Cezasızlık her yerde
ODTÜ’de cinsel şiddet iddialarına ilişkin iki ayrı dosyada yaşananlar, cezasızlık politikalarının kampüslerdeki yansımalarını gündeme getirdi. Öğrenciler, “Fail değil, mağdur korunuyor” diyerek tepki gösteriyor.
Derin Sevinç
Mısra Keskin
Son dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) gündeme gelen cinsel şiddet ve saldırı vakaları, Türkiye’de uygulanan cezasızlık politikalarının yaşamın birçok alanında görünür hale geldiğini gösteriyor. Haklarında şiddet iddiaları olan ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümü öğrencisi Y. E. Ö. ve aynı üniversitenin Biyolojik Bilimler Bölümü araştırma görevlisi İ.K.Ö. hakkında mağdurların başlattıkları yargı süreci devam ediyor. Konuştuğumuz ODTÜ öğrencileri, yargının işlevsizliğinin üniversite ortamında güvensizliğe sebep olduğunu ifade ediyor. İ.K.Ö. için ODTÜ'de açılan soruşturmanın aylardır sonuçlanmaması ise, öğrenciler tarafından tepkiyle karşılanıyor.
İktidarın cezasızlık politikaları kampüste hissediliyor
ODTÜ’de kadın ve LGBTİ alanında çalışmalar yürüten Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Topluluğu yaşanan olaylara dair iktidarın politikalarını işaret etti:
“İktidarın artan cezasızlık politikalarını artık kampüsümüzde de net bir şekilde hissedebiliyoruz. Bugün bu iki ayrı vaka birbirinden bağımsız, münferit olaylar olarak değerlendirilmemeli. Her iki mağdur kadının da ortaya koydukları irade bizim bu vakaları görmemizi sağladı fakat okulumuzda hâlâ bilmediğimiz taciz ve şiddet olayları bulunuyor. Biz bu vakaların iktidarın izlediği politikalar ve atanmış rektörün de kampüsümüzdeki yönetiminin bir sonucu olduğunu vurgulamak istiyoruz. Biyolojik Bilimler Bölümü’nde yaşanan süreç bize açıkça gösteriyor ki hakkında darp, ısrarlı takip ve cinsel istismar iddiaları bulunan bir bölüm asistanının öğrencilerle ve kampüsle bağı korunuyor. İktidarın cezasızlık politikaları, rektörlüğün tutumu ve failin babasının savcı oluşuyla beraber görüyoruz ki mağdur değil, fail korunuyor. Faillere kampüste hâlâ alan tanınıyor. Herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Bu cezasızlık başka olaylar için faillere cesaret veriyor ya da mağdurun konuşmasını engelliyor.”
‘Güvenli kampüsü ellerimizle kuracağız’
Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Topluluğu mücadelenin devam edeceğini söylerken taleplerini de sıraladı: “ODTÜ’de öğrenciler buna karşın sessiz kalmıyor yürüyüşlerle, basın açıklamalarıyla ve imza kampanyalarıyla bu hukuksuzluğun karşısında bir mücadele örüyor. Bunlara karşın güvenli kampüs, faillerin cezalandırılması ve cinsel tacizi önlemek adına verilen eğitimlerin zorunlu hale getirilmesi taleplerimizi kampüsün her yerinde yükseltmeye devam edeceğiz. Güvenli kampüsü ellerimizle kuracağız.”
‘Önlem taleplerimiz reddediliyor’
Y. E. Ö. davasına ilişkin konuştuğumuz bir ODTÜ öğrencisi: “Refika Aksoy Yurdu'nda konaklayan bir kadın ve ODTÜ'lü bir öğrenci olarak, failin adli tıp raporuna ve çeşitli delillere rağmen yurdumuzda kalmaya devam etmesinden büyük bir rahatsızlık duyuyorum. Kendi güvenliğimize dair endişelerimiz hiçe sayılıyor ve önlem taleplerimiz reddediliyor. Yürüyüş ve basın açıklamalarında oluşturduğumuz kamuoyu ısrarla görmezden geliniyor. Karma bir yurtta nitelikli cinsel saldırı suçundan yargılanan birinin kalmasına izin verilerek öğrencileri korumaya karşı çıkılıyor; yargıda sıkça karşımıza çıkan hukuksuzluk ve öğrencilerin haklı endişeleri yok sayılarak fail korunuyor. Kendi yaşam alanımızda bile güvende hissetmiyoruz. Bizim için değil, bize karşı çalışan bir yönetim var.”
