Borsada batan öküz, örgütlenmeyle doğan ikiz
Şu soruyu sormak gerekir: Bu riskleri görmesine rağmen bu insanlar neden birikimlerini buralara yatırdı?
Gıda işçisi/Esenyurt
Güne İstanbul borsasının büyük bir düşüş yaşamasıyla başladık. Tabii biz işbaşı yaparken henüz borsa açılmamış ve yaklaşık 2 trilyon lira henüz buharlaşmamıştı. İlk çay molasında işçilerin kendi arasında konuşmalarından sonra benim de haberim oldu.
İşçi arkadaşlardan biri, “Bi öküz yatırmıştım, dana oldu” diyerek açıklıyordu yaşadığı kaybı. Kaybın büyük olduğu belli, borsada yatırımı olan işçiler moral bozukluğuyla kendilerini belli ediyordu. Henüz “küçük yatırımcı” diye nitelenen, çoğunluğu işçi ve emekçilerden oluşan insanların birikimlerinin ne olacağı belli değil. Ancak bugünden işçiler içerisinde, kaybın geniş yığınlara paylaştırılacağı ve yine en az zararın şirketlere ve onların yöneticilerine kalacağı konusunda hemfikirler. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’i satın alma görüşmelerine başlaması haberini de bu görüşle değerlendiriyorlar. “Sözde devlet desteği var, yatırım yapın, ev alın, arabanız olsun diye reklam yapıyorlardı. Devlet sağlam bi destek verecek bize, belli!” diyerek başına gelecek musibetleri bugünden görme konusunda, şu an için geç kalmış da olsa, mahir denebilir.
Şu soruyu sormak gerekir: Bu riskleri görmesine rağmen bu insanlar neden birikimlerini buralara yatırdı?
Mesele şu ki işçi sınıfının üretilen değerden aldığı payın her geçen gün düşmesi ve yüksek enflasyonu bir ekonomi yönetimi olarak değerlendiren sermaye iktidarı, işçilerin gelecek umutlarını da tüketti. Bir ev almak, bir arabaya sahip olmak artık mümkün değil. Krediler çok yüksekken maaştan birikime ayrılabilecek pay ile de bunu yapmak olanaksız. Bu durum, geleceğini koruma arayışında olan işçileri de yüksek risk, yüksek kazanç arayışına itiyor. Borsada son yıllarda, önceki yıllara oranla ciddi şekilde artan küçük yatırımcının varlığını da böyle açıklayabiliriz. Bile bile lades olmak deseniz itiraz eden olmaz. Ancak sonuç olarak geleceğini bir ev ve bir araba parasına bağlayan, belki bir şansla bundan fazlasına sahip olma hayaliyle borsaya giren işçilerin zaten büyük oranda “Lades olunacak evet ama belki lades olmadan vurgunu yapıp kaçarız” diyerek birikimlerini buralarda değerlendirmeye çalıştığını görmek lazım. İşçiler açısından bir yandan da iyi dersler barındırıyor. Bir musibet, bin nasihat sözünde olduğu gibi...
Kurtuluş, bireysel yatırımlarla sermaye dünyasının fırsatlarını yakalamakta değil. Kurtuluş için lades olmayı beklemeye değil, çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek için yan yana gelmeye ihtiyacımız var. Böylesi bir birlik kendiliğinden bir gün çıkıp gelmez. Bu birliği yaratacak olan işçilerin örgütlü müdahalesi olur. Evet, örgütlenmek, akışa müdahale etmek fedakârlık gerektiriyor. Ancak bunun sonucunda öküzünüz danaya dönüşeceğine ikiz doğurur!
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et