Ayvalık Film Festivali’nde ikinci gün: 'Kurtuluş' ve kent hafızası öne çıktı
Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin ikinci gününde 9 film seyirciyle buluşurken, Emin Alper’in Kurtuluş filminin ekip katılımlı gösteriminin ardından korku, toplumsal travma ve kolektif şiddetin yayılma biçimleri konuşuldu.
Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin ikinci gününde 9 film gösterildi. Günün öne çıkan filmlerinden Emin Alper imzalı Kurtuluş, Ayvalık seyircisinden yoğun ilgi gördü. Gösterimin ardından filmin yapımcıları Nadir Öperli ve İrem Akbal ile oyuncuları Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan seyircilerin sorularını yanıtladı.
“Toplumsal bir linç nasıl örgütlenir?”
Vural Sineması’ndaki söyleşide Kurtuluşun çıkış noktası, senaryonun yaklaşık yedi-sekiz yıla yayılan geliştirme süreci, oyuncuların hazırlıkları ve filmin merkezindeki korku, toplumsal travma ve şiddetin yayılma biçimleri konuşuldu.
Filmin Bilgeköy katliamıyla kurduğu ilişki ve Mardin ile Batman’daki iki farklı köyde gerçekleştirilen çekimler öncesindeki hazırlık süreci de anlatıldı. Oyuncuların yaklaşık bir buçuk ay süren provalarla karakterleri ve filmin atmosferini birlikte oluşturduğu belirtildi.
Yapımcı Nadir Öperli, filmin küçük bir topluluk içinde ortaya çıkan korkunun nasıl başka biçimlere dönüşebileceğini anlattığını belirterek, “Bir korku tohumu küçük bir topluluğun içine ekildiği zaman onun nasıl başka şeylere dönüşebildiğiyle ilgili bir film” dedi. Öperli, rüyalar ve kâbusların da korkunun insan ruhundaki karşılığını görünür kılan anlatım araçları olduğunu söyledi.
Oyuncu Feyyaz Duman ise senaryoyu ilk okuduğunda hikâyeyi bir toplumun travmasıyla ilişkili gördüğünü belirtti. Travmanın herhangi bir dinî ya da etnik grupla sınırlı olmadığını ifade eden Duman, “Travma, hangi dinî ya da etnik gruba ait olursa olsun her topluluğa aittir diye düşünüyorum. Bunu herkes yaşayabilir” dedi.
Söyleşide toplumsal linç ve kolektif şiddetin nasıl örgütlendiği de tartışıldı. Duman, filmin temel meselesini “Toplumsal bir linç nasıl örgütlenir? Aslında filmin tek derdi bu” sözleriyle tanımladı. Bir dedikodunun toplumsal çürümeye, örgütlenmeye ve katliama dönüşme biçimine dikkat çeken Duman, bu dönüşümün belirli bir coğrafyayla sınırlı olmadığını söyledi.
Berkay Ateş ise filmin seyirciyi yalnızca katliamın sonucuna değil, şiddetin nasıl büyüdüğüne bakmaya çağırdığını belirtti. Ateş, “Bunu yapanların nasıl yaptıklarını konuşalım, katliamın nasıl büyüdüğünü konuşalım” dedi.
Naz Göktan da bireysel korkuların, rüyaların ve halüsinasyonların zaman içinde toplumsal bir düşmanlığa dönüşmesini anlattı. Göktan, “Bir katliamcı lider nasıl doğar, hangi ihtiyaçla doğar ve bu küçük yerlerden başlayan düşmanlık hikâyesi bir topluma fikren nasıl yayılır?” sorularını gündeme getirdi.
“Hazır olduğum için çok mutluydum”
Söyleşide filmin atmosferi ve oyuncuların yaklaşık bir buçuk aylık prova sürecinin performanslara etkisi de konuşuldu.
Berkay Ateş, Emin Alper’in sinemasında oyuncuyu hem rahatlatan hem de sınırlandıran bir atmosfer kurulduğunu, bu sınırların aynı zamanda oyuncu için bir özgürlük alanı yarattığını söyledi.
Naz Göktan ise prova sürecinin kendisi için alışılmışın dışında olduğunu belirterek, “Sete gittiğimde süper hazırdım. Hazır olduğum için çok mutluydum. Sete girip eklemleniyorduk oraya; atmosfer hazırdı” dedi.
Feyyaz Duman da prova döneminin karakterini bulmasında belirleyici olduğunu ifade ederek, “Bir oyuncu olarak ben bir karakteri prova sürecinde buluyorum” diye konuştu.
İrem Akbal ise filmin farklı coğrafyalardaki şiddet ve toplumsal travma hikâyeleriyle ilişki kurabilen evrensel bir anlatıya sahip olduğunu belirtti. Akbal, kadın karakterlerin erkekler arasındaki çatışmanın sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek filmdeki şiddetin eril boyutuna vurgu yaptı.
Vural Sineması yıl boyunca açık olacak
Festivalin ikinci günündeki etkinliklerden biri de festival direktörü Azize Tan’ın moderatörlüğünde düzenlenen “Kent Hafızası” konuşması oldu. Ayvalık Belediyesi Başkan Yardımcısı Erkan Karasu, mimar Fatih Kurunaz ve İnci Vural’ın katıldığı etkinlikte, Seyir Derneği ve Ayvalık Belediyesinin ortak yürüteceği “Ayvalık’ta Bir Sinema” projesi anlatıldı.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV), Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında alınan hibe ile gerçekleştirilecek proje, Ayvalık’ın kültürel hafızasında önemli bir yeri bulunan Vural Sineması’nın teknik ve fiziksel altyapısının yenilenmesini amaçlıyor. Projeyle sinemanın yalnızca festival dönemlerinde değil, yıl boyunca kullanılabilecek bir kültür-sanat mekânına dönüştürülmesi hedefleniyor.