Okul yönetiminin ve mahkemenin tutumunu eleştiren öğrenci “Oluşturmaya çalıştıkları korku iklimine teslim olmayacağız, fail hak ettiği cezayı alana ve yurt ve kampüsten uzaklaştırılana kadar sesimizi duyurmaya devam edeceğiz” sözlerini ekleyerek mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
‘Kadınların güvende hissetmesi en temel hakkı’
Bu iki sürece ilişkin Refika Aksoy yurdunda kalan başka bir öğrenci ise, okulda güvensiz hissetmeye başladıklarına vurgu yaptı: “ODTÜ’de okumaya başladığımda kampüsün görece güvenli olması, gece ya da gündüz kampüste rahatça hareket edebilmek benim için çok değerliydi. Kampüs, dışarıdaki güvensizlik hissinden bir nebze olsun uzaklaşabildiğim, kendimi daha özgür hissettiğim bir yerdi. Ancak nitelikli cinsel saldırı sanığı Y. E.Ö.’nün ODTÜ yurtlar bölgesinde barınabildiğini öğrenmek, bu güven duygusunu ciddi biçimde sarstı. Bunun hemen ardından Biyolojik Bilimler Bölümü’nde görev yapan İ.K.Ö. hakkındaki taciz iddialarını öğrenmek ise öfkemi daha da büyüttü. Çünkü üniversiteler yalnızca ders aldığımız, sınavlara girdiğimiz yerler değil; günümüzün çok büyük bir bölümünü geçirdiğimiz, yaşadığımız alanlar. Bu nedenle kampüste kadınların kendilerini güvende hissedebilmesi bir ayrıcalık değil, en temel haklarımızdan biri.”
Dayanışmaya da dikkat çeken öğrenci “Kampüste kendimizi güvende hissetme hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Daha çok konuşacağız, daha çok yan yana geleceğiz ve daha çok ses çıkaracağız. Cinsel şiddete ve tacize maruz bırakılan hiçbir kadının yalnız olmadığını söylemek istiyorum. Sıra arkadaşlarımızla, kampüste yan yana yürüdüğümüz kadınlarla birlikte onların sesi olmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü ODTÜ’de korkuya değil, kadınların özgürce yaşayabildiği bir kampüse yer açmak istiyoruz” dedi.
Ne olmuştu?
ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe üniversitelerinin yelken topluluklarının 8 Eylül 2024’teki ortak etkinliğinde yaşandığı belirtilen nitelikli cinsel saldırı davasında Y.E.Ö. beraat etti. İstinaf başvurusu da reddedilen dosya Yargıtay’a taşındı.
Üniversite öğrencisi D.K., ODTÜ Yelken Topluluğu yöneticilerinden ve ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencisi Y.E.Ö.’nün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu belirterek 24 saat içinde şikâyetçi oldu. Soruşturma kapsamında tutuklanan Y. E. Ö. hakkında iddianame düzenlendi. Dosyada, sanığın şikâyeti öğrendikten sonra telefonundan “DNA bulaşır mı” diye arama yaptığına dair kayıtlar yer aldı. 9 Eylül tarihli Cinsel Saldırı Muayene Raporu ve 11 Eylül tarihli Adli Tıp raporu da cinsel saldırıyı doğrular nitelikteydi.
Sanık ilk duruşmada tahliye edilirken mahkeme, dosyaya henüz girmeyen DNA inceleme raporunu beklemeden ikinci duruşmada beraat kararı verdi.
Araştırma görevlisinin istismar ettiği iddia ediliyor
Bir diğer olayda ise ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümünde yüksek lisans yapan bir kadın öğrencinin, bölüm araştırma görevlisi İ.K.Ö. hakkında darp, ısrarlı takip ve cinsel istismar iddialarıyla başlattığı adli ve idari süreç sürüyor.
Öğrenci, İ.K.Ö.’nün akademik konumunu kullanarak kendisine baskı uyguladığını, burs ve projelerle tehdit ettiğini belirtiyor. Darp sonrası bir makaledeki yazarlık sırasının da bilgisi dışında değiştirildiği iddia edilirken, dosyada öğrencinin saatlerce darbedildiği ve vücudunda morluklar oluştuğu bilgisi yer alıyor.
Hakkında okulda da geçerli koruma ve uzaklaştırma kararı alınan İ.K.Ö.’nün kararı kampüste ihlal ettiği, güvenlik kameralarının çalışmaması nedeniyle ihlallerin tespitinin zorlaştığı iddia ediliyor. İ.K.Ö.’nün savcı olan babasının adli süreç üzerinde mağdur aleyhine etkide bulunduğu da öne sürülüyor.
Haberlerin ardından İ.K.Ö.’nün bölümün internet sayfalarındaki bilgilerinin kaldırılması ve 6 Nisan’dan bu yana derslere girmemesi, bölüm yönetiminin şüpheliyi koruduğu eleştirilerine yol açtı.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et