DİSK'ten MEB önünde çocuk işçiliği raporu: 'Çocukların yeri fabrikalar değil, okullardır'
DİSK, MEB önünde çocuk işçiliği raporunu açıkladı. “Çocukların yeri fabrikalar değil, okullardır” denilen açıklamada çocuk işçiliğinin bireysel ya da ailelerin tercihi olmadığı, ekonomik ve sosyal politikaların sonucu olarak ortaya çıktığı vurgulandı
Fotoğraf: Evrensel
Ankara – DİSK, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde çocuk işçiliğine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Açıklamada çocuk işçiliğinin bireysel ya da ailelerin tercihi olmadığı, ekonomik ve sosyal politikaların bir sonucu olarak ortaya çıktığı vurgulandı.
Çerkezoğlu, yeni eğitim-öğretim yılının başladığı gün milyonlarca çocuğun okul yolunu tuttuğunu, ancak yüz binlerce çocuk için okul zilinin çalmadığını belirtti ve “Bu sabah milyonlarca çocuğumuz çantasını sırtına taktı, okulunun yolunu tuttu. Ama bu ülkede yüz binlerce çocuk için bugün okul zili çalmadı. Onlar fabrikaların, atölyelerin, sanayi sitelerinin, tarlaların yolunu tuttu. Arkadaşları sınıflarına girerken onlar işbaşı yaptı. Arkadaşları defterlerini, kitaplarını açarken onlar makinelerin başına geçti, şalteri kaldırdı, kepengi açtı” dedi.
“Her üç çocuktan biri yoksul”
DİSK-AR’ın hazırlamış olduğu raporda çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden biri olarak çocuk yoksulluğuna da dikkat çekildi. Çerkezoğlu, Türkiye’de yaklaşık her üç çocuktan birinin yoksulluk içinde yaşadığını belirtti: “Türkiye’de yaklaşık her üç çocuktan biri yoksuldur. 2025 yılı itibarıyla 6 milyon 708 bin çocuğumuz yoksulluk içinde yaşamaktadır. Çocukların yüzde 36,8’i ise yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındadır”
Çerkezoğlu Türkiye’de her 100 çocuktan 15’inin çalışmak zorunda bırakıldığını, çalışan çocukların önemli bir bölümünün ailelerinin geçimine katkı sağlamak zorunda kaldığını söyleyerek “Türkiye’de her 100 çocuktan 15’i çalışmak zorunda bırakılıyor. Çalışan çocukların yarıdan fazlası hane ekonomisine katkı zorunluluğuyla çalışma yaşamına girmek zorunda kalıyor. Çalışan çocukların yüzde 70’i ise aynı zamanda ev işlerinde de çalışıyor. Kız çocuklarında ev içindeki görünmeyen emek yükü çok daha ağırdır” dedi.
“Çocukların yaşı büyüdükçe eğitimden kopuş artıyor”
Açıklamada özellikle lise çağındaki çocuklarda okullaşma oranındaki düşüşe dikkat çekilerek 14-17 yaş arasındaki çocuklarda okullaşmanın son eğitim yılında 8,1 puan gerilediği vurgulanarak “Bugün okullar açılıyor. Ancak raporumuzdan da detaylı olarak görebileceğiniz gibi özellikle lise çağındaki çocukların eğitimden kopuşu söz konusu. 14-17 yaş arasındaki çocuklarda okullaşma son eğitim yılında 8,1 puan geriledi. Peki okula gitmeyen çocuklar ne yaptı? Bunun yanıtını 15-17 yaş arasındaki çocuk istihdamındaki ürkütücü artışta görüyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“MESEM’de öğrenci sayısı 5,3 kat arttı”
Çerkezoğlu, MESEM’lere kayıtlı öğrenci sayısının son on yılda 5,3 kat arttığını ve yarım milyonu aştığını belirtti. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 392 bin 887 çocuğun MESEM kapsamında kayıtlı olduğunu söyleyen Çerkezoğlu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 159 bin 773 olan MESEM öğrenci sayısının bir yıl sonra 400 bin 437’ye yükseldiğini belirtti.
Çerkezoğlu, bir yıldaki artışın yüzde 150,6 olduğuna değinerek artışın kamu teşviklerinin genişletildiği dönemle çakışmasına dikkat çekti. “2020-2021 eğitim-öğretim yılında 159 bin 773 olan MESEM öğrenci sayısı, sadece bir yıl sonra 400 bin 437’ye yükselmiştir. Bir yıldaki artış yüzde 150,6’dır. Bu artışın kamu teşviklerinin genişletildiği dönemle çakışması mutlaka sorgulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
“MESEM işletmelerin ucuz iş gücü ihtiyacını karşılıyor”
DİSK’in mesleki eğitime karşı olmadığını vurgulayan Çerkezoğlu, mesleki eğitimin nitelikli, güvenli ve kamusal koşullarda verilmesi gerektiğini vurgulayarak “Biz mesleki eğitime karşı değiliz. Tam tersine her çocuğun nitelikli mesleki eğitim alma hakkı vardır. Ama mesleki eğitim başka şeydir, çocukları ucuz işgücüne dönüştürmek başka şeydir. Mesleki eğitim; yeterli öğretmenlerle, çağın teknolojisine uygun kamusal atölyelerde, güçlü işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri altında verilmelidir” dedi.
MESEM uygulamasının mevcut haliyle işletmelerin düşük maliyetli işgücü ihtiyacını karşılayan bir sisteme dönüştüğünü savunan Çerkezoğlu, “Ancak bugünkü MESEM pratiğinde, kamu kaynakları böylesi bir nitelikli eğitim ortamını sağlamak için değil işletmelerin düşük maliyetli ve örgütsüz işgücü ihtiyacını karşılamak için kullanılmaktadır” dedi.
Çerkezoğlu, kamu kaynaklarının işletmeler açısından çocuk ve genç emeğinin maliyetini düşürmek için değil, çocuk yoksulluğunu azaltmak ve kamusal eğitimi güçlendirmek için kullanılması gerektiğini vurguladı. Çerkezoğlu, “Çırakların ve stajyerlerin sendikalaşma hakkı güvence altına alınmalıdır. İşyerinde fiilen üretimin parçası olan gençler örgütlenme, temsil ve toplu sözleşme hakkından mahrum bırakılamaz. Çocuk işçiliğinin çözümü çocuklara “çalışmayın” demek değildir. Çözüm, çocukların çalışmak zorunda olmadığı bir ülke kurmaktır. Çözüm anne babaların çocuklardan gelecek gelire ihtiyaç duymadan yaşayabildiği bir ülkedir. Çözüm işçilerin güvenceli ve sendikalı olduğu bir ülkedir” dedi.
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et