Nisa YAŞAR
Bahçelievler/İstanbul
Ben bu sene üniversite sınavına ilk kez girdim. Sınava girmeden önce tiyatro okumak istediğimi biliyordum. Ama tiyatro okumanın iş bulma garantisi sunmadığını, tiyatrocuların ekonomik olarak ne kadar zorlu şartlarda mesleklerini yapmaya çalıştıklarını da çok iyi biliyordum. Bunun stresi ve endişesi başlı başına bir dertken, bir de üstüne YKS ve yetenek sınavlarının stresi bindi.
Ailemin beni konservatuvara hazırlık kurslarına, o pahalı atölyelere gönderecek bütçeleri yoktu ama borca girerek bir şekilde bana özel ders ayarladılar. Bir yandan özel derse gidip bir yandan da TYT sınavına çalışmam gerekiyordu. Çünkü bu sistemde TYT’den iyi bir puan almak yetenek sınavlarında avantaj sağlıyor. ÖSYM sınavına üç ay kala yetenek sınavı çalışmalarıma odaklanamayacak kadar yüklü bir strese girdim, elim ayağım resmen kilitlendi ve hiçbir şey yapamaz hale geldim. Ne YKS’ye çalışabildim ne de yetenek sınavlarına odaklanabildim. Yetenek sınavlarına girecek biri için tiyatro oyunları izlemek, sinemaya gitmek, genel kültürü geliştirmek zorunlu bir şey. Ama maddi zorluklardan dolayı oyunlara para ödeyip bilet alamadım. Tiyatro oyunlarına tamamıyla rica minnet girebildim. Ya ekiplere ulaşıp durumumu anlattım ya da gidip sahnelerde boş kalan yerlerde rica ederek oturdum. O son üç ayda beni tek sakinleştiren şey de oyun izlemek oldu.
10 dakikalık bir tirat geleceğimizi belirliyor
Haziran ayında TYT sınavına girdim ama AYT’ye girmedim. Buna sonradan çok pişman oldum çünkü tiyatro bölümünü ilk yıldan kazanmak cidden çok zor. Neden zor biliyor musunuz? Çünkü yetenek sınavlarında çok haksız bir rekabet var. Jüriler, içeride sadece 10 dakika izledikleri bir tiratla öğrencilerin hayatlarını şekillendirecek kararlar veriyorlar. Çocuğu sadece 10 dakika görüp onu tanıdıklarına dair bir sistem yürütüyorlar. Hocaların hepsi “Biz bu çocuktaki potansiyeli ne kadar geliştirebiliriz, ona ne katabiliriz?” diye bakmaktansa, “Bu çocuk bu zamana dek ne öğrenmiş, atölyelere ne kadar para dökmüş, bize ne kadar hazır gelmiş?” diye bakıyor. Bu da yetenek sınavı sisteminin kişiyi ne kadar haksızlığa uğratabilecek bir alan olduğunu kanıtlıyor. Başarılı olmak ve üniversite kazanabilmek için atölyelere ve özel eğitimlere gitmemiz zorunlu kılınıyor. Sistem, iş garantisi olmayan bir bölümü kazanabilmemizin ihtimalini düşürecek şekilde kuruluyor. Peki TYT’den barajı geçecek puanı aldık, bitti mi? Hayır. Sınavlara başvurma vakti geldiğinde başka bir sorun çıktı. Her bir üniversitenin yetenek sınavına ayrı ayrı girmek zorundasınız ve her biri başvuru için çok yüksek meblağlarda para istiyor. Ailem halihazırda kısıtlı olan bütçeleriyle bu ücretleri karşılarken çok zorlandı. Sırf bu sınavlara girebilmemi sağlamak için çok fazla şeyden ödün verdiler. Kısacası bu sadece bir üniversite sınavı değil; psikolojik, ekonomik ve tamamen adaletsiz bir sistemle mücadele etme süreci oldu çoğumuz için.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et