Çipli takibin başladığı Kalyon PV’de işçiler tedirgin: İşçinin güvenliği için mi, baskı aracı mı?
Enerji-İş’in yetkili olduğu Kalyon PV fabrikasında işçilere dağıtılan çipler tepki çekiyor. Yönetimin 'acil durum ve afet' gerekçesini inandırıcı bulmayan işçiler, olası işten çıkarmalara zemin hazırlamak için kullanılmasından endişeli.
Google ekran görüntüsü
Ankara— Yaklaşık 3 ay önce sebepsiz toplu işten atmalarla gündeme gelen Hak-İş’e bağlı Enerji-İş sendikasının yetkili olduğu Kalyon PV’ de yeni bir uygulama ile gündemde. Belirli bölümlerde sayılı işçiye dağıtılan çiplerle deneme sürecinde olan işçiler huzursuz ve tedirgin.
Görüştüğümüz işçilerden uygulamayı bilenler bu durumun kendilerinin aleyhine gelişeceğini düşünüyor. Verilen bu çip vücut ısısını algılıyor ve mesai saatleri içerisinde nerede ne kadar vakit geçirdiği bilgisini iletiyor. “Bu çiple bizim tuvalet ve namaza gittiğimiz süre de takip edilebilir o zaman. Hatta bence asıl amaç budur.” Böyle konuşan bir işçiye bir başka işçi de “Açıklama olarak ne derlerse desinler sonuçta bu uygulama para isteyen bir şey ve kendi faydalarına olmasa yapmazlardı.” diye katılıyor.
Uygulamanın gerekçesi olarak bölüm amirleri, acil durum ve afet gibi durumlarda yer tespiti ve hızlı müdahale etmek için olduğunu söylenmiş. Ancak işçiler bu açıklamayı ikna edici bulmuyor: “Yakın zamanda yapılan bir acil durum tatbikatında hızlı bir şekilde sahayı boşattığımız ve başarılı olduğumuz söylendi. Haliyle yapılan bu açıklama uygulamanın bu sebepten olmadığını ve bizi takip etmek olduğunu düşündürüyor.”
‘Başka amaçlarla kullanılmayacağını nerden bileceğiz?’
Uzun zamandır çalışan bir işçi ‘patronun niyetine’ dair şöyle bir soru soruyor: “Tamam bu çipler bir sıkıntı olduğunda bizim can güvenliğimiz için kullanılabilir ve işe yarayabilir. Ama başka amaçlarla kullanılmayacağını nereden bileceğiz? Yine bir toplu işten çıkarma da bizlerin, ‘tuvalete çok gidenler’, ‘mescitte uzun duranlar’, ‘moladan geç dönenler’ şeklinde sıralanmayacağımızın garantisini kim verebilir? Dahası iş aksamadığı sürece yan tezgahta biriyle bir şey konuşmanın korkusunun olmayacağını kim iddia edebilir?”
Pandemi döneminde de benzer bir uygulama metal işkolundaki büyük fabrikalarda da uygulanmıştı. Pandemi koşulları gereği sosyal mesafenin korunması için hayata geçirilen MESS-Safe uygulaması, işçilerin tepkisiyle karşılanmıştı. “Korumak değil kontrol altına almak” şeklinde değerlendirilen bu uygulama işçilerin kölelik düzeni benzetmeleriyle ve en çok da olası bir hastalığa yakalanma durumunda, üretimi devam ettiren patrondan sorumluluğu alıp işçiye yıkmasıyla da eleştirilmişti.
“Şimdi de çiplerimizi taktılar tam oldu!”
Aynı şekilde boyuna geçirilerek taşınan bu çipler; daha güvenli bir çalışma ortamından ziyade izlenen- takip edilen baskıcı bir ortamı yaratma aracı olarak görülüyor. Yaşça büyük kıdemli bir işçi “Bu bizi hayvan yerine koymaktır. Fabrika ilk açıldığından bu yana hem koşullar hem ücretler olarak geriye düştük. Zaten 6+2 ve vardiyalı çalışınca bir de üstüne doğru düzgün zam alamadığımızdan insanlıktan çıkmıştık. Şimdi bir de çipimizi taktılar tam oldu.”
‘Denetimler kolektif yapılmalı, işçiler sürecin içinde olmalı’
Bahsi geçen uygulamanın yaygın örnekleri söz konusu değilken genel çıkarımlar yapmak pek mümkün olmuyor. Yasal olarak açık bir dayanak yok iken engel teşkil eden bir karar da bulunmadığı göz önüne alındığında bu konuya ilişkin hem işçiler üzerindeki psikolojik etkilerini hem de yöntemin neye/nasıl yarar sağlayacağını Türk Tabipleri Birliği (TTB) İşçi Sağlığı ve İş Yeri Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Figen Şahpaz’a sorduk. Kendisi benzer uygulamaların Avrupa’da yaygın olduğunu belirtirken, son birkaç yılda İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’deki büyük işletmeler için ileri teknolojilerin kullanıldığı uygulamaların tartışıldığını, yapay zeka ile çalışan yöntem için bir uygulama yarışmasının düzenlendiğini ekledi. Bilirkişi olarak da iş davalarında görev alan Şahpaz, “Bu tarz uygulamalar, yaşanan iş kazalarının ya da ihmallerin önüne geçebilir, yararlı sonuçlar doğurabilir. Ancak bir işletmedeki önleyici prosesler ve denetimler kolektif bir şekilde yapılmalı. Yetkili iş yeri temsilcileri, iş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimleri; mutlaka sürecin içinde olmalı ve işçiler doğru bilgilendirilmeli. Örneğin işçinin sağlık bilgisinin yaptığı işe engel teşkil ettiği durumlar dışında saklı kalması gibi bu gibi durumlardaki bilgi verileri de işçilerin lehine kullanılmalı ve saklanmalıdır. Aksi durumlarda bir baskı aracına dönüşür ve sağlıklı çalışma ortamından uzaklaşılır.”
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et