Gazeteci Selahattin Günday’ın 'yedek tutukluğuna' itiraz edildi: 27 yaşındaki adliye muhabiri ‘örgüt kurucusu’ yapıldı
MİT mensubu Kâşif Kozinoğlu’na ilişkin gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklanan gazeteci Selahattin Günday hakkında verilen ikinci tutuklama kararına avukatları tarafından itiraz edildi.
Dilan Temiz
[email protected]
MİT yöneticisi Kâşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında adliyeye gelişine dair gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek 12 Eylül’de tutuklanan gazeteci Selahattin Günday hakkında verilen ikinci tutuklama kararına (yedek tutuklama) avukatları tarafından itiraz edildi.
Silivri Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Silivri Sulh Ceza Hâkimliği’ne sunulan 26 sayfalık itiraz dilekçesinde, ilk tutuklama kararına yapılan başvurunun henüz incelenmediği, bu süreçte savcılık veya kolluk tarafından tek bir soru dahi sorulmadan Günday hakkında bu kez "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamasıyla ikinci bir tutuklama kararı çıkarıldığı belirtildi.
"İfadesi alınmadı, sorgu tutanaklarına yansıdı"
Avukatları Hüseyin Ersöz, Enes Ermaner ve Buse Şahin tarafından sunulan dilekçede, Günday’a yöneltilen yeni suçlamanın hukuki ve somut temelden yoksun olduğu vurgulandı. İtiraz dilekçesinde hukuki aykırılıklar şu şekilde sıralandı:
Selahattin Günday’ın yeni suç isnadı hakkında ne kollukta ne de Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesinin alınmadığı belirtilerek, “Nitekim sorgu zaptına "Şüpheli Silivri Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesi olmadığından okunamadı" notu düşülmüştür” denildi.
Muğlak ve soyut suçlama
Ayrıca dilekçede, “Tutuklama sevk yazısında Günday’ın hangi örgütü kurduğu veya yönettiği, bu yapının kimlerden oluştuğu, hiyerarşik yapısı ve hiyerarşik bağa ilişkin tek bir somut delil ya da açıklama yer almamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Olayın gerçekleştiği 10 Mart 2011 tarihinde Günday’ın henüz 27 yaşında genç bir adliye muhabiri olduğu hatırlatılarak, herhangi bir sevk ve idare ilişkisi gösterilmeden "örgüt kurucusu/yöneticisi" olarak lanse edilmesinin soruşturmanın ciddiyetine gölge düşürdüğü ifade edildi: “Gelinen aşamada Kozinoğlu’nun ölümüne sebebiyet verildiği iddia olunan örgüt yapısı içerisinde, hem de akıl almaz şekilde ‘kurucu/yönetici sıfatıyla’ konuşlandırılmaya çalışılmaktadır. Müvekkilimizin üst düzey bir devlet görevlisinin ölümüne ilişkin olayda henüz yeni mezun genç bir adliye muhabiriyken 'örgüt kurucusu yahut yöneticisi' olarak lanse edilmesi dahi tek başına soruşturmanın ciddiyetine de gölge düşürmektedir.”
“Kopyala-yapıştır karar”
Dilekçede sorgu sırasında Günday’ın seçilmiş 3 özel avukatı bulunmasına ve bunu belirtmesine rağmen haber verilmediği, başlangıçta barodan atanan avukatla sorguya başlanmak istendiği kayıtlara geçtiği belirtildi: “Öyle ki; “kopyala-yapıştır” formatında olduğu anlaşılan tutuklama kararında “…atanan avukata bir itirazının olmadığı belirtilmekle…” şeklinde gerçeğe aykırı ifadeye yer verilmiş, hemen devamında müvekkilimizin beyanlarına yer verilen kısımda “…3 tane özel müdafim bulunmaktadır. Onlara haber verilmemiştir…” şeklindeki ifade kayıtlara geçmiştir. Keza Silivri Sulh Ceza Hakimliği talebiyle Baro tarafından atanan müdafi de Müvekkilimizin bu itirazına ilişkin “Müvekkilimizin özel müdafisi bulunmaktadır” açıklamasında bulunmuştur.”
Karardaki "atanan avukata bir itirazının olmadığı" ifadesinin ise sorgu zaptındaki Günday'ın kendi beyanlarıyla çeliştiği ve kararın matbu nitelikte olduğu belirtildi.
İlk karar çürütülünce yedek tutuklama yaratıldı
Dilekçede, 12 Eylül'deki ilk tutuklamaya gerekçe gösterilen iddiaların (15 Eylül'de sunulan dilekçeyle çürütüldüğü; söz konusu kanun maddesinin (MİT Kanunu m. 27/3 ve TCK m. 136) 2011'de yürürlükte olmadığı, zamanaşımının dolduğu ve Kâşif Kozinoğlu'nu ilk görüntüleyen kişinin Cihan Haber Ajansı muhabiri Osman Arslan olduğunun gazete arşivleriyle sabit olduğu hatırlatıldı. İlk tutuklamanın boşa düşeceğinin anlaşılması üzerine, özgürlükten yoksun bırakmanın devamını garanti altına almak amacıyla hiçbir yeni delil veya ifade olmaksızın "yedek/ikiz tutuklama" zemini yaratıldığı vurgulandı.
"Ölümü şüpheli bulan ilk gazeteciydi"
Dikkat çeken bir diğer unsur ise dilekçede şöyle ifade edildi: “Dönemin FETÖ yayın organlarının Kozinoğlu’nun ölümünü "normal ölüm/kalp krizi" olarak geçiştirdiği dönemde, Günday’ın merhumun avukatı Hüseyin Derin Yarsuvat’a ulaşarak ölümün şüpheli olabileceğini kamuoyuna duyuran ilk gazeteci olduğu basına yansıyan haber arşivleriyle kanıtlandı.”
Sabit ikametgâh sahibi olan ve kaçma şüphesi bulunmayan Günday’ın tutukluluğunun ölçüsüz bir tedbir olduğu ifade edilerek ikinci tutuklama kararından dönülmesi, aksi takdirde adli kontrol hükümleriyle tahliye edilmesi talep edildi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et