlı olmadığını, okulların fiziksel ve eğitim imkanlarının da tartışılması gerektiğini söyledi.
Açıklamasında PISA verilerine atıfta bulunan Genç, 2022’de öğrencilerin yüzde 15’inin eğitim materyali eksikliğinin öğretimi aksattığı okullarda bulunduğunu, bu oranın 2025’te yüzde 24’e yükseldiğini belirtti. Ders kitabı, bilişim ekipmanı, kütüphane ve laboratuvar gibi imkanların eğitim sürecindeki önemine dikkat çeken Genç, müfredat değişikliklerinin yanı sıra bu müfredatın uygulanacağı okulların koşullarının da ele alınması gerektiğini ifade etti.
Çocukların yüzde 36,8’i risk altında
Eğitimde fırsat eşitsizliğinin çocukların yaşam koşullarından bağımsız ele alınamayacağını belirten Genç, TÜİK’in 2025 verilerine dikkat çekti.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. 0-17 yaş grubunda ise bu oran yüzde 36,8’e yükseliyor. Yetişkin nüfusta yüzde 25,1 olan oran, 65 yaş ve üzerindekilerde yüzde 22,8 olarak hesaplandı.
Genç, “Neredeyse her üç çocuktan birinden fazlasının böyle bir risk altında yaşadığı bir ülkede eğitimde fırsat eşitliğini yalnızca okul kapısından içeride başlayan bir mesele olarak göremeyiz” dedi.
“Sorun sınavın adı değil”
Pazarören Köy Enstitüsü'nün kuruluş amacının bugün de eğitim politikaları açısından tartışılması gerektiğini belirten Genç, devletin çocukların yaşadığı yere ve ailesinin ekonomik koşullarına bakmaksızın nitelikli eğitime erişimini güvence altına alması gerektiğini söyledi.
Genç, AKP iktidarları döneminde sınav sistemleri, müfredatlar ve eğitim modellerinin defalarca değiştirildiğini belirterek, “Asıl mesele yeni bir sınavın ya da yeni bir müfredatın adını koymak değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin neresinde doğarsa doğsun her çocuğun nitelikli bir devlet okuluna ulaşabildiği bir eğitim düzeni kurabilmektir” dedi.
Genç, PISA verilerindeki başarı artışının eğitimdeki eşitsizlikleri görünmez hale getirmemesi gerektiğini savunarak, eğitim politikalarının ortalama başarı kadar öğrenciler arasındaki sosyoekonomik farkları da dikkate alması gerektiğini ifade etti.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et