Eğitimciler 2025 PISA sonuçlarını değerlendirdi: YKS ve LGS sonuçları PISA’dan başka bir gerçeğe işaret ediyor
2025 PISA sonuçlarını ‘başarı öyküsü’ gibi lanse eden MEB’e eğitimcilerin itirazı var. Tek bir sınava değil eğitimin bütününe bakmak gerektiğini dile getiren eğitimciler, “YKS ve LGS sonuçları başka bir tablo ortaya koyuyor” dedi.
Irmak Su Timur
[email protected]
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 91 ülkenin katılımıyla üç yılda bir gerçekleştirdiği PISA’nın 2025 sonuçları yayımlandı. Türkiye genelinde 12 bölge ve 56 ildeki 203 okuldan seçilen 7 bin 702 öğrencinin katıldığı bilgisayar tabanlı araştırmada; fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanları değerlendirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı rapora göre; Türkiye, fen bilimlerinde 18, okuma becerilerinde 16 ve matematikte 9 puanlık artış göstererek 38 OECD üyesi arasında son dönemde üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye bu sonuçlarla genel ülke sıralamasında fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte ise 11 basamak yükseldi.
Rapordaki veriler eşitsizlikleri de gösterdi
Sıralamalardaki ve puanlardaki artışa karşın raporda yer alan diğer göstergeler, Türkiye’de eğitimdeki sorunları ve derinleşen eşitsizlikleri ortaya koydu. Verilere göre Türkiye'de okullardaki kaynak yetersizliklerinin incelendiği bölümde, öğrencilerin yüzde 8’inin öğretmen eksikliği yaşanan, yüzde 43’ünün ise yardımcı personel yetersizliğinin eğitimi aksattığı kurumlarda okuduğu belirlendi. Bu oran OECD ortalamasında yüzde 39 seviyesinde kaldı. Ders kitabı, bilişim teknolojileri, kütüphane veya laboratuvar malzemeleri gibi eğitim materyallerindeki eksikliklerin bulunduğu okullarda okuyan öğrencilerin oranı yüzde 24 olurken, bina, okul bahçesi ve ısıtma/soğutma gibi fiziki altyapı eksiklikleri bulunan okullardaki öğrenci oranı yüzde 14 olarak saptandı.
Öğrencilerin devam durumları ile ilgili veriler de paylaşıldı. OECD ülkelerinde yüzde 22 olan tam gün devamsızlık oranı Türkiye’de yüzde 53 olarak gerçekleşirken, öğrencilerin yüzde 49’unun okula en az bir kez geç kaldığı kaydedildi.
Özgür Bozdoğan | Fotoğraf: MA
‘Tek bir sınava değil bütüne bakmak gerek’
2025 PISA sonuçlarını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ‘büyük sıçrama, büyük başarı’ diye sunmasını gazetemize değerlendiren Eğitimci Özgür Bozdoğan, eğitim sisteminin genel tablosunun tek bir sınav üzerinden yorumlanamayacağını ifade etti. PISA verilerinin ulusal sınav sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bozdoğan, “Tek başına PISA sonuçlarına bakarak bir eğitim sisteminin iyi ya da kötü olduğunu değerlendirmek mümkün değil. Bununla beraber YKS ve LGS verilerine, öğrencilerin eğitime erişim oranlarına bakmak gerekiyor. Yani tabloyu bir bütün olarak görmek gerekiyor” dedi.
‘YKS ve LGS sonuçları başka bir şey söylüyor’
Bozdoğan, üniversite sınavı çıktılarına işaret ederek, “2026 YKS sonuçlarına göre lise son sınıfta okuyan öğrencilerden puanı hesaplananların sadece yüzde 15,9’u 4 yıllık bir lisans programına yerleşebilmiş durumda. LGS'de de 1 milyon 200 bin öğrenciden sadece 190 bini sınavla öğrenci alan liselere yerleşti. Doğal olarak bu sonuçlar PISA’dan ayrı bir şey söylüyor” hatırlatmasını yaptı.
‘Derinleşen eşitsizlik var’
Sosyoekonomik göstergelerin derinleşen ayrışmayı yansıttığına dikkat çeken Bozdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “PISA sonuçlarını değerlendirirken sadece sınav sonuçlarıyla değil bütün göstergelere bakıldığında özellikle en yoksul, en dezavantajlı kesimle, sosyoekonomik durumu yüksek olan kesimin arasındaki farkın açıldığını görüyoruz. Sınıfsal eşitsizliklerin eğitim çıktılarına yansıması çocuklar arasında ve yaşamda çok daha büyük eşitsizlikler üretiyor.”
Okula devamsızlık ortalamanın çok üstünde
Rapordaki okul algısı ve devamsızlık oranlarını da değerlendiren Bozdoğan, “Öğrencilerin neredeyse yüzde 30’u okulu bir zaman kaybı olarak görüyor. Devamsızlık oranlarının çok yüksek olduğu PISA raporlarına yansımış durumda; Türkiye'den katılan öğrencilerin neredeyse yüzde 50-53’ü sınavdan önceki iki haftada en az bir gün devamsızlık yapmış. Bu, PISA ortalamalarının çok yukarısında bir oran” ifadelerini kullandı.

‘Yükselen ben değilim alçalan duvarlar’
Eğitim Sen Eğitim Uzmanı Dr. Erkan Aydoğanoğlu ise sıralamalardaki yükselişin sistemin niteliğindeki köklü bir değişimden kaynaklanmadığını belirtti. “PISA 2022 ile PISA 2025 arasındaki üç yıllık süreçte Türkiye’nin puanlarında görülen artış ve sıralamadaki yükselişi büyük bir başarı ya da eğitim sisteminin niteliğinin bir anda radikal biçimde değişmesiyle açıklamak mümkün değil” ifadelerini kullanan Aydoğanoğlu, diğer ülkelerin ortalamalarındaki gerilemeye dikkat çekti. Sıralamalardaki 15-18 basamaklık yükselişin en önemli nedeninin Türkiye’nin puan artışından ziyade diğer ülkelerin sert düşüş yaşamış olması olduğuna işaret eden Aydoğanoğlu “Türkiye puanını orta düzeyde artırırken rakiplerin ortalama puanlarının düşmesi, Türkiye’nin sıralamadaki yerini hızla yukarı taşımıştır. Burada rap sanatçısı Ceza’nın ‘yükselen ben değilim alçalan duvarlar’ şarkısına benzer bir durum yaşanıyor diyebiliriz” dedi.
"Eğitimde asıl başarı, sınıfsal eşitsizliği ortadan kaldırmaktır"
Raporun arka planındaki sınıfsal göstergelerin altını çizen Aydoğanoğlu, “Sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25 ile en dezavantajlı yüzde 25 arasındaki 81 puanlık devasa performans farkının koruyor. Fen ve matematik alanlarında sınıfsal uçurum olduğu gibi duruyor. Son üç yıldaki bu sıçrama eğitim sisteminin niteliğinin bir anda radikal biçimde değişmesinden ziyade, ölçme tekniğine uyum, sınav formatı yakınlaşması, taban başarının yükseltilmesi ve diğer ülkelerin ciddi anlamda gerilemesi faktörlerinin bir bileşimi olarak değerlendirilebilir. Eğitimde asıl başarı, göreceli başarıları ‘büyük zafer’ olarak parlatmak değil; okullar arasındaki derin nitelik farklarını ve sınıfsal eşitsizliği ortadan kaldırmaktır” dedi.

'MEB sınav ilkelerine uymuyor’
PISA sonuçlarını gazetemize değerlendiren Prof. Dr. Adnan Gümüş, ailelerin sosyo ekonomik seviyesi PISA başarısının yüzde 70’ini etkilediğine dikkat çekti. Bunun ciddi bir eşitsizliği gösterdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Gümüş, “Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) PISA konusunda önemli bir örneklem sorunu da var. Sınav ilkelerine uygun hareket edilmiyor. PISA’da 15 yaş çağ nüfusu temsil ediliyor. Ama PISA’da Türkiye’de bu çağ nüfusunun önemli bir kısmı temsil edilmiyor. Örnek olarak MEB’in eğitim olarak nitelediği okullardan uzaklaştırarak mesleki eğitim merkezlerinde (MESEM) ile sanayiye sürdüğü çocuklar bu sınava sokulmuyor” dedi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et