Vural Sineması’nın mülk sahiplerinden pedagog İnci Vural, sinemaların, meydanların ve parkların yalnızca fiziksel alanlar olmadığını belirterek, bu mekânların insanların birbirleriyle ve yaşadıkları kentle bağ kurmasını sağlayan ortak alanlar olduğunu söyledi. Vural, “Biz şehirleri inşa ediyoruz ama şehirler bizim beynimizi inşa ediyor” dedi.
Vural Sineması’nın 1970’li yıllarda 600 kişilik bir salon olarak hizmet verdiğini aktaran Vural, mekânın film gösterimlerinin yanı sıra konserlere ve öğrenci etkinliklerine de ev sahipliği yaptığını anlattı.
Festival direktörü Azize Tan, Ayvalık’ta düzenlenen etkinliklerin yıllar içinde büyümesiyle yıl boyunca kullanılabilecek kalıcı bir kültür-sanat mekânına duyulan ihtiyacın ortaya çıktığını söyledi. 120 bin avroluk Avrupa Birliği hibesiyle gerçekleştirilecek yenilemenin ardından sinemanın repertuvar sineması olarak faaliyet göstermesini ve farklı disiplinlerden etkinliklere ev sahipliği yapmasını hedeflediklerini belirten Tan, “Biz burada yıl boyu etkinlik yapabileceğimiz sürekli bir mekânımız olmasını hep çok hayal ettik, çok arzu ettik” dedi.
Mimar Fatih Kurunaz ise Vural Sineması’nın yalnızca bir salondan ibaret olmadığını, pasaj, dükkânlar, ofisler ve sinema salonundan oluşan daha geniş bir yapı kompleksinin parçası olduğunu anlattı. Mimar Bilge Kıray tarafından tasarlanan yapının Ayvalık’ın 1950’lerden itibaren gelişen modern mimari hareketinin önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Kurunaz, restorasyon sırasında yapının özgün detaylarının korunmasının önemine dikkat çekti.
Ayvalık Belediye Başkan Yardımcısı Erkan Karasu da sinemanın 2018’de kapanmasının ardından 2019’da belediye tarafından kiralandığını belirtti. Yeni projeyle Vural Sineması’nın erişilebilir bir buluşma alanı olarak yıl boyunca kullanılmasının amaçlandığını söyleyen Karasu, “Bu aslında sadece Vural Sineması’nın fiziki ve teknik yapısının değişmesi projesi değil. Yıl boyunca açık olması, aslında Ayvalık bunu istiyor, bunu da hak ediyor” ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında Vural Sineması’nın lazer projektör, perde ve ses sistemi gibi teknik ekipmanlarla yenilenmesi, hafta içi ve hafta sonu düzenli film gösterimlerine açılması planlanıyor. Mekânda söyleşi, atölye ve çocuk gösterimleri gibi etkinliklerin de düzenlenmesi hedefleniyor. Yenilenen sinemanın, şubat ayında üçüncü kez düzenlenecek Kış Festivali kapsamında yeniden açılması planlanıyor.
Sessiz sinemaya canlı müzik
Festivalin “Sinematek ile” bölümünde gösterilen Harika Çiçekler / Fantastic Flowers ise sinema, müzik ve tarihi bir araya getirdi. Hollanda Konsolosluğu’nun katkıları ve Eye Film Museum işbirliğiyle gösterilen film, 1906-1920 yılları arasında üretilmiş kısa metrajlı sessiz filmlerden oluşan bir derleme.
Şablon baskı teknikleriyle renklendirilmiş filmlere odaklanan restorasyon projesi kapsamında hazırlanan gösterime Fabrika Ayvalık’ta müzik küratörü ve DJ Kornelia Binicewicz canlı performansıyla eşlik etti.
Gösterimin ardından Eye Film Museum’dan Elif Rongen’in katılımıyla erken sinemanın renklendirme teknikleri ve restorasyon süreci konuşuldu. Rongen, restorasyon sırasında filmlerdeki boya taşmaları ve eksik renklendirmeler gibi döneme ait izlerin korunmasının önemine dikkat çekti.
Kornelia Binicewicz ise sessiz filmlere eşlik eden müziğin geçmişi yeniden üretmek yerine görüntülere bugünden kişisel bir yorum kattığını belirtti. Binicewicz, “Bu tamamen benim yorumum. Başka bir müzisyene verseniz bambaşka bir müzik ortaya çıkar. Aynı film için birbirine benzeyen iki yorumun olması mümkün değil” dedi.
Festivalin ilk gününde Sarı Zarflar, Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi, Persepolis, Davet, Muhteşem Bir Hayat, Bizim Toprağımız ve En Sevdiğim filmleri gösterilmişti.
Festivalin üçüncü gününde ise Seni İstiyorum, Her Defa ve Karanlıkta Islık Çalanlar filmleri seyirciyle buluşacak. Ücretsiz gerçekleştirilecek Drakula İstanbul’da gösterimi öncesinde ise yazar Şaziye Karlıklı ve restorasyon sürecini yöneten Ahmet Hızarcı bir sohbet gerçekleştirecek.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et