Ortak para yok, İran konusunda ortak tutum yok: BRICS büyüdükçe çatlaklar derinleşiyor
BRICS zirvesi, 140 maddelik deklarasyonla sona erdi. Ortak para konusunda karar çıkmadı. ABD ve İsrail’i doğrudan hedef alan ortak bir tutum alınmadı. Ekonomik iş birliği sürerken genişleyen BRICS’in siyasi ortaklığına ilişkin soru işaretleri büyüdü.
Fotoğraf: AA
Ali Reyhan
[email protected]
Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi, örgütün genişlemesinin yarattığı çelişkileri bir kez daha ortaya çıkardı. 12-13 Eylül’de gerçekleştirilen zirvede Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Mısır, Etiyopya, Endonezya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri, 140 maddelik Yeni Delhi Deklarasyonu’nu kabul etti. Çin, 2027 dönem başkanlığını devraldı.
Zirvenin sonuçları, BRICS’in ABD merkezli uluslararası ekonomik ve siyasi düzene alternatif oluşturma iddiasıyla örgüt içindeki ülkelerin farklı çıkarları arasındaki mesafenin büyüdüğünü gösterdi.
İran savaşı ortak tutumu zorladı
Zirvenin en kritik başlığı İran savaşı oldu. ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın sürdüğü bir dönemde BRICS içinde İran ile ABD’nin bölgedeki müttefiki BAE aynı masada yer aldı. Daha önce İran’a yönelik saldırılar konusunda ortak açıklama üretmekte zorlanan örgüt, Yeni Delhi’de de daha ileri bir tutum alamadı. Reuters, İran ile BAE arasındaki gerilimin zirvede ortak bir metin oluşturulmasını güçleştirdiğine dikkat çekti.
Deklarasyonda Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtilerek taraflara “azami itidal” çağrısı yapıldı. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları isim verilerek kınanmadı.
Bu durum, BRICS’in kendisini çok kutuplu dünya düzeninin taşıyıcılarından biri olarak sunmasına karşın, üyelerinin temel dış politika çatışmalarında ortak bir çizgi oluşturmakta zorlandığını gösterdi.
Ortak para yine yok
BRICS’in uzun süredir gündemde tuttuğu en önemli başlıklardan biri olan ortak para konusunda da somut bir karar çıkmadı.
Zirve öncesinde Hindistan Merkez Bankası, BRICS ülkelerinin kendi çıkardıkları dijital paraları ortak bir ödeme altyapısında birbirine bağlamayı önermişti. Böylece örneğin Hindistan ile Çin arasındaki ticarette dolar ve geleneksel bankacılık kanallarına daha az ihtiyaç duyulması, ödemelerin daha hızlı ve düşük maliyetle yapılması hedefleniyordu. Fakat Hindistan’ın bu önerisi Yeni Delhi Deklarasyonu’na somut bir karar olarak girmedi. Bunun yerine deklarasyonda yerel para birimleriyle ticaretin artırılması, sınır ötesi ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması ve ödeme maliyetlerinin düşürülmesi konusunda çalışmaların sürdürülmesi kararlaştırıldı.
Dolayısıyla zirveden çıkan sonuç, “doların yerine BRICS parası” değil, ülkelerin mevcut para ve ödeme sistemlerini birbirine daha fazla bağlama hedefi oldu. Bu, BRICS’in dolar egemenliğine karşı attığı adımların henüz ortak bir finansal sisteme dönüşmediğini de ortaya koyuyor.
ABD tarifelerine ortak tepki, fakat ortak ekonomik çizgi yok
Deklarasyonda tek taraflı gümrük tarifeleri ve ticari yaptırımlara karşı çıkıldı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini etkileyen tek taraflı ticaret ve finans önlemlerinin küresel ticaret sistemine zarar verdiği vurgulandı. BRICS ülkeleri Dünya Ticaret Örgütü sisteminin güçlendirilmesini savundu.
Ancak burada da ortaklığın sınırları görülüyor. BRICS ülkeleri ABD’nin ticaret politikalarına karşı ortak bir tepki geliştirirken, kendi aralarındaki ekonomik rekabet ve farklı ticaret çıkarlarını ortadan kaldırmış değil.
Özellikle Çin-Hindistan ilişkileri bu çelişkinin en önemli örneklerinden biri. İki ülke zirve sırasında ekonomik ve ulaştırma ilişkilerini geliştirme mesajları verse de ticaret dengesizliği, pazar erişimi ve sınır anlaşmazlıkları devam ediyor. 2025’te iki ülke arasındaki ticaret 155.6 milyar dolara ulaşırken Hindistan’ın Çin’e karşı ticaret açığı yaklaşık 100 milyar dolar oldu.
Genişleme gücü artırdı, ortaklığı zorlaştırdı
BRICS’in son yıllardaki genişlemesi örgütün ekonomik ve nüfus ağırlığını artırdı. İran, Mısır, Etiyopya, BAE ve Endonezya’nın katılımıyla yapı, başlangıçtaki Brezilya-Rusya-Hindistan-Çin-Güney Afrika ekseninden çok daha heterojen hale geldi.
Bu genişleme BRICS’e daha büyük bir ekonomik ve siyasi ağırlık kazandırırken aynı zamanda birbirinden farklı bölgesel çıkarların aynı masa etrafında buluşmasına yol açtı.
İran ile BAE arasındaki gerilim bunun en açık örneği. Hindistan’ın ABD ile stratejik ilişkileri, Çin ile rekabeti ve Rusya ile ekonomik bağları da BRICS’in “Batı karşıtı blok” şeklinde tanımlanmasını zorlaştırıyor.
Filistin’de ortak söylem korundu
Zirvenin ortak siyasi başlıklardan biri ise Filistin oldu. Deklarasyonda Gazze’de ateşkesin korunması, insani yardımın ulaştırılması ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine karşı çıkılması yönündeki tutum yinelendi.
BRICS ayrıca 1967 sınırları temelinde, Doğu Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına dayalı iki devletli çözümü destekledi.
Yeni hedef: Ekonomi ve teknoloji
Siyasi ortaklığın sınırları belirginleşirken ekonomik ve teknolojik iş birliği BRICS’in yeni ağırlık merkezi olarak öne çıkıyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, BRICS ülkeleri arasında yapay zeka alanında iş birliğinin geliştirilmesini ve bir BRICS Yapay Zeka Açık Kaynak Bölgesi kurulmasını önerdi. Çin ayrıca 2027’de hizmet ticareti forumu düzenlenmesini gündeme getirdi.
Deklarasyonda Yeni Kalkınma Bankası’nın güçlendirilmesi, yerel para cinsinden finansmanın artırılması, tedarik zincirlerinin geliştirilmesi, enerji ve kritik mineraller konusunda iş birliği yapılması da öne çıktı. Bu tablo, BRICS’in siyasi bir ittifaktan ziyade farklı ülkelerin ekonomik çıkarlarını koordine ettiği gevşek bir platforma doğru evrildiği yorumlarını da güçlendiriyor.
“Bitti” değil, çatlaklar büyüyor
Yeni Delhi Zirvesi’nin ardından BRICS’in dağıldığını söylemek mümkün değil. Tam tersine, örgüt ekonomik ve finansal iş birliğini sürdürme ve yeni alanlara genişleme konusunda çok sayıda karar aldı. Deklarasyonun son maddesinde 2027 BRICS Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak Çin’e tam destek verildi. Ancak sorun başka yerde.
BRICS’in kuruluşundan bu yana taşıdığı “Batı merkezli düzene alternatif oluşturma” iddiası, örgütün genişlemesiyle birlikte daha karmaşık hale geliyor. İran savaşı gibi doğrudan askeri ve jeopolitik bir kriz karşısında ortak tutum üretilememesi, ortak para konusunda somut adım atılamaması ve üyelerin birbirleriyle ciddi ekonomik ve siyasi rekabet içinde olması, BRICS’in siyasi sınırlarını gösteriyor.
Yeni Delhi’de ortaya çıkan tablo bu nedenle BRICS’in bittiği değil, çatlakların derinleştiği bir BRICS tablosu. Örgüt, ABD ve Batı merkezli ekonomik sisteme bağımlılığı azaltacak mekanizmalar kurmaya çalışıyor. Fakat aynı anda ABD ile stratejik ve ekonomik ilişkilerini koruyan üyeler, Çin ile rekabet eden ülkeler ve birbirleriyle bölgesel çatışmalar yaşayan devletler aynı yapı içerisinde bulunuyor.
BRICS’in önündeki temel soru artık yalnızca “kaç ülke daha katılacak?” değil. Bu kadar farklı çıkarı olan ülkeler, küresel düzene gerçekten ortak bir alternatif oluşturabilecek mi? Yeni Delhi Zirvesi bu soruya güçlü bir yanıt vermekten çok, sorunun büyüdüğünü gösterdi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et