Kozinoğlu soruşturmasıyla yeniden gündemde: Kurtlar Vadisi’nin ‘devlet aklı’
Kaşif Kozinoğlu’nun 15 yıl sonra yeniden soruşturulan ölümü, Kurtlar Vadisi Pusu’daki “Kaşifoğlu” karakterini yeniden gündeme getirdi. Karakterin ölümüyle ilgili sahne, dizinin siyasal olaylarla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmek için yeterlidir.
Fotoğraf: Kurtlar Vadisi Pusu dizisi
Ali Reyhan
[email protected]
Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevindeki ölümünün 15 yıl sonra yeniden soruşturulması, Kurtlar Vadisi Pusu’da kendisini temsil ettiği öne sürülen ‘Kaşifoğlu’ karakterini de yeniden gündeme getirdi. Kurtlar Vadisi, AKP döneminin “devlet her şeyi bilir, sorun devletin içindeki hainlerdir” anlatısının en güçlü popüler kültür araçlarındandı.
Soruşturma kapsamında savcılık kararıyla, ölüm nedeninin ve üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi için 12 Eylül’de Kozinoğlu’nun mezarı açıldı. Kemik ve toprak örnekleri muhafaza altına alınırken, cezaevi kameraları, 112 kayıtları ve hastane belgeleri de yeniden incelenecek.
Tam da bu gelişmeler yaşanırken 2016 yılında sona eren Kurtlar Vadisi Pusu dizisi yeniden gündem oldu. Dizide 2011 yılında yer alan ‘Kazım Kaşifoğlu’ adlı MİT görevlisi karakterin Kozinoğlu’nu temsil ettiği yıllardır konuşuluyor. Dizinin 10 Kasım 2011’de yayımlanan bölümünde Kaşifoğlu hakkında ölüm emri verilmiş, üç gün sonra 13 Kasım’da ise Kozinoğlu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmişti.
Dizi yeniden gündemde
Dizide ‘hain’ gibi gösterilen Kazım Kaşifoğlu karakteri, 139’uncu bölümünde, Polat Alemdar’ın lideri olduğu Kamu Güvenliği Teşkilatı (KGT) yer alan ‘Kara’ tarafından öldürüldü. Sahnede, Kaşifoğlu spor sonrası duş alırken, Kara onun bulunduğu yere gelip koluna şırıngayla hava enjekte ederek ölümünü kalp krizi gibi göstermeye çalışmıştı. Bu sahne, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünden yaklaşık bir ay sonra, 8 Aralık 2011’de ekranlara geldi.
Kozinoğlu’nun mezarının açılmasından bir gün sonra dizinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın ifadeye çağrılması dikkat çekti. Elbette buradan “Kurtlar Vadisi Kozinoğlu’nun ölümünü biliyordu” sonucu çıkarmak mümkün değil. Fakat manidar zamanlamalar, dizinin gerçek siyasal olaylarla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmek için yeterli.
Kurtlar Vadisi’nin ‘asıl gücü’, mafya ve silahlı çatışma sahnelerinden çok, izleyiciye sunduğu devlet tasavvurundaydı. Dizinin dünyasında devlet aslında her şeyi biliyordu. Türkiye’nin başına gelen hiçbir büyük olay tesadüf değildi. Siyasetçilerin göremediğini devletin görünmeyen aktörleri görüyor, mafyayı da istihbaratı da askeri de aynı satranç tahtasında oynatan ‘derin’ mekanizmalar bulunuyordu. Sorun ise devletin kendisi değil, içine sızmış ‘hainler’di.
Bu nedenle dizi, AKP’nin özellikle Gülen Cemaati ile birlikte hareket ettiği Ergenekon, Balyoz ve OdaTV soruşturmaları döneminde kurduğu siyasal anlatıyla yan yana okunmayı hak ediyor. 2008’den itibaren bu soruşturmalara paralel şekilde Türkiye’de ‘darbe planları’, asker-siyaset ilişkileri ve devlet içindeki gizli örgütlenmeler üzerine büyük bir siyasal kampanya yürütüldü. Kurtlar Vadisi Pusu ise bütün bunları milyonlarca insanın takip ettiği bir kurgu içerisinde yeniden üretti. Gerçek hayattaki isimler karakterlerle temsil edildi, gerçek olaylar sahnelere dönüştürüldü; ‘devlet içindeki hainler’ temizlenirken, perde arkasındaki “vatansever” devlet aklı yüceltildi.
Akademik literatürde de AKP’nin Ergenekon’a dair söylemlerinin bir ‘siyasi melodram’ olarak medyada genişletildiği, komplo anlatılarının devlet gücünün kullanımını meşrulaştıran bir işlev gördüğü belirtiliyor. Akademisyen Erdağ Göknar, AKP’nin özellikle Ergenekon döneminde kurduğu komplo anlatılarının medya aracılığıyla genişletildiğini ve bu “siyasi melodramların” devlet gücünün soruşturmalar ve yargısal süreçler üzerinden kullanılmasına zemin hazırladığını belirtiyor. Göknar, Kurtlar Vadisi’ni de Türkiye’de siyasetle doğrudan ilişki kuran bu politik melodramların bir örneği olarak ele alıyor. Kurtlar Vadisi’nin yaptığı tam olarak buydu: Devleti sorgulamak yerine ‘devletin sırrına’ erişmek. Polat Alemdar’ın bildiğini sıradan yurttaş bilmiyordu. Ama izleyici, ekran aracılığıyla ‘büyük resmi’ gördüğünü düşünüyordu. Kurtlar Vadisi, yalnızca dönemin siyasal atmosferini yansıtmadı, o atmosferin milyonlarca insan tarafından nasıl algılanacağını da şekillendirdi.
Mezardan alınan örnekler belki Kozinoğlu’nun ölümünün gerçek nedenine ilişkin yeni bir şey söyleyecek. Ama televizyon arşivlerinde duran başka bir gerçek zaten ortada: Koca bir nesil kültürel ‘soğuk silahla’ AKP iktidarının ‘gücüne’, ‘dışarıdaki ve içerideki düşmanların’ devlet eliyle açığa çıkarılıp yok edildiğine ikna edildi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et