Patronların sendika düşmanlığında yöntem çok, ceza yok: ‘Parasını veririm, sendikasızlaştırırım’
İş yasasında sendika hakkının gasbedilmesine para cezası dışında bir yaptırım yok. Para cezalarını katlanılabilir bir maliyet olarak gören patronlara, adeta para karşılığı örgütsüz işçi çalıştırma özgürlüğü tanınıyor.
Fotoğraf: Birleşik Metal İş
Barış Salık
[email protected]
İstanbul - İşçilerin sendikalaşma girişimlerine karşı patronlar işten atma, sendikadan ayrılma karşılığında para ve zam teklif etme, e-Devlet üzerinden üyeliklerin takip edilmesi, istifa baskısı, şirket ve işkolu değişiklikleri ile yetki sürecine itiraz gibi farklı yöntemler kullanıyor. Son dönemde Bodrum Hapimag Sea Garden, İzmir Digel Tekstil, Çerkezköy YKK ve Aliağa Smart Solar’da yaşananlar bu yöntemlerin farklı biçimlerini ortaya koyarken, Petrol-İş Sendikası avukatları Av. İrfan Taşkın ve Av. Ahmet Ergin, patronlar için sendikasızlaştırmanın katlanılabilir bir maliyet kalemi olduğunu, patronların teşviklerle ödediklerinin kat kat fazlasını aldığını vurguladı.
Sendikadan ayrılana para, zam
Bodrum’daki Hapimag Sea Garden’da toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından patronun, işçilere sendikadan ayrılmaları karşılığında 5 bin lira prim ve yüzde 30.8 zam teklif ettiği, “Burada çalışmak istiyorsanız sendikadan ayrılın” dediği TOLEYİS tarafından açıklanmıştı. Av. İrfan Taşkın, sendikasızlaştırmada işçilere daha yüksek ücret, ikramiye gibi ekonomik haklar teklif edilmesinin yaygın bir yöntem olduğunu belirterek, patronların “İkramiyeyse ikramiye, yeter ki sendikaya gitmeyin” dediğini söyledi.
Yörsan örneği: Parasını öderim, sendikasızlaştırırım
Taşkın, sendikal tazminatın patronlar açısından ödenebilir bir maliyet olduğunu Yörsan örneğiyle anlattı. 2007 sonunda Tek Gıda-İş’e üye olan yaklaşık 400 işçinin işten çıkarıldığı fabrikada, işe iade kararına rağmen işçiler işe alınmamış, kıdemlerine göre 14 ila 20 aylık ücret tutarında ödemelere hükmedilmişti. Taşkın, bu yaptırımların caydırıcı olmadığını belirterek, “Yasal mevzuat aslında şöyle: Parasını öderim, sendikasızlaştırırım” dedi.
‘Fabrika kapanacak’ ve ‘İşinizden olursunuz’ tehdidi
Sendikasızlaştırma baskısı her zaman “sendikadan ayrıl, para al” biçiminde kurulmuyor. İzmir’deki Digel Tekstil’de işçilere sendikal örgütlenme sürecinde “fabrika kapanacak”, “işinizden olacaksınız” denildi, bireysel ücret artışları sendikaya karşı kullanıldı. Digel işçisi Rümeysa Kişi, işçilere yılbaşında yüzde 40 zam yapıldığının hatırlatıldığını ve “fabrika kapanacak, işinizden olacaksınız” denildiğini söyledi. Kişi, bu süreçte 4-5 işçinin sendikadan ayrıldığını, daha sonra yeniden sendikaya üye olduklarını aktardı.
e-Devlet üzerinden üyelik takibi
Sendikal örgütlenmede bir diğer müdahale alanı işçilerin sendika üyeliğinin öğrenilmesi. Ahmet Ergin, e-Devlet üzerinden görülen sendika üyeliğinin kişisel veri olduğunu belirterek, patron tarafından elde edilmesi ve kullanılmasının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çerkezköy’deki YKK fabrikasında yetki sonrası üç günde 44 işçi sendikadan istifa ettirilmiş, bir vardiya amirinin de işçiden Petrol-İş üyeliğinden istifa ettiğini gösteren ekran görüntüsü istediği belirtilmişti. Hekimoğlu Demir Döküm’de ise işçilerin e-Devlet şifrelerinin alınarak üyeliklerinin iptal ettirilmiş, Türk Metal’in üye sayısı 130’dan 27’ye düşürülmüş ve işten atmalar yaşanmıştı.
