Eren
Sincan/Ankara
MESEM programı; mesleki eğitim, ustalık belgesi, 8442 TL cep harçlığı gibi maskelerin altında, ''okumayacak'' gençlere bir fırsat penceresi gibi pazarlanıyor. Gençlere ''altın bilezik'' yalanıyla sunulan MESEM programından, gün geçmiyor ki bir iş kazası veya iş cinayeti haberi gelmesin. Bakan Yusuf Tekin tüm bu kazalara ve cinayetlere rağmen MESEM programını savunmaktan vazgeçmiyor. Bu konuda “çocuk işçiliği kriminalize (suç olarak gösterme) edemezsiniz.” gibi açıklamalar yapıyor. Fakat çocuk işçiliği suç olarak sayan kendisinin görevli olduğu devletin kanunu.
MESEM işçiler için bir can pazarı
2025 yılında iş cinayetlerinde devlet kurumları 1944 işçi ölümü kaydetti. 766 binden fazla iş kazası rapor edildi. Resmî tatil olan 1 Mayıs'ta bile bir MESEM'li hayatını kaybetti. Buna rağmen Yusuf Tekin'in açıklamaları, gençlerin emeğini korudukları, kusurlu işyerlerine MESEM'li göndermedikleri yönünde. Öğretmenlerin ve müfettişlerin, gençleri her türlü olumsuzluktan koruduğunu iddia ediyor. Ama bunun tamamen bir yalan olduğunu yine en iyi MESEM'liler biliyor. Belli ki Yusuf Tekin de bu gerçekliğin farkında, ki sonrasında yine iş kazası ihtimali var diye MESEM programından vazgeçmenin doğru olmadığını söylüyor. Yani diyor ki: 223 bin işletmeye gençleri yolluyoruz. Parasını da biz ödüyoruz, 223 bin patronu mutlu ediyoruz. Gençler ölse de yaralansa da vazgeçmeyeceğiz.
Patronların bakanı Yusuf Tekin
Yusuf Tekin gençlerin yaralanmasından, sakatlanmasından ve hayatını kaybetmesinden sorumlu. Ama bu sorunlar Yusuf Tekin'in gitmesiyle çözülmeyecek. Çünkü asıl problem bu sistemin çarklarında. Yusuf Tekin yalnızca bu sistemin birkaç yıllık bir temsilcisi. Çünkü baştan sona sistem patronların çıkarlarına göre planlanmış. 2025 yılında yalnızca Koç ve Sabancı grubuna, yani iki aileye, devletten aktarılan para 50 milyar TL civarında. 390 bin MESEM'liye 2025 yılında verilen toplam para ise yaklaşık 32 milyar TL. Bu iki aileye, 390 bin emekçi gence kıyasla bir buçuk kat fazla para aktarıldı. Bu sistem, AKP yönetiminde daha da kötüleşmiş olsa da asıl sorumlusu AKP'den de önceye dayanan kapitalist düzen. Dolayısıyla Yusuf Tekin’in istifası ilk hedefken, asıl hedefimiz bu sistemi değiştirmek olmalı. Gençler MESEM'lerde değil, nitelikli iş öğrenme koşullarının olduğu meslek liselerinde iş öğrenmeli, nitelikli eğitim sağlanmalı. İhtiyacı olan her gence burs bağlanmalı. Mezun olduğunda iş sağlanmalı. Çünkü biz Yusuf Tekin'in iddia ettiği gibi bu yurdun ''üretim damarlarını kesemeye'' çalışmıyoruz. Asıl üretim damarlarını kesmek, yukarıda bahsedilen gibi, bu yurdun üreticilerini sömürmektir. Biz; üreticilerin, yani işçilerin ve emekçilerin, bu yurdu yönetmesi gerektiğini savunuyoruz.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et