2’nci Emek Bilim Kampı başladı
İzmir’de 2’nci Emek Bilim Kampı başladı. Açılışta konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar ve Prof. Dr. Erdal Küçüker, işçi hareketinin mücadele ve örgütlenme deneyimlerini değerlendirdi.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir — 2’nci Emek Bilim Kampı başladı. Birleşik Metal-İş Sendikasının Çeşme’de bulunan sosyal tesislerinde düzenlenen kampa, farklı illerden üniversitelerde görev yapan akademisyenler ile yüksek lisans ve doktora öğrencileri katıldı.
Kampta emek araştırmaları, bilim felsefesi, toplumsal cinsiyet ve ekoloji başlıklarında oluşturulan çalışma gruplarının bir yıllık çalışmaları sonucunda hazırlanan bildiriler sunuluyor.
Kampın açılış oturumunda Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar ve Prof. Dr. Erdal Küçüker konuştu.
Aslan: Ekonomik mücadeleyle siyasal mücadele iç içe geçecek
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye’de işçi sınıfının son yıllarda ücret, sendikal haklar, çalışma koşulları ve gasp edilen hakların geri alınması için yürüttüğü mücadelelere dikkat çekti. 2015 metal işçilerinin mücadelesinden bugüne grev ve direnişlerin yanı sıra sendikal bürokrasiye karşı da mücadelelerin yaşandığını belirten Aslan, işçilerin kendi söz ve kararlarını savunan bir eğilim geliştirdiğini söyledi.
Aslan, önümüzdeki dönemde ücret, hak gaspları, sendikal hak ve özgürlükler ile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin temel mücadele başlıkları olacağını belirterek, “Önümüzdeki dönem, ekonomik mücadeleyle siyasal mücadelenin de önemli ölçüde iç içe geçeceği, birbiriyle bağlantılı bir dönem olarak da karşımıza çıkacak” dedi.
2026 yılı asgari ücretinin açlık sınırının altında kaldığını belirten Aslan, işçilerin yalnızca ekonomik talepler etrafında değil, bu koşulların nedenlerini ve siyasal sonuçlarını da tartıştığını ifade etti. İşçi hareketinin tabandan örgütlenmesinin önemine vurgu yapan Aslan, “İşçilerin sağlamlaşmadan, işçi komiteleri, içlerindeki bölümler arası komiteler, fabrika düzeyindeki komiteleri sağlamlaştırmadan verilecek mücadelelerin önemli ölçüde zayıf kalacağını” söyledi.
Fotoğraf: Evrensel
Aslan, farklı sendikalarda ve konfederasyonlarda örgütlü işçilerin ortak mücadele etmesi gerektiğini de belirterek, bağımsızlık tartışmasının sendikaların mücadele edip etmediği üzerinden ele alınmasını önerdi. “Mücadele eden sendikalar ve etmeyen sendikalar ya da mücadele içerisinde olanlar ve olmayanlar olarak tartışmak daha doğrudur” diyen Aslan, sendikal hareketin tabandan birleşmesinin önemine dikkat çekti.
“Genel grev, genel direniş acil ve elzem bir talep olarak önümüzde duruyor”
Sermaye ve iktidarın işçi mücadeleleri karşısındaki tutumuna da değinen Aslan, farklı kentlerdeki direnişlerin birbirinden kopuk kalmasının aşılması gerektiğini söyledi. Ankara’da aynı işyerinin işçilerinin farklı sendikalar üzerinden ayrı eylemler yürütmesini örnek gösteren Aslan, “Aynı işyerindeki işçilerin genel olarak mücadelesi, bir arada mücadele vermesi doğru olandır” ifadelerini kullandı.
Aslan, işçi hareketinin farklı mücadeleleri birleştirmesi gerektiğini belirterek, “Bütün bu gelişmelerin ülkemizde, yani toplam sermayenin patrona karşı saldırıları karşısında birleşik bir mücadeleye dönüşmesi, bir genel grev, genel direnişin örgütlenmesi geçmişten daha elzem, daha acil bir talep olarak da önümüzde duruyor” dedi.
Aslan ayrıca asgari ücretin artırılması, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, grev yasaklarının kaldırılması ve vergi adaletinin sağlanmasını önümüzdeki dönemin temel talepleri arasında sıraladı.
Atar: Sendikalar mücadele örgütüdür
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar ise Türkiye’de sendikal örgütlenmenin son derece düşük düzeyde olduğunu belirterek, özel sektörde toplu sözleşmeden yararlanan işçilerin oranının kayıt dışı çalışanlar da dikkate alındığında yaklaşık yüzde 5 olduğunu söyledi.
Sendikaların yalnızca bürokratik yapılar olmadığını vurgulayan Atar, “Sendika, işçi sınıfının sermaye karşısında üretimden gelen gücünün de işletmelerde kullanıldığı bir mücadele örgütü” dedi.
Atar, mevcut sendikal mevzuatın işçilerin örgütlenmesinin ve toplu sözleşme hakkını kullanmasının önünde ciddi engeller yarattığını ifade etti. Yetki süreçlerinin yıllarca sürebildiğine dikkat çeken Atar, “Böyle bir sendikal prosedür olabilir mi?” diye sordu.
Grev hakkının işçi sınıfının temel mücadele araçlarından biri olduğunu belirten Atar, tarihsel olarak kazanılan hakların siyasi iktidarlar tarafından kendiliğinden verilmediğini, işçi mücadelelerinin sonucunda elde edildiğini söyledi.
“Haklar durduk yerde verilmedi”
Atar, sendikal hakların tarihsel gelişimine ilişkin, “Haklar durduk yerde, yani siyasi iktidarlar tarafından mutlaka ve mutlaka bir işçi mücadelesinin sonucunda” kazanıldığını ifade etti.
Grev yasaklarına ve toplu sözleşme süreçlerindeki sınırlamalara dikkat çeken Atar, konfederasyonların ve sendikaların daha etkili bir mücadele yürütmesi gerektiğini belirtti. Vergi adaleti konusunda gerçekleştirilen mitinglerin sonuçsuz kalmasını da eleştiren Atar, işçilerin ortak talepler etrafında birleşmesi gerektiğini söyledi.
Atar, önümüzdeki dönem için asgari ücretin artırılması, tüm ücretlerin iyileştirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve vergi adaletinin sağlanması başlıklarını öne çıkardı. “Üç tane, dört tane temel talep ortaya koyalım” diyen Atar, bu talepler etrafında konfederasyonların ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi.
“İşçilerin talepleri doğrultusunda ortak mücadele hattı oluşturulmalı”
İşçi örgütlerinin mevcut yapılar nedeniyle ortak mücadele yürütmekte zorlandığını belirten Atar, konfederasyonların karar almasını beklemek yerine mücadele etmek isteyen sendikaların ve işçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Atar, “Var olan yapılar içerisinde, konfederasyonlar içerisinde kimse bir şey yapmıyorsa ‘ben de oturup bekleyeceğim’ gibi bir kaide yok” dedi. İşçilerin talepleri doğrultusunda ortak bir mücadele hattının oluşturulması gerektiğini belirten Atar, bunun bedelleri olabileceğini ancak hakların mücadeleyle kazanılabileceğini ifade etti.
Küçüker: Şık Makas direnişi bir okul işlevi gördü
Açılış oturumunda son olarak konuşan Prof. Dr. Erdal Küçüker, dokuz ay süren Şık Makas direnişinin işçi sınıfı açısından önemli deneyimler ortaya koyduğunu söyledi. Küçüker, süreçte sermaye, bürokratik sendikal yapı ve devlet olmak üzere üç temel kırılma noktası yaşandığını ifade etti.
“Direniş bir okuldur”
Direnişin işçiler açısından bir öğrenme ve dönüşüm alanı oluşturduğunu belirten Küçüker, “Direniş bir okuldur” dedi. Bu okulda yalnızca direnişçi işçilerin değil, direnişe destek verenlerin ve karşı çıkanların da bir şeyler öğrendiğini söyleyen Küçüker, çadır kurmaktan basın açıklamalarına, polis engellerine karşı yeni eylem biçimleri geliştirmekten toplantılara kadar bütün faaliyetlerin bir öğrenme süreci yarattığını ifade etti.
Küçüker, “Bütün olaylar ve etkinlikler aslında her direnişin sürdürülmesini sağlayan bir öğrenme ortamı yaratıyor, bilinç değişimi yaratıyor” diye konuştu. Direnişin işçiler arasında birlik ve dayanışmayı da güçlendirdiğini belirten Küçüker, özellikle kadın işçilerin kamusal alanda ve direniş içerisinde daha fazla yer almasının önemli bir deneyim olduğunu ifade etti.
“İşçilerden öğrenmeliyiz”
Akademisyenlerin işçi mücadelelerine yaklaşımına da değinen Küçüker, akademisyenlerin işçilere yalnızca bilgi aktaran bir konumda olmaması gerektiğini söyledi. İşçilerin mücadele deneyimlerinden öğrenmenin önemini vurgulayan Küçüker, “İşçilerden öğrenmeliyiz. İşçiler nasıl direnebiliyorlar, neden direniyorlar ve nasıl değişiyorlar?” dedi.
Bu öğrenmenin işçilerle doğrudan temas kurulmadan mümkün olmayacağını belirten Küçüker, akademisyenlerin direniş alanlarında zaman geçirmesi gerektiğini söyledi. “Bulunduğumuz yerde o direnişin içine girmek, bir parçası olmak” gerektiğini ifade eden Küçüker, kendi deneyiminden örnek vererek, direniş sürecinde işçilerin toplantılarına katıldığını ve onlardan öğrendiklerinin çalışmalarını şekillendirdiğini anlattı.
Küçüker, işçi komitelerinin önemine de dikkat çekerek, “İşçi komitelerinin kurulmasının ve o komitelerin içinde bence her birimizin yer alması, o komitelerle birlikte hareket etmesi, onlara gerektiği yerde bilimsel destek sunması önemli” ifadelerini kullandı.
Emek Bilim Kampı, açılış oturumunun ardından farklı başlıklardaki akademik sunumlar ve tartışmalarla devam edecek.
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et