Sendika değiştiren işçiler işten atıldı
Aliağa’daki Smart Solar’da ise geçtiğimiz günlerde sendika değiştirerek Enerji-Sen’de örgütlenmesinin ardından 7 işçi işten çıkarılmıştı. İşçiler 4 gün fabrikaya kapanarak eylem yapmış, ödenmeyen enflasyon farkının ödenmesi, eyleme katılan işçilere mobbing uygulanmaması ve 7 işçinin durumunun 10 gün içinde görüşülmesi konusunda mutabakata varılmıştı.
‘Çoğunluğu tamamlamadın’ denilerek yetki engelleniyor
Av. Ahmet Ergin, patronların sendika yetki başvurusu öncesinde işkolunu değiştirerek örgütlenmeyi engelleyebildiğini söyledi. Ergin, “İşçiler çoğunluğu tamamlayıp başvuru yapmadan işkolu değişikliği bütün örgütlülüğü yok ediyor” dedi. Özellikle birden fazla üretim kolunun bulunduğu işyerlerinde işkolu tespitinin önemine dikkat çeken Ergin, yetki başvurusu yapıldıktan sonra ise başvuru tarihinde gerekli koşullar sağlanmışsa sonraki işkolu değişikliğinin her durumda yetkiyi ortadan kaldırmayacağını belirtti. Ergin, işkolunun belirlenmesinde ağırlıklı üretime bakılması gerektiğini ifade etti.
Yetki itirazı yıllarca sürebiliyor
Sendikaların TİS yapabilmesi için işkolunda yüzde 1, işyerinde yüzde 50+1, işletmede ise yüzde 40 çoğunluğu sağlaması gerekiyor. Çoğunluk sonrası Bakanlıktan alınan yetkiye patron itiraz edebiliyor ve bu itiraz TİS sürecini durduruyor. Av. İrfan Taşkın, yetki davalarının en az 1-1.5 yıl sürebildiğini belirterek, “Bu süre içerisinde sendikanın üyesi azalıyor, işçiler işten çıkarılıyor, yeni işçiler alınıyor, dengeler değişiyor. Yetki itirazları sendikal örgütlenmeyi dağıtmak için kullanılıyor” dedi.
Pas South’ta 2006-2022 arasında Lastik-İş, Türk Metal ve Petrol-İş’in yürüttüğü üç ayrı örgütlenme sürecinde en az 63 işçi sendikal nedenlerle işten çıkarıldığını hatırlatan Taşkın, sendikaların suç duyuruları ve kazandıkları yetki davalarına rağmen örgütlenmenin engellendiğini, sonucun ancak işçilerin fabrika önündeki aylar süren direnişiyle alındığını söyledi. Direnişin ardından işten çıkarılan işçiler işe dönerken Petrol-İş fabrikada yetkili sendika oldu.
Şirket değişiyor, işçiler başka yerlere aktarılıyor
Sendikasızlaştırmada şirket yapısının değiştirilmesi, işçilerin farklı şirketlere geçirilmesi ve taşeronların değiştirilmesi de kullanılıyor. İrfan Taşkın, patronların farklı şirketler kurarak işçilerin giriş-çıkışlarını bu şirketler üzerinden yapabildiğini belirtti. Mersin Limanı’nda TÜMTİS’te örgütlenen Özgüneş işçilerinin sözleşmeleri yenilenmemiş, 185 işçi farklı taşeron şirketlere geçirilerek işten çıkarılmıştı. İşçilerin işe iade ve sendikal hakları için eylemleri sürüyor.
Sendikal faaliyetin kapsamı tartışma konusu oldu
Sendikal haklara müdahalelerde ceza hukuku da başvuru yollarından biri. Manisa Etkin Plastik’te işçiler sendikadan istifaya zorlanmış, öncü işçiler çıkarılmış ve bazı SGK kayıtları farklı patronlara aktarılmıştı. Petrol-İş’in suç duyurusuna savcılık, “Bir iş yerinde üye yapmak sendikal faaliyet değildir” diyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Sendika üyeliği için işçi bulmanın ve işçileri sendikaya üye yapmanın sendikal faaliyetin temel parçası olduğunu vurgulayan İrfan Taşkın, Etkin Plastik dosyasındaki yaklaşımın bu nedenle sendikal örgütlenme bakımından önemli bir sorun yarattığını söyledi.
Ece Seramik örneği: İşçiler korkutularak adliyeye götürüldü
Ece Seramik’te yaşananları da taşrada sendikasızlaştırmanın nasıl gerçekleştirilebildiğine ilişkin örnek olarak anlatan Taşkın, işçilerin sendika üyeliğini inkâr eden metinleri imzalamaya zorlandığını, Çaycuma Noterinin işlemi yasaya aykırı bularak reddettiğini, işçilerin adliyeye götürülüp benzer metinlerin burada hazırlanarak sendikanın yetki dosyasına gönderildiğini hatırlattı. Taşkın, “Taşrada da sendikasızlaştırma böyle yapılıyor. İşveren işçileri savcılar ya da adliyeler üzerinden tedirginlik ve korku yaratarak yönlendirebiliyor” dedi.
Taşkın, sendikasızlaştırmanın cezasının işçi başına 12 aylık ücret düzeyinde olmasına rağmen bunun patronlar açısından caydırıcı olmadığını söyledi. “İşveren, işçinin anayasal hakkını tazminat ödeyerek satın alabiliyorsa bunun ciddi bir yaptırımı yok” diyen Taşkın, cezaların artırılması gerektiğini belirtti. Av. Ahmet Ergin de sendikalı çalışmanın patron açısından maliyet artışı anlamına geldiğini, işçi açısından ise ekonomik ve sosyal hakların yanı sıra işyerinde söz sahibi olmayı sağladığını ifade ederek “Sendikal hak anayasal bir haksa bunun güvencesinin sağlanması ve fiiliyatta da bu hakkın kullanılabiliyor olması lazım aksi durum patronun tarafında olmak demektir” diye konuştu.
‘Grev hakkı da kâğıt üzerinde kalıyor’
Taşkın, sendikasızlaştırmanın yanı sıra grev hakkının kullanımında da benzer bir tablo bulunduğunu söyledi. Petrol-İş’in yakın dönemde yürüttüğü Temel Conta grevinde patronun grevi kırdığını suç duyurusunda bulunmalarına rağmen grev hakkının ihlaline ilişkin ceza davasının bir buçuk yıldır açılmadığını söyledi; “Ceza davası açılsa bile adli para cezasına çevrilecek. Grev gibi temel bir hakkı ortadan kaldırmaya yönelik bir işveren davranışını ciddi bir yaptırıma bağlamayan bir mevzuat varsa işverenlerin binbir türlü sendikasızlaştırma faaliyeti olur. Bu konuda her türlü yolu denerler çünkü yaptırımı yok. Sendikasızlaştırmanın ciddi anlamda yaptırımı yok. Parasını öder, sendikasızlaştırır.”
İdari ve adli para cezalarının da tek başına caydırıcı olmadığını vurgulayan Taşkın, İşsizlik Sigortası Fonu, Sosyal Güvenlik Kurumu ve gelir vergisi üzerinden patronlara sağlanan teşviklere dikkat çekti, “İdari para cezası, adli para cezası uygulandı diye işveren gidip orada tam tersine aldığı teşviklerle onların kat kat fazlasını çok rahatlıkla alabiliyor. Yoksa işverenin cebinden yine bir şey çıkmıyor” vurgusu yaptı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et