CŞMD ile ‘Ailem güvende’ operasyonlarını konuştuk: ‘Anayasa belirli yaşam biçimlerini dışlayan bir araç olmaz’
"Ailem Güvende" operasyonuyla birçok dernek ve kurum hedef alınırken, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, perasyonun amacının hak mücadelesini baskılamak olduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Evrensel
Laçin Barış
LGBTİ’lere yönelik baskılar şiddetlenirken, “Ailem Güvende” diyerek düzenlenen operasyonlarda162 kişi hakkında adli işlem başlatıldı, 9 dernek ve 13 işletmenin de soruşturma kapsamında olduğu açıklandı. Saldırı dalgası sadece LGBTİ derneklerini değil daha geniş kapsamlı gerçekleşti. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği gibi sağlık ve cinsel eğitim alanında çalışa sürdüren dernekler de hedef alındı. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’de erişim engeline maruz kalan derneklerden biri. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği; cinsel şiddetin varlığının, meşruiyetinin ve yarattığı hasarların ortadan kaldırılması için hak temelli çalışmalar yürüten bir demokratik kitle örgütüdür. Dernekle yaptığımız görüşmede, gündemimize gelen operasyonun mahiyeti ve önümüzdeki sürece dair sohbet ettik.
'Ailem Güvende' operasyonu kapsamında sizin de dahil olduğunuz birçok dernek ve hesaba erişim engeli geldi. Sizce operasyonların amacı ne?
Türkiye’de sivil alana yönelik gittikçe artan bir baskı ve demokraside geriye gidiş var. Bunu toplumsal gruplar da kendi yaşamlarında somut olarak deneyimliyor. Bu operasyonun, aileyi odağa alan politikaları ön plana çıkarmak bahanesiyle kadın ve LGBTİ+ hak savunucularını baskı altına alma amaçlı yapıldığını düşünüyoruz. Hedef alınan derneklerin tamamı, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre faaliyet gösteren, çalışmalarını ve mali süreçlerini yasal yükümlülükler çerçevesinde şeffaf biçimde yürüten ve İçişleri Bakanlığı’nın denetimine tabi olan, rutin ve periyodik şekilde denetlenen sivil toplum kuruluşlarıdır.
Siz özellikle "cinsel şiddetle mücadele" alanında yoğun çalışma sürdürüyorsunuz. Neden size yönelik de erişim engeliyle karşı karşıyayız?
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği cinsel/cinselleştirilmiş şiddetin görünmeyen, az görünen türlerini görünür kılmak, cinsel şiddet türleri arasında hiyerarşi kurmadan mücadele etmek için çalışır; toplumun cinsel şiddete yönelik algı ve pratiklerini “onay kültürünün” yaygınlaşması için dönüştürmek üzere önleyici çalışmalar yürütür. CŞMD ayrıca kendi alanından LGBTİ+ haklarını da savunan paylaşımlarda bulunuyor. Sadece bunun bile yeterli olabileceğini tahmin ediyoruz. İçinde bulunduğumuz ortamda ifade özgürlüğü çok kısıtlı ve hukuk uygulamaları çok keyfi, erişim engeline tam olarak neyin sebep olduğunu bilmiyoruz.
Bir süredir LGBTİ'lere karşı birçok yeni kanun tasarıları önümüze geliyor veya "müstehcenlik" ile "fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek" suçlamalarıyla LGBTİ, kadın dernekleri yüz yüze kalıyor. Sizce böylesi bir saldırı dalgasının amacı nedir?
Bu tür söylemler daha çok, bu alandaki çalışmaların, bu alandan yararlanan kişilerin haklarının ve yaşanılan hak ihlallerinin üstünü örtüyor. Bu tür ithamlarda bulunarak sivil toplumun belli konulara sıkıştırılmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Mesele yalnızca LGBTİ+ örgütlerinin meselesi değil. Kadın hakları, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, cinsel şiddetle mücadele, HIV alanı gibi pek çok alanda çalışan kurum açısından da ciddi bir tehdit söz konusu. Cinsel sağlık hakkında bilgi vermenin “müstehcenlik”, seks işçilerinin haklarını savunmanın “fuhşa teşvik”, LGBTİ+ haklarını savunmanın ise “aile karşıtlığı” olarak yorumlanabildiği bir ortamda hak temelli çalışmanın sınırları giderek belirsizleştiriliyor. Hukukun birilerinin keyfine, kararına ve yarattığı algıya göre uygulanması, yasalardan referans almaması tüm toplumu, sivil toplumu ve kurumları etkileyecektir.
Aile on yılı kapsamında iktidarın yasaları, operasyonları birçok kesimi baskılıyor. Sizce bu süreçten kadınlar ve LGBTİ'ler nasıl etkilendi? bunun tüm topluma etkisi ne oluyor?
“Aile Yılı” ve “Aile On Yılı” çerçevesinde yürütülen politikaları yalnızca aile politikası olarak değerlendirmiyoruz. Bu politikaların kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını, bedensel özerkliklerini ve temel haklarını yeniden düzenlemeye yönelik daha geniş bir politik dönüşümün parçası ve belki başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Bir süredir anayasanın aileye ilişkin hükümlerinin değiştirilmesi tartışılıyor. Burada kritik mesele, “ailenin korunması” söyleminin hangi aileyi tarif ettiği ve bu tarifin dışında kalanların haklarının ne olacağıdır. Anayasa bütün yurttaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alması gereken temel metindir; belirli bir yaşam biçimini makbul kabul edip diğer yaşam biçimlerini dışlayan bir araç haline getirilemez.